Yağmurun sesi!
Hiç şikayetçi olmayın. Küresel ısınmanın nimeti kendileri. Bindiğimiz dalı kestiğimizin emareleri bunlar yani. ‘‘Kendimiz ettik kendimiz buluyoruz’’ demenin tam yeri. Haziran geldi, neredeyse geçecek; Mart griliği oturdu böğrümüze. Meteorolojik verilerde, daha da devam edecek görünüyor önümüzdeki günlerde. Turizm ve tarım zor durumda. Enflasyon desen arıtması olmayan şehir kanalizasyonuna döndü.
Tepemizden aşağı varille iniyor neredeyse 10 gündür. Hala millette yükselen tek nida (ses-çığlık) var; ‘‘Ömrümüzü yedin lan yağmur!’’ Kendini de aştı. Yaz günü çamur, taş (dolu) bile yağar oldu. Hala ‘‘Oto Sanayi Siteleri-Kapalı Otopark-Oto Yıkama mafyasının ortak bir çalışmasıdır’’ iyimserliğindeyiz. Hatta boyutu; yağış anında bardağa doldurup, ‘‘Muz Likörü-Kahve-Süt karışımı’’ diye masaya sunulacak hale geldi. Gece süt beyaz çamaşır asan, sabah kahverengi Dalmaçya puantiye benekli desen buluyor balkonda. Pasaklı bir evcil hayvana çevirdi neredeyse hepimizi.
Eskiden bir Venedik bilirdik. Şimdilerde Ankara’ya deniz getirdi. 100 yıllık Bebek semtini (İstanbul) literatürlere ‘‘Bebedik’’ diye işletti. Yakışan deyimi “Şaka Gibi’’. Milletin sosyal medya paylaşım yorumu ise ‘‘Şaşırma Haziran sen Nisan değilsin’’den ibaret. O da şaka gibi. Ne köy olur, ne kasaba bu kafadan. Hal böyle olunca, ben de şimdilerde kurbağa yağmuru bekliyorum. Olmadı asit yağmuru. Meteor dahi olur. Yağabilecek her şey yağsın madem. Temmuz-Ağustos’ta da çekirge yağmuru var malum.
Ulaştığı boyutla siyasi malzeme bereketi de mübarek. ‘’Gökten bile çamur yağıyor’’ diye bıdı bıdı yapılmasına neden olacak neredeyse. Zat-ı Şahanelerin ‘‘Allah rahmetini değil çamurunu yağdırıyor’’ şeklinde ibretlik masallarına da hazırlıklı olun bu paralelde.
“Anlamsız’’ buluyoruz bu hava şartlarındaki gariplikleri. Konuya tam anlamıyla vakıf olamayan kimselerin ruh halinde millet hala. Düzensiz akan mevsim fotoğrafları dizini, milletin kafasında hala soru işareti. İnsanın bir eli ümit denen denizdeyse, diğeri ümitsizlik çukurunun en dibinde oysa.
Bizden söylemesi. “Eskiden buraları dutluktu-çamlıktı-zeytinlikti’’ deyişleri de geride kalmak üzere. Falda görünen “Burası dünya idi” deyimi. Oysa; küresel ısınmanın nimeti kendileri. Ektiğimiz biçiyoruz ve biçeceğiz yani! Tam bir “Al gülüm- ver gülüm” hali!
Şikayet yerine, dünyayı ne hale getirdiğimizin ayırtına varalım artık bari! Benim duyabildiğim; bunları diyor zamanı şaşırdığını sandığımız yağmurun sesi.