Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ABD sanayisinin okyanus kıyısı en büyük tesislerinden birinde yüzleşti insanoğlu bu durumla. Hem de kuruluşun üretimi “Denizanası” tabir edilen canlı nedeniyle durunca.

        Denize bağlı boşaltım sistemindeki filtreleme donanımı arızalanmış. Kısa bir onarım seferberliğinin ardından, kanalların deniz ile buluştuğu noktada olağan dışı bir durum belirlenmiş.

        Meğer denizanaları boruları tıkamış. Açma çalışmaları başlamış. Ne mümkün? Açtıkça denizanası akını misli ile artmış. Teknik çalışmalara, deniz bilimleri ekipleri dahil olmuş.

        Meğer, denizanaları deniz suyundaki ekolojik denge yelpazesinde üstlendiği rolün doğal refleksini veriyormuş. Kirliliği temizliyor ve engelliyormuş. Ben böyle öğrendim mesela deniz analarının kirli sularda yoğunlaştığını mesela.

        KÖPEK VE KEDİNİN FARKI

        Kedimin tuvalet kabına kum koymayı unutarak iki gün evden ayrıldım, dönüşümüzde karşılaştığımız manzara buna örnek mesela. “İhtiyacını nerede karşıladı bu hayvan” araştırmamız, banyo küvetinde sonuçlandı. Küvetin ortasına da değil, mümkün olduğunca gider deliğini hizalamaya çalışmış garip. Utandım açıkçası.

        Neden mi? Adı koyulurken “Cevahir” gibi abuk, yabanlık çağrıştırdığı aymazlığına düşüldüğü gerçeği ile yüzleşmekten.

        Köpeğin kediden farkı, ilişkinizin nasıl olacağını kesinlikle onun değil, sizin belirliyor olmanız. Köpek şekillenmeye daha müsaittir anlayacağınız. Kedi ne ise odur. Ondan önemli bizim Cevahir’in o efsane refleksi.

        ACILAR SEVGİ İLE ZENGİNLEŞİR

        Meslektaşım, kardeşim Seçkin Öner, köpek yavrusu edinmiş. Labrodor-Pitbull kırması. “Köpeğin doğasında evde yaşamak olmaz” felsefesinde. Tartışılır ama iş yerinde barındırıyor. Kendisi yayıncı. “Bir dönüm bostan, yan gel Osman” tabir edilebilecek büyük bir Tariş anbarını iş adresi edindiğinden fiziki şartlar uygun. Yoldaş edinmiş kendisi ve çalışanları yavruyu. Seçkin, “Müdür” koymuş adını. Makam odasının kapısı hiç kapanmayan bir yönetici. Müdür’e bir kulübe yaptırmış kartondan.

        Makam masasının hemen yanında duruyor Müdürün battaniye ile döşenmiş kulübesi. Üçgen çatısında da “Müdür” tabelası asılı. “Çalışanları aşağılamıyor musun?” diyecek oldu ziyarete gelen dostlarından biri. “Acıların sevgi ile zenginleştiğini anlattı bize” dedi.

        Ardından ekledi; “Bir insan nasıl olur da kendisini başka bir canlının sahibi ilan edebilir? İnsan gibi kirlenmeye müsait değil. Geçmişin olumlu veya olumsuz aynası oluyor bize. Güçlü olduğu kadar saf olması ile sevgiden mamul haliyle insanlık dersi verdiği oluyor bize. İnsanın en yakın dostu kitaptır. Müdür’ün yaptığı öğretmenlik, kitaplara sığmayacak kadar derin!” Onlardan öğreneceğimiz çok şey var daha.

        Diğer Yazılar