Medeni toplum barışı ister
Barışın olmadığı bir dünya sıkıntılı, sancılı ve ıstıraplı olmaya devam edecektir. Bu nedenle barış ağacının dalları, gönülden aileye, oradan topluma ve tüm dünyaya yayılıp insanlığı sarmalamalıdır
MEDENİ toplumun temel özelliklerinden biri, hem içeride hem dışarıda barışa tutkulu olması, ona koşması, onu araması, tüm müesseselerini onun hizmetine sunmasıdır. Eğitimini, siyasetini, hukukunu ve ekonomik faaliyetlerini barışın hizmetine sunması bir toplumun medeni olduğunun göstergesidir. Şimdi medeni toplumun gerçekleştirmek istediği barışın boyutlarını görebiliriz.
1. ALLAH İLE BARIŞIKTIR
Medeni toplumun eğitim anlayışında yetiştirmek istediği kişiler, Allah ile barışıktır. Yüce Allah vahyini gönderirken amaçlarından biri, kendisiyle barışık olmayan insanlara bir zeytin dalı uzatıp onların kendisiyle barışmasını sağlamaktır. İnsanlar günah işledikçe, şirke ve inkâra saptıkça Allah'tan uzaklaşıyor ve O'nunla aralarında olan barışı katlediyorlar. Allah, bu barışı gerçekleştirmek için vahyini gönderiyor, o vahyiyle barışın şartlarını açıklıyor.
Medeni toplumun eğitim sistemi bu ilahi barışın öğretilerini insanların zihnine ve gönlüne kazıyor, böylece Allah ile barışık bir toplum oluşturuyor. Allah ile barışık olan toplumun halkı, yüce Allah'ın şu sorusunu cevaplandırmaktadır.
"Bu Kuran kovulmuş şeytanın sözü değildir. O halde nereye gidiyorsunuz? Bu Kuran, sizden doğru yola gitmek isteyenleriniz için bütün âlemlere bir öğütten ibarettir" (Tekvir, 25-28). Bu ayetler grubunun içinde yer alan "O halde nereye gidiyorsunuz?" sorusuna cevap olarak şu ayetin gereğini yerine getirirler: "Artık hepiniz Allah'a koşunuz" (Zariyat, 50). Sorunun cevabı sözle değil, eylemle verilmektedir. Tıpkı Hz. İbrahim'in şu sözü ve eylemi gibi... "Şüphesiz ben Rabb'ime gidiyorum" (Saffat, 99).
Medeni toplumun halkı öyle bir din eğitimi almıştır ki, nereye gittiğinin bilincindedir. "Allah'a koşun, nefsin ve şeytanın hapishanesinden firar ederek Allah'a doğru gidin" emrini eylemle cevaplandırır. Onların aklı ve gönlü Allah'a doğru yol alır, akar ve Allah ile barışık olmanın mutluluğunu yaşar. Yüce Allah ile barışık olan akıl ve gönül O'na doğru giderken, O'na doğru firar ederken bu barışın ispatını yapmış ve barışı eyleme dönüştürmüş olur.
2. KENDİ İÇİNDE BARIŞIKTIRLAR
Medeni toplumun halkı, eğitim yoluyla şu ayeti kendi ruhlarında özümsemişlerdir: "Ey iman edenler! Hepiniz birden barışa giriniz!" (Bakara, 208).
Barışa girmenin bir boyutu da kendi içinde aklı ile gönlü ve nefsinin barışa girmesidir. Akıl ile nefis arasında devam eden amansız mücadelenin son bulması, aklın egemenliğinde barışmaları medeni toplum halkının ana özelliklerinden biridir. İç âlemlerinde barış olmayanların dıştaki barışı oluşturmaları imkânsızdır. Kendi içlerindeki kavgayı bitiremeyenler, dıştaki kavgayı nasıl bitireceklerdir? İçlerinde çatışma olan insanlar, hem kendi toplumlarında hem de dünya insanlığında barışın canına kıymaktadırlar.
3. AİLEDE BARIŞ
İnananların toplumsal bütünlük içinde barışa girmelerinin bir boyutu da aile içindeki barıştır. Kişinin gönlünden çıkan barış ağacı, dallarını önce aile içindeki ilişkilere sarmakta, dolamakta, oraya hayat vermektedir. Eşler arasındaki barış giderek çocuklar arasında yaşamaya devam eder. Ailedeki barış sükûnete, sevgiye, merhamete ve düşünceye bağlıdır. O değerlerin üzerinde oturur.
Gönülden çıkan barış ağacının dalları aileyi sarınca, sosyal barışa dönüşmektedir. İçsel barış sosyal barışa dönüşmeye burada başlamakta, ilk adımını orada atmaktadır. Aile içindeki barışın en azılı düşmanları, kadın ve erkeğin cehaleti, birbirlerine kibirli davranmaları, güvensizlik, aşırı kıskançlık, sevginin yaralanması, beklentilerin suya düşmesidir.
Bu olumsuzlukların oluşturduğu, büyüttüğü canavar barışı katlederken, parçalarken, insanlık seyretmektedir. Eğitimciler bu canavarı besleyen olumsuzluklarla uğraşmaları gerekirken, daha tali şeylerle uğraşmaktadırlar. Ailedeki barışın yaşaması için gerekli olan manevi donanıma yönelik eğitimin verilmemesi, aile hayatını, ocağını o yüce değerlerin kesildiği mezbahahane haline getirmiştir.
Olumsuzluklar canavarı saygı, sadakat, tahammül, sabır gibi değerleri parçalarken kanlarını topluma sıçratmaktadır. Aile olmanın onuru, sorumluluğunun ışıkları sönerken, o olumsuzluklar canavarını da göremez oluyorlar. Aile hayatında var olması gereken değerler, barışı katledecek olan bu canavarı yok eden bağışıklık sistemine dönüşmelidir.
4. ULUSAL BARIŞ VE DÜNYA BARIŞI
Barış ağacının dalları, gönülden aileye, oradan topluma ve tüm dünyaya yayılıp insanlığı sarmalamalıdır. Bakara Suresi'nin 224. ayetinde "insanlar arası barışı gerçekleştirmek" konusu gündeme getirilmektedir. Hucurat 10'da inananlar arasında, bu ayette de tüm insanlar arasında barışı hedef alarak koymaktadır.
Zihin bakımından insanlar gelişiyor, ama gönül bakımından geriliyor. Bilimsel bilgi artıyor, ama ona paralel gerçek inanç, sevgi ve merhamet denen yüce değerler kayboluyor. İnsanın gönül boyutu dumura uğruyor. Bu sefer de bilgiyi teknolojiye çeviren insan canavarlaşıyor. Çocuk, kadın, suçsuz insan demeden öldürülebiliyor. Bu canavar insan türü, barış yapmakta zorlanıyor.
Uluslararası barışın olmadığı bir dünya daima sıkıntılı, sancılı ve ıstıraplı olmaya devam edecektir. Müslümanlar bu sıkıntı, sancı ve ıstırapları gidermekle kendilerini yükümlü hissetmelidirler. Bu yükümlülüğün altına giremeyen toplum, medeni toplum olamaz.
Barış yapamayan insanlık, iradesini şeytana teslim etmiş demektir. Bakara 208'e göre, barışı gerçekleştirmeyenler, şeytanın izini takip ediyorlar demektir. Barışı yaralayan, önüne engel koyan, onun için çalışmayanlar, şeytanın egemenliğine girmişlerdir. Şeytanın en büyük başarısı, insanları barıştan koparmaktır.
Barışı parçalayanları seyreden şeytan, zevkinden dört köşe olmaktadır. Enfal Suresi'nin 61. ayetine göre, Hz. Peygamber barış isteyenlere uçarak yanaşmalıdır. Onun için medeni toplumun lider ve halkı, barışa uçmakla yükümlüdürler. Barışa kanat açmak, mutluluğa, hayata güzelliğe, insan olmanın onuruna kanat açmaktır, uçmaktır.
Barış olmayan yerde, Allah'ın merhameti inmez. Yüce Allah'ın merhametini yeryüzüne indiren en önemli güçlerden biri barışın olması ve barış için gereken davranışları sergilemektir. Barışsız takva olmaz. Takva manevi koruyucu sistemdir. Barış da düşmanlıktan, savaştan, ölümden koruyucu olduğundan takvanın çok önemli bir parçasını teşkil etmektedir. Toplumsal takva da toplumsal barışla sağlanabilir.
SORU CEVAP/
At eti yemek
günah mıdır?
* Hocam, etlerin içine at eti katılması gündemde. At eti haram mıdır? Ben bir tek domuz eti haram diye biliyorum da. S.E.
Büyükbaş hayvanların etinin yenmesi için dört bacaklı, çift tırnaklı, otobur ve geviş getiriyor olması gerekir. At çift tırnaklı değil ve geviş getirmediği için eti yenmez.
iPad'den Kuran
yemini olur mu?
* iPad ya da dizüstü bilgisayara Kuran indirilip üzerine yemin edilir mi? D.S.
Kuran-ı Kerim üzerine yemin etmek için el basmak şart değildir. "Kuran'a yemin ederim" demek yeterlidir. Kuran-ı Kerim üzerine ilk defa yemin eden Allah'tır. Allah, Kuran'ın üzerine el mi basmıştır!
Dua toplu edilirse
daha mı etkilidir?
* Toplu halde yapılan dualar Allah katında daha mı etkilidir? T.K.
Şüphesiz daha etkilidir. Ancak toplu halden ziyade gönülden, samimi yapılan dua daha önemlidir.
Hutbeyi kaçıranın
namazı olur mu?
* Cuma hutbesine yetişemeyen kişinin namazı geçerli olur mu? K.M.
Evet geçerli olur.
- İçteki bozulma toplumu yıkar11 yıl önce
- Üstünlük sosyal statüyle olmaz11 yıl önce
- Dostunu düşmanını tanımak11 yıl önce
- Belaya sevinmek münafıklıktır11 yıl önce
- Müslüman barıştan yana olmalı11 yıl önce
- Yumuşak kalpli davranmak11 yıl önce
- 'Fitne, savaşmaktan kötüdür'11 yıl önce
- Zarar veren müesseseler11 yıl önce
- Kendini savunma hakkı şahsiyete11 yıl önce
- 'Birbirinizin ayıplarını araştırmayın'11 yıl önce