Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Aldığımız şehri yakmışız güya. Söylemi dillendirenler içinde içimizden olan bile var. Bu kadar önemli yani. 2 gün sonra 9 Eylül. Araştırdım;

        Le Figaro (1923 - İzmir limanında görevli bir Fransız askerin günlüğü);

        ‘'5 Eylül: Yunanlılar çekilirken uşak şehrini sistemli bir şekilde yaktılar. Hiçbir gereği yokken yakılan Türk köyleri az sayıda değil. 7 Eylül: Türk ordusunun hızlı ilerleyişi Manisa'yı tahripten kurtardı. 9 Eylül: Dün gece tren ile İzmir'e intikal eden 300 Yunan askeri, şehri yakma ve tahrip etme tehditleri savurdu. Demiryolu atölyelerini koruyan Fransız birlikleri onların gardan çıkmalarını engelledi ve Urla'ya yönelmelerini sağladı. Bugün ise saat 10:30 da Türk askerleri İzmir'e girdiler. Böylesine uzun bir seferden sonra şaşırtıcı derecede sakin ve dürüsttüler. Paşa her türlü taşkınlık ve talanı önleme sözü verdi.''

        Le Figaro (20 Eylül 1922 İzmir'den geçilen ve yayınlanan haber);

        ‘'Yangın, Ermeni mahallesinden başladı. Çekilen Yunan askeri disiplinini kaybetmişti. Bu yüzden yangının kökeni konusundaki iddiaları şüphe ile karşılamak gerekir. Yangın konusunda Fransız hükümetine ulaşan bilgilerden hiçbiri bu felaketin sorumluluğunu Türklere yüklemiyor. Rodos'tan gelen bir telgrafta da İzmir'den gelen sayısız sığınmacının hiçbirinin yangını Türklere mal etmediği kaydediliyor. Pek çok tanığa göre suç, yangın çıkarmak ile görevli bir askeri birlik oluşturan Yunan askeri otoritelerine aittir.''

        Newyork Times (19 Eylül 1922) ; ‘'Mustafa Kemal akıllı adamdır, İzmir'i tahrip etmek istemez. Türk yüksek komuta heyeti aşırılıkları önlemeye çalıştı ama başarılı olamadı. Haberler sorumluluğun yarı yarıya olduğunu gösteriyor.''

        İzmir Sigortaları İtfaiyesi Komutanı Greskoviç'in raporu;

        ‘'11/12 eylül gece yarısından bir saat sonra ermeni mahallesinde yangın çıktığını haber verdiler. itfaiye erleriyle yangın yerine hareket edip, Rum hastahanesini geçerken 130-150 kadar çoluk çocuk ve kadın acı acı bağırıyorlardı. (ne bağırıyorsunuz?) diye sordum. (Ermeniler bizi yaktılar. Sayes hanı içerisinde oturuyoruz) dediler. Bunlar Rum idiler... 13 Eylül saat 10.30'da Ermeni mahallesinde ateş görüldüğünü haber verdiler. Ermeni kilisesinden 50 metre mesafede bir ermeni evinin yandığını gördüm. Evin alt katından şiddetli bir ateş çıkıyordu. Kilisenin binalarında ateş yoktu. Yalnız küçük bir bina civarında, bahçede 200 kadar yağlı (üzerine yağ dökülmüş) eşya balyası ile paçavralar bir yere toplanmış, üzerine de 200 kadar tüfek ve çokça cephane konmuş idi. Ateş de bunlar arasından çıkıyordu. Aynı zamanda ateş içerisinde devamlı patlamalar oluyordu...''

        Orası, bugünkü İzmir Fuar alanı. ‘'E ne olmuş?'' diyen ila ki çıkar. Kendileri, dünyada savaş ve barışın bir arada simgelendiği tek anıt alandır. Değerini biliyor muyuz sizce?

        Diğer Yazılar