Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Yüce Allah, Hz. Peygamber ve müminlerin mütevazı, alçakgönüllü olmasını istemektedir. Böbürlenmek veya kibirlenmek, peygamber ahlakının dışında kalan bir durumdur

GÜNÜMÜZ İslam âleminde olanlar, Kuran ve onun öngördüğü peygamber ahlakından çok uzağa düşmektedir. Bunu şu şekilde açıklayabiliriz: Hz. Peygamber'in ahlakını düzenleyen ayetlerden bazıları, onun alçakgönüllü olmasını, bunu hayata geçirmesini temin etmiş ve bunu müminlere sünnet olarak bırakmasını sağlamıştır. Şimdi onun alçakgönüllülük diyebileceğimiz ahlaki boyutunu oluşturan ayetlere geçebiliriz:

■ "Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen ne yeri yarabilir ne de boyunca dağlara ulaşabilirsin." (İsra, 37)

Yüce Allah birinci derecede bu emri Hz. Peygamber'e vermektedir: Böbürlenmek veya kibirlenmek, peygamber ahlakının dışında kalan bir durumdur. Yüce Allah, peygamber ahlakını oluştururken şu bilinci vermektedir: Kibir, insanı en çok küçülten, insana yakışmayan şeytani bir davranıştır.

■ "Rahman'ın kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında, 'Selam' deyip geçerler." (Furkan, 63)

Bu ayet ile bir öncekini birleştirirsek şu gerçeği görürüz: Yüce Allah, Hz. Peygamber ve müminlerin yürüyüşünü bile düzenlemekte, onların mütevazı, alçakgönüllü olmasını ahlaklarının bir boyutu haline getirmektedir. İsra 37'de doğrudan Hz. Peygamber'e hitap ederken, Furkan 63'te genel olarak müminlerin davranışını belirlemektedir. Her iki ayeti yan yana getirince, Hz. Peygamber'den müminlere giden bir çizgi izlendiği, yani fertten topluma gidiş metodu görülecektir. Kuran ahlakı, peygamber ahlakına, her ikisinin Müslüman ahlakına dönüştüğü ifade edilmektedir.

■ "Müminlere alçakgönüllü ol." (Hicr, 88)

Müminlere alçakgönüllü olması, Yüce Allah'ın Hz. Peygamber'e emridir. Alçakgönüllülük Kuran'ın oluşturduğu peygamber ahlakının bir parçasıdır. Bu peygamber ahlakı müminlere yansıması gereken bir özelliktir. Müminlere yansımasını da Fetih Suresi'nin 29. ayetinde bulmaktayız "Muhammed ile beraber olanlar kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler."

■ "Andolsun size içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir." (Tevbe, 128)

Kuran'dan gelen peygamber ahlakının önemli ilkeleri, olmazsa olmazlarından bazıları bu ayette yer almaktadır. Hz. Peygamber, müminlerin sıkıntıya düşmesini istemez, düşerlerse çok üzülürdü. Onlara çok düşkündü; onlara şefkat ve merhametli davranırdı. Bu özellikler bize Kuran ve Hz. Peygamber sünnetinin bıraktığı ahlakın unsurlarıdır. Şefkat ve merhamet taşımayan, alçakgönüllü ve mütevazı olamaz.

Müminler de Kuran'dan gelen bu peygamber ahlakına bürünmeli ve hayata geçirmelidirler. Müminler de birbirlerine karşı şefkat ve merhametli davranmalı, sıkıntılarını paylaşmalı, birbirlerine düşkün olmalıdırlar.

Günümüzün müminleri, mezhep ve gruplar nedeniyle birbirlerine karşı düşmanca davranıyor, birbirini öteliyor, şefkat ve merhameti kurban etmiş gibi görünüyorlar. Hz. Peygamber'in ahlakını bir tarafa atmış, sünnet sözü sadece ağızlarında kalmıştır. Bazı müminler sıkıntı çekerken diğerleri hiç aldırma-makta, aralarındaki mezhep farkından dolayı adeta "Oh" çekmektedirler.

Neredesin ey sıkıntıyı paylaşmak, neredesin ey birbirine düşkün olmak, neredesin ey şefkat ve merhamet? Ne zaman doğacaksın bu müminlerin gönlünde? Sensiz yanmakta, gönüller kavrulup çatlamakta, sosyal ilişkiler komaya girip can çekişmektedir. Sensiz Kuran'ın oluşturduğu peygamber ahlakı insanlığın ötesinde kalmış, müminler onu gözyaşlarının damlalarında aramaktadır.

Müminler birbirini boğazlıyor, müminleri boğazlayanlara hiç tepki verilmiyor. Sen bizden uzaklaştın, bizi zehirli yılanlar sardı. İnsanlık, özelde müminler ne hale geldi, kuruyan düşmanlık dereleri akmaya başladı, artık şefkat ve merhametin gönülde dönen çarkları durdu, nefsin ateşi yanmaya başladı.

BAYRAKTAR HOCA yanıtlıyor

Kilisede namaz kılınabilir mi?

■ Müslüman bir kişinin gezip görmek amacıyla kiliseye gitmesi doğru mu? Kilisede namaz kılınabilir mi? K.S.

Hac Suresi'nin 40. ayetine göre kilise bir ibadethanedir. Gezip görmek için kiliseye gitmekte bir mahzur yoktur. Namazı istediğin yerde kılabilirsin, kilisede de namaz kılınabilir.

Mezarlıkta kabir üzerine oturulur mu?

■ Kabir üzerine oturmak veya kabir toprağına basmak günah mı? L.C.

Hayır günah değildir. Ama ölüye saygı göstermek gerekir. Bu nedenle mecburiyet yoksa basmamakta fayda vardır.

Kurban kesmenin ölçüsü nedir?

■ Hocam Kurban Bayramı yaklaşıyor. Kurban kesmek farz mıdır ve kesmenin maddi ölçüsü nedir? V.N.

Kurban kesmek farzdır. Evinin 6 aylık geçimini ayırdıktan sonra arta kalan paradan kurban kesilir.

Cuma namazı kaçırılırsa ne olur?

■ Cuma namazını kaçırmışsak yerine öğle namazı mı kılmalıyız? Z.V.

Evet, cuma namazını kaçıran bir kişinin öğle namazı kılması gerekir.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar