Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

'Yoksulluk ve sıkıntı toplumlara dokununca, onları ortadan kaldırmaya çalışmak yerine Allah'a isyan edercesine feryat etmek, insanların cennet imtihanını kaybetmesine neden olur'

Kuran-ı Kerim'de Yüce Allah bir psikolojik depremden (Ahzab, 11), fcbir de kıyametin kopuşundan (Zilzal, 1); aşağıda vereceğimiz ayette de sosyolojik depremden bahsetmektedir. Şimdi ayeti ele alabiliriz:

"Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet peygamber ve beraberindeki müminler 'Allah'ın yardımı ne zaman?' dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır." (Bakara, 214).

Bu ayetten şu neticeleri çıkarabiliriz: Yüce Allah, farklı inanca mensup gruplar arasında çatışma olacağı gerçeğini vurgulamakta; 213. ayetteki ihtilafların kavgaya, kavganın da savaşa dönüşebileceği olgusunu gözler önüne sermektedir.

Ayetin "Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?" bölümü, yeni bir din ve peygamberin gönderildiği toplumlarda benzer olguların meydana geldiğini ve bunun bir süreç olduğunu anlatmaktadır.

İMTİHANDAN KİMSE KAÇAMAZ

"İnsanlar (sadece) 'inandık' demeleriyle bırakılacaklarını ve imtihana çekilmeyeceklerini mi sanıyorlar? Andolsun ki, biz kendilerinden öncekileri de denedik, o halde (bugün yaşayanlar da sınanacak ve) elbette Allah, doğru davrananları ortaya çıkaracak ve yalancıların da kimler olduğunu gösterecektir." Sadakat gösterenler ile yalandan iman edenleri belirlemek için imtihan şarttır. İmtihan bu farkı ortaya çıkaracaktır. İmtihanın soruları, sıkıntı, ıstırap ve çile olacaktır. Bu tarz imtihan, ilahi bir uygulamadır. Hz. Muhammed'in ümmeti de ondan öncekiler gibi bu imtihanı yaşamış ve yaşayacaktır.

İKİ OLGU ARASINDAKİ FARK

Yoksulluk, öylesine ağır bir oluşumdur ki, demir gibi güçlüdür. Ortadan kaldırılması da o denli güçtür, zordur. İşte bu nedenle Yüce Allah, yoksulluğu, imtihan sorusu haline getirmiş. Fakat ayette geçen bu kavramın fail (özne) olması ilginçtir. Yüce Allah, yoksulluğu kendisinin verdiğini söylemiyor; tam tersine onlara yoksulluğun dokunduğunu/isabet ettiğini söylüyor, yani yoksulluğu cümlede "özne" olarak kullanıyor. Demek ki, bir Allah'ın verdiği yoksulluk; bir de insanın yaptıklarıyla gelen yoksulluk vardır. Yoksulluk ile fakirlik arasında fark vardır. Fakirlik, üstesinden gelinebilen. Ama yoksulluk müzminleşmiş, demir gibi katılaşmış ve elem verici bir hale gelmiş, çözümü çok zor olan bir yapıyı temsil eder olmuştur. Onun içindir ki Yüce Allah, Hacc 28'de bu kavramları ayrı ayrı kullanmaktadır.

Ayette sıkıntıdan da bahsedilmiştir. Geçmiş toplumlara dokunan sadece yoksulluk değildir, aynı zamanda sıkıntı da dokunmuştur. Ayette geçen "eddarrâ" kelimesi, "felaket ve musibet" manalarına da, "korku" manasına da gelmektedir.

BAYRAKTAR HOCA YANITLIYOR

"Düşünüp akledebilmeniz için Kuran'ı Arapça olarak indirdik" ayetinin manası nedir? Arapça'nın diğer dillere bir üstünlüğü veya kutsallığı var mıdır? H.A.

Benim Kuran-ı Kerim'den anladığıma göre, yani Kuran hakkında 11 bin sayfa tefsir yazan biri olarak şunu söyleyebilirim: Arap dili, ilahi vahyi en güzel anlatan bir dildir. Çünkü kelimeleri doğurgandır. Çok derin anlamlara sahiptir. Bu bakımdan Kuran-ı Kerim aynı zamanda Rabca'dır. Çünkü Allah, Arapça'ya yeni kelimeler kazandırmış, var olan kelimelere farklı anlamlar yüklemiştir. Herhangi bir dile kutsallık payesi vermek doğru değildir. Ama dilleri ve onların farklı oluşunu Allah yaratmıştır.

■ Herhangi bir mezhebe tabi olmak gerekiyor mu? Ya da bir ibadetimizi bir mezhebe göre, diğerini başka mezhebe göre yapabilir miyiz? N.R.

İbadetin, beşerin kurduğu mezhebe göre olması şart değildir. Allah'ın emri ve peygamberin sünneti yeterlidir.

■ Hocam, sağ ve sol omuzlarımızda melekler olduğu söyleniyor. Bu doğru mu? Her zaman bizimle mi birlikteler? H.D.

Kaf Suresi'ndeki ayeti kerimeye göre, sağ ve sol omuzlarımızda melekler oturur. Bu melekler bizim amellerimizi kaydederler.

İSYAN EDİLMEMELİ

Sıkıntı ve korku psikolojik kaynaklıdır; ama felaket ile musibet dış sebeplerden kaynaklanan sosyal boyutlu kavramlardır. Felaket ve musibetler toplumda sıkıntı ve korku uyandırırlar. Bu yakınlıkları nedeniyle Yüce Allah onları tek bir kelimeyle, darra

kelimesiyle ifade etmiştir. Yoksulluk ve sıkıntı toplumlara dokununca, onları ortadan kaldırmak yerine Allah'a isyan edercesine feryat etmeleri, imtihanı kaybetmelerine neden olacaktır.

Yoksulluk ve sıkıntının topluma neler yaptığını anlatırken Yüce Allah zelzele kelimesini kullanmakta; zülzilû "sarsıldılar" buyurmaktadır. Aslında zilzâl, "kıyametin kopması, şiddetli deprem" manasına geldiği halde, yoksulluk ve sıkıntının meydana getirdiği "sosyal depremi" de ifade etmektedir.

Zilzâl, yorumunu yapmakta olduğumuz Bakara 214'te yoksulluk ve sıkıntının meydana

getirdiği psikolojik korku ve sosyolojik sarsılma manasına gelmektedir.

Bütün bu manalardan hareketle diyebiliriz ki; çeşitli nedenlerden ötürü insanın içinde sıkıntı ve korkunun öne geçip bütün güven duygularını devre dışı bırakmasını, daha sonra topluma sıçrayıp içtimai dengeleri altüst etmesini, ahlaki yapının temellerinin çatırdamasını ve nihayet kötülükle savaşırken dehşet içinde kalmayı an latan bir kavram la karşı karşıyayız.

Psikolojik ve sosyolojik manasıyla bu depremin din olgusu ve eğitimini de sarstığını, yorumunu yapmakta olduğumuz ayetten öğrenmekteyiz.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar