Son Dakika

Mardin'e her şey yakışır, bienaller de sergiler de

03.10.2018 - 02:26 | Güncelleme:

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2017 yılı gelir ve yaşam koşulları araştırmasına göre Mardin; Batman, Şırnak ve Siirt’le birlikte yılda kişi başına 9.872 lirayla fert gelirinin en düşük olduğu illerden biri. Yani bir Mardinli’nin evine getirdiği para kişi başına aylık 140 dolar civarında. Oysa Mardin, rüyamsı bir kent ama hem göçmenler hem de terör epey ürküttü dışardan gelenleri. Oraya ne yatırım yapılsa, ne kadar turist çekse, hakediyor Mardin. 4 Mayıs 2018’de başlayan ve 1 ay süren 4. Mardin Bienali sırasında kent cıvıl cıvıl yerli yabancı turistle doluydu. Aynı anda Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi’nde de Ai Weiwei sergisi açılmıştı. Düşünebiliyor musunuz; Çin’de doğan, şu anda Almanya’da yaşayan dünyaca ünlü güncel sanatçı Ai Weiwei Mardin’de. Kendi bile inanmamıştı Mardin’e, İstanbul’daki serginin bir kısmının taşınacağına. Eski bir süvari kışlası olan Mardin Kent Müzesi, Sakıp Bey’in vasiyeti üzerine Sabancı Vakfı tarafından restore edilip müze-sanat galerisine dönüştürülmüştü. Bir takım sıkıntılar yaşadı bina ve nihayet Mardin Bienali sırasında tekrar kavuştu eski mekanına. Dilek Sabancı’nın maddi, manevi katkıları hiç yadsınamaz bu konuda.



MARDİN’İN MAVİ GÖKYÜZÜ

Bu günlerde Mardin Kent Müzesi’nde mimar-şehir planlamacısı-fotoğrafçı Murat Germen’in “Fotoğrafın Türlü Halleri-Murat Germen: Kesit Retrospektif” başlıklı fotoğraf sergisi var. Bu serginin ilk tohumları Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer’in birgün Bozlu Art Project’te Murat Germen’in ‘Bulut’ sergisini gezmesi sırasında atıldı. Mardin’in gökyüzünün fotoğrafı da diğerlerinin arasındaymış. Bu fotoğrafı gören Nazan Ölçer, sanatçıya Mardin’de de bir sergi açmasını önerdi.

 

Murat Germen
Murat Germen

 


FOTOĞRAFIN TÜRLÜ HALLERİ

Murat Germen uluslararası bir fotoğraf sanatçımız bildiğiniz gibi. İstanbul Teknik Üniversitesi, Şehir Planlaması bölümünden mezun, sonra Fullbright bursuyla ABD’nin çok ünlü, girmesi zor, çıkması zor üniversitelerinden Massachusetts Institute of Technology (MIT)’den mimarlık yüksek lisansı aldı. Türkiye’de hiç bir mimarlık bürosunda çalışmadı ama Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde fotoğraf, sanat ve yeni medya dersleri veriyor. Dünyanın neredeyse her ülkesinde sergi açtı, müzelere, koleksiyonlara fotoğrafları girdi, Skira (Italyan) gibi çok önemli bir kültür sanat yayıncısından ve MASA’dan  (Türkiye) iki tane de monografik kitabı var. Kentleşme, kentsel dönüşüm, yatay binalardan dikey binalara geçiş, bu betonlaşma nedeniyle çevreye verilen zarar, Murat Germen’in sürekli kafasını meşgul eden konular arasında. Murat Germen’le yaptığımız sohbetten bazı başlıkları aktarmak istiyorum.


AVM VE GÖKDELEN TASARLAYAN FİRMALARDA ÇALIŞMAM

Serfiraz Ergun: Hiç fiilen mimarlık yaptınız mı?

Murat Germen: Yaptım ama hiç kendi ofisim olmadı. ABD’de okuldan sonra sosyal içerikli projeler yapan bir mimari büroda çalıştım. İhtiyaç sahibi gruplara tasarım ve mimarlık hizmetleri veriyorlardı. 1993’te Türkiye’ye döndüğüm zaman böyle bir işyeri bulamadım. AVM, gökdelen tasarlayan büyük mimari ofisler vardı, ben de onlara çok sıcak bakmadım. Şu anda sevinerek görüyorum ki bu anlamda niyetleri hatta eylemleri olan bürolar var.

 

Murat Germen serginin açılışında bir konuşma yaptı.
Murat Germen serginin açılışında bir konuşma yaptı.



NİKON S2 İLE LİSE 1

SE: Ne zaman fotoğraf çekmeye başladınız?

MG: Lise 1 gibi diyebilirim. Babamın iyi bir makinası vardı. Bir Nikon S2, bir de perspektif düzeltme lensi vardı. Yani ben çok erken dönemde bu özel lenslerle tanışma fırsatını elde etmiştim. Sonra şehircilik ve mimarlık eğitimleri geldi. Tıpkı bir kalem ve kağıt gibi eğitim sırasında fotoğraf makinemi ve lenslerimi yanımda taşırdım. Yani görsel notlarımı ben fotoğraf makinamla yaptım. Beğendiğim binaları, kentleri, yolları, duvarları çektim durdum... Yani hobim mesleki bir araca çevrilmiş oldu.

SE: Yani bugün bizim akıllı telefonlarımızı kullandığımız gibi.

MG: Öğrenciyken biz fotoğraf makinemizin deklanşörüne o kadar fazla basamıyorduk. Çünkü öğrenci bütçesiyle onları banyo ettirmek masraflıydı. Film ise ayrı bir masraf. Şunu hatırlıyorum; film ruloları genelde 36’lık olurdu. Onları 38’e 39’a çıkartabilmek için çeşitli mekanik yollar denerdik. Sirkeci’de toptan alışverişlerde indirim yapan dükkanlar vardı onlara giderdik, aldıklarımızı kolileri buzdolabında saklardık. Yani cep telefonlarını kullananlar kadar rahat değildik.

 

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi
Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi

 



FOTOĞRAFLA ZAMANI DURDURMAK AĞIZ ALIŞKANLIĞI

SE: Analogdan dijitale nasıl geçtiniz?

MG: Daha önce analog döneminde yapamadığımız şeyleri sayısal görüntülemeye geçtikten sonra yapmaya başladık. Zamanın birçok dilimini aynı fotoğrafın üzerine koymak, ya da panaromik fotoğraflar çekmek gibi. Daha önce bir manzarayı kare kare çekip onları yan yana koyup altından sellotape’liyorduk. O da panaromik oluyordu. Artık akıllı telefonlarla bile panaromik çekebiliyorsunuz. Ben de o dönemlerde denemeler yapıyordum; sınırlarımı zorlasam ne gibi bir farklılık yaratabilirim? Ağız alışkanlığı olmuş, ‘fotoğrafla zamanı durdurmak’ gibi bir görev yüklenmiş fotoğrafa.

SE: Güzel birşey söylediniz, anı durdurmak. Aslında siz bir anı dondurmuyorsunuz fotoğraflarınızda. Mesela Teyakkuz isimli işinizde 300 kare aynı gökyüzünü çekmişsiniz. O görüntüleri üst üste koyup tek bir fotoğrafmış gibi sergiliyorsunuz. Yani bu tek bir anı değil, uzun bir zaman dilimini kayda girmişsiniz. Burada hem bir arşivleme, hem bir görsel harita çıkartma, hem de hiçbir şeyin herhangi bir zamana ait olamama gibi soyut ve felsefik bir tarafı da var.


Teyakkuz
Teyakkuz

MG: Doğru, doğru. Fotoğrafın üç bileşeni var. İlki ışık tabii. Diğerleri zaman ve mekan. Ben bu son ikisinin birleştirilebileceği işlerle ilgileniyorum. Mimarlık eğitimimden dolayı üç boyutlu hacım ve mekan konuları beni ilgilendiriyor. Farklı zamanlarda aynı mekan nasıl algılanır onunla ilgileniyorum. Biz aslında fotoğrafa aşırı bir görev yüklüyoruz. Mesela çok kalabalık bir mitingi tenha gibi gösterebilirim. Ya da az kişinin katıldığı toplantıyı öyle bir açıdan çekerim ki, kalabalıkmış gibi gösterebilirim. Bazen bana fotoğrafta manipülasyon yapıyorsun diyorlar. Hayır, fotoğrafa müdahale ettiğim zaman içeriğini değiştirmek için değil bir konuyu vurgulamak için yapıyorum. Ben buna manipülasyon değil başkalaştırma diyorum.

SE: Tabii sizin böyle başkalaştırılmış bir fotoğrafınız var; mutasyon-metamorfoz.

MG: Evet, hem değişim hem dönüşüm var orada. Yani şehirde olan biteni göstermek değil tam tersi içeriği yoğunlaştırarak başımıza gelebilecekleri göstermek.

 

Mutamorfosis
Mutamorfosis


SE: Mutamorfosis isimli fotoğrafınız benim moralimi bozdu. İç karartıcı bir fotoğraf.

MG: Burada yeni dikey yapılaşmanın kent üzerindeki çok ciddi egemenliğine dikkat çekmek istedim. Biz şehir planlamasında eski kentle yeni kenti ayırmayı çok beceremedik. Ölçekler farklı. Yeni semtlerin eski yapılaşmaya büyük baskı yaptığını görüyorum. Yeni yapılaşmalarda gereğinden fazla yükseklik ve büyüklük insan ölçeğine uygun değil. Mutamorfosis’te ince uzun panaromayı ‘akıllı ölçeklendirme teknolojisi’yle ölçeklendirdim. Gökdelenlerin yere olan bağları iyice inceldi. Neredeyse kırılacakmış gibi. Binanın toprakla ilişkisini zayıflatıyorsunuz. Sonuç; gökdelenler Istanbul’un yaşamına uygun bir yaşama alanı değil.

Dipsiz
Dipsiz



SE: Evet, Mardin’de bir de ‘Dipsiz’ isimli bir işiniz var, bunlar duvardan dışarı fırlayan işler. Blok mu bunlar? 3 boyutlu kutu kutucuklar.

MG: Evet son yıllarda epey belgesel çalışma yapmıştım. Çok fotoğraf birikti. Benden sergi yapmam istenildiğinde bunları sanatsal bir üretime çevirmek istedim. Sadece dijitale değil maket araçlarına, falçata, karton gibi malzemelere de yatkınlığım olduğundan bu belgesel fotoğrafları küçük karelere ayırıp boyut kattım. Yani izleyici hem bir belge fotoğrafına baksın hem de daha 3 boyutlu ve heykelimsi bir form görsün istedim.

 

 

Kazara Sanat
Kazara Sanat

 

SE: ‘Kazara Sanat’ta da olduğu gibi fotoğrafları aynı zaman içersinde ya da tek günde mi çekiyorsunuz yoksa arşivinizi tarayıp birbirlerine uygun fotoğrafları bulup bir kolaj mı yapıyorsunuz?

MG: Bunlar aynı günde çekilmiş fotoğraflar. Ne silinme ne ekleme yok. Bazen 30 veya 50 fotoğraf çekiyorum, alaca karanlıkta başlıyorum gün boyu çekiyorum. Fotoğrafın bazen sol tarafı daha karanlık olabiliyor, günün değişen saatlerine göre.

Şark Ekspresi
Şark Ekspresi

 

Şark Ekspresi 2
Şark Ekspresi 2

 

Şark Ekspresi 3
Şark Ekspresi 3



SE: Gelelim Orient Ekspress yani Şark Ekspresi fotoğrafınıza. O vagonların içinde ne var?

MG: Vagonların içinde birşey yok ama hemen dışında ikinci bir yaşam var. Benim sanatçı ve akademisyen arkadaşım Elif Ayiter’in benim siparişimle ürettiği bu fotoğrafta, oryantalist bir bakışla değişik giyinen karakterler var. Doğuya açılan bu kapının, Şark Ekspresi’ne binmeye çalışan insanların çeşitliliği bunlar. Ben burada şunu demek istedim; siz, İstanbul’u arada bir gidip keyif alınacak bir yer olarak görmeyin. Burası aslında sizi çok şaşırtabilir. Bu da İstanbul’a bir güzelleme. İlginç olan yanı şu; benim Şark Ekspresi’ni çekmeye gittiğim gün şansıma son seferini yapıyormuş. Başka birşey çekimi için gitmiştim, bunu görünce heyecanlandım. Çok pahalı bir yolculuk olduğunu biliyorum ama ‘Keşke bir kez deneyeyimleseydim ben de’, diye de düşündüm. İçeriye bırakmadılar ama dışardan bol bol fotoğraf çekme şansım oldu. Vagon penceresinden gördüğüm kadarıyla kumaş duvarlar, lambri bezemeler ve  aydınlanma aplikleri hakikaten müthiş bir görüntüydü.

SE: Siz hiç üzerinde oynanmamş aile fotoğrafları çekiyormusunuz biz fani kulların çektiği gibi. Onlara da müdahalede bulunmak, aman şunu fotoşopluyayım demek aklınıza geliyor mu?

MG: Aslında biraz amaca bağlı. Sadece kendimiz için, bir anı fotoğrafı ise dokunmuyorum. Bazen de ben kent fotoğrafladığım için insansız hava araçları, drone’lar kullanıyorum. Onlarla da çekim yapıyorum. Bende bir küçük bir büyük iki tane var onlardan. Eşim Sema Germen’le birlikte çıkıyoruz çekime. Bazen drone’larken drone’ın iki ayağından tutumasını rica ediyorum ona. Tozda bazen pervane zarar görebiliyor. Bazen de kamerayı aşağı doğru doğrultup tepeden fotoğraflar çekiyorum. Bir İngiliz sanat sitesi benden son dönem işlerimden istedi. Ben de bu tepeden çekilen fotoğrafları gönderdim. Normalde portre yerden göz hizasından çekilir, bunlar tepedendi. Sema’nın başı yukarıda eliyle drone’a ulaşmaya çalıştığı fotoğraflardı. Onları gönderdim. Yani bazen böyle gündelik fotoğraflar da işe yarıyor, sanata konu olabiliyor.

SE: Sema Germen de fotoğrafçı mı?

MG: Hayır değil ama bana birçok konuda yardım ediyor. Kendisi de bir hassasiyet geliştirdi. Benim ilk eleştirmenimdir. Beni bazen hayal kırıklığına uğratacak şekilde eleştirir, ‘Aa hadi ya beğenmedin mi? Benim de çok içime sinmişti’ falan derim.

SE: Mardin’liler serginize ilgi gösteriyor mu?

ATALIK TOHUMLARI FOTOĞRAFLA BELGELİYORUZ

MG: Ziyaretçi sayıları henüz elime gelmedi ama çok memnunum. Bazen şirketler bile persoelini getirip gezdiriyor. 5-9 Kasım arasında Mardin’de atölye çalışmalarım var. Ben 2015’te HES’lerle ve su ile ilgili bir proje yapmıştım, Milli Reasürans Galerisi’nde sergilenmişti. Onun devamı olarak su ve tohumla ilgili bir çalışma yapacağız. Temmuz ayında Bask Dünya Aşçılık Ödüllerinde ilk 10’a kalan Mardinli Şef ve sosyal girişimci Ebru Baybara, tükenmeye yüztutmuş tohumları toplayıp çoğaltmaya çalışıyor. Gittikçe erişemediğimiz yerli Atalık tohumları fotografik belgeleme atölyesinde kayıt altına alacağız. Nazan Ölçer’in de güzel bir fikri var, ilerki günlerde ‘bu çalışmalardan alınan sonuçları da yine Mardin’de sergileyelim’ diyor.

 




Murat Germen’in “Fotoğraf’ın Türlü Halleri-Murat Germen:Kesit Retrospektif” sergisi 31 Mart 2019’a kadar Sakıp Sabancı Mardin kent Müzesi’nde.

 

 

 

 
   


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000