Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        EW York seyahatimde merakla görmeyi beklediğim sergi Urs Fischer’ın ‘Marguerite de Ponty’ adlı sergisi. Bu sergi, her zaman yeni fikirlere ve çağdaş sanatın taze örneklerine yer veren müzelerden birisi olan Bowery’deki New Museum’da birkaç ay önce açılmıştı. Merakımdan bu sergiyle ilgili birçok yazı okumuş, görsellere bakmıştım. Ama keşke neyle karşılaşacağımı hiç bilmeden girseydim müzenin kapısından. Çünkü 3 kata yayılan büyüleyici işler, şaşırtmak üzere kurgulanmış adeta! Urs Fischer ilginç bir sanatçı. Birkaç sene önce New York’lu galericisi Gavin Brown’un mekânında kazdığı kocaman çukurla, bomba düşmüş etkisi yakalayarak izleyenleri hayrete düşürmeyi başarmıştı. Fischer şimdi de 7 Şubat’a kadar New Museum’da.

        SANATSAL İLLÜZYON Heyecanla girdiğim müzede biletimi alır almaz görevliler sergiyi 4. kattan başlayıp aşağı katlara doğru inerek izlememi öneriyorlar. Bu kata asansörle çıkar çıkmaz kendimi, kalabalık bir turist grubunun rehberinin ağzından sergiyi dinlerken buluveriyorum. Birden kendimi çok garip bir çevreyle sarmalanmış hissediyorum. Beş devasa alüminyum heykel arasında kayıp bir çocuk gibi dolanırken, heykellerin üzerinde dev parmak izlerini gördüğümde, bu çalışmaların Fischer’ın çamurdan şekillendirdiği garip formların devleşmiş halleri olduklarını fark ediyorum. Köşede, bir kutudan fırlamış iskelet parçaları görünüyor. Metamorfoza uğrayan pembe sokak lambası ise eriyip bükülmüş. Üçüncü kata iniyorum. Gariplikler devam ediyor. Burada duvar kağıdı mimari imgeye dönüşmüş. Bire bir fotoğraflanan duvarlar ve tavan, mekânın görüntüsünü yansıtan duvar kağıdı şekline getirilerek alan içinde alan yaratılmış. Artık gerçek nerede bitiyor, illüzyon nerede başlıyor algılamak iyice zorlaşıyor. Bu baş döndüren gelgitler arasında, tavandan misinayla sallandırılan hilal şeklindeki kruvasan ve üzerine konmuş kelebek dikkatimi çekiyor. Eflatun bir piyano, sanki görünmez bir gücün etkisi altında eriyivermiş. Garipliklere odaklanmışken, duvardaki küçük deliğe doğru yürüyorum. Benim hareketimle içerden hızla çıkıp, aynı hızla deliğin içine saklanan bir dil var o delikte. Bir alt kata daha iniyorum. Burada olaylar deyim yerindeyse iyice çığırından çıkıyor. İllüzyon ve gerçek yer değiştiriyor. 50’den fazla, farklı boylardaki krom kutu tüm mekâna yayılmış. Hepsi ayna kaplı ve her bir kutunun üzerinde farklı imgelerin önden, arkadan, yanlardan ve üstten çekilmiş görüntüleri var, hiperreal! Tuhaf bir optik oyunun içindeyim. Ekmek, armut, ayakkabı, çakmak, gitar gibi birçok olağan nesne, hiç de olağan olmayan bir şekilde karşımda duruyorlar.

        NEW MUSEUM MERCEK ALTINDA New Museum, 3 Mart’ta Jeff Koons’un küratörlüğünde açacağı ‘The Imaginary Museum: Dakis Joannou Collection’la ilgili sanat çevreleri tarafından eleştiri bombardımanına tutulurken, Zürih’li ‘yaramaz çocuk’ Urs Fischer’ın son dört senelik çalışmaları da müzeye çok fazla prestij getiremiyor. New York sanat çevresi çok acımasız...

        Diğer Yazılar