Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Astana gibi zayıf takımlar, bu seviyelerde evlerindeki maçlara yaldır yaldır başlarlar. Genelde 10 dakika süren bu tür tempolu aksiyon, favori takımın topa sahip olması, tempoyu ayarlaması sonucu biter. 11. dakikadan itibaren favori takım sazı eline alır ve yavaş yavaş rakip alana yerleşirler, sonra da kaliteleri ile öne geçerler. Dün de Astana Arena’da ilk 30 dakika aynen böyle yaşandı. G.Saray hiçbir şey oynamadan sadece rakip alana yerleşme fırsatı verecek pas kaliteleriyle öne çıktılar ve Bilal’in şahane vuruşuyla öne geçti. Buraya kadar her şey tamamdı. ‘Tamam’ olmayan şey golden sonra 2’yi bulacak oyun formatına geçmemekti. Bu tür takımlara karşı muhakkak 2 farkı bulmak lazım. 30’dan devre sonuna kadar G.Saray baskıyı artırmalı ve bindirmelerle pozisyon üretimine çabalamalıydı. Soru şu ki bunu nasıl yapacaktı? Umut da Burak da savunma arkasına koşucu oyuncu. Burak biraz olsun yapmaya çalışsa da Umut kesinlikle sırtı kaleye dönük durabilen ve arkasındaki 3’lüye pas opsiyonu olamayan bir santrfor tipi. Yasin sürekli top ezip, Poldi de kaleden uzakta topla buluşunca rakibi kaleye itemediler. Denayer ve Carole hiç sıfıra inemediler. Yine de ilk yarıda pozisyon vermeden 1-0 önde içeri girmek önemlidir.

Ama 2. yarı başlar başlamaz Astana maçı ele aldı. Pas da yaptılar, kanatlara çok iyi indiler, oyun yönünü hızlıca değiştirdiler. 64 ve 65’te ‘geliyorum’ diyen gol Semih’in her zamanki ayakta duramama hatasından sonra geldi. Ama golün geldiği 77’ye kadar G.Saray’ın pozisyonu bile yoktu. Oyun hakimiyeti yoktu. Pas yapamadılar; tempo ayarlayamadılar. Jose-Bilal-Selçuk sahadayken bile pas yapılamaması açıklanamaz bir durumdur. Hamza Hoca, Jose hamlesi ile pas opsiyonlarını artırmayı düşünse de bu da tutmadı. 2. yarıda ‘nasıl olsa kaybedecek bir şeyimiz yok’ diyen Astana’nın elinden geleni yapmaya gayret gösteren oyun planına en ufak bir tedbir geliştirilememesi sadece hocaya değil, oyunculara da fatura edilmesi gereken bir sorundur. Sinan’ın Allah’ın lütfu golü bile temsilcimizi kendine getiremediyse takımda sadece oyun değil psikolojik kırılmalar da var demektir. G.Saray ciddi sorunları olan bir takım. Bir kere nokta santrforu yok. Burak yokken oynayan Umut daha çok 2. santrfor ve forvet. Bu yapıyla 4-2-3-1 oynanamaz. Muhakkak başka bir sistem düşünülmeli. A oyuncusu yerine B oyuncusu denemesi sorun gidermez. Yapıyı değiştirmeyi düşünmek lazım. Takım savunması zaten zayıf ama bireysel savunmacı kalitesi de düşük. Bu skor Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkma ümidini gayya kuyusuna atmıştır.

TÜRK HAKEM EYYAMI

Selçuk, rakibi ensesinde hissedince ekseni etrafında döndü ve dizlerini kırıp kendini yere bıraktı, faul çalınacağını düşündüğünden topu eliyle tutunca sarı gördü. İşte demek istediğim bu. Selçuk, Türk hakemlerin hepsinin burada lehine faul çalacağını bildiğinden kas hafızasına, kendini yere bırakıp faulü yerleştirmiş. Avrupa’da hakemler çalmıyor, kart gösteriyor.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar