Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Bu yazıyı yazarken akşam Celsus Kütüphanesi’nde yapılacak GrauSchumacher Piyano İkilisi’nin konserine hazırlanıyoruz. Yazıyı yazdığım süre konser öncesi telaşından kısa bir süre de olsa kaçıp kurtulma vesilesi. Bu geceki konser cuma yazısının konusu olacak ama Philharmonia Orkestrası’nın AASSM’deki festival açılış konserindeki sıkıntımı aktarmak isterim.

Pek çok kere sözünü ettim sanırım. Bu konserleri bizim ve izleyicilerimizin algılaması farklı oluyor. Özellikle Philharmonia gibi sıkı kuralları olan orkestraların konserinde hele de açılış konseriyse, pek bir şey anlamıyorum.

Zira işim gereği görevli basın mensubu arkadaşlarımla ilgilenmem gerekiyor. Philharmonia Orkestrası’nın İzmir Festivali’ne ilk gelişi değil.

Efes Antik Tiyatro’daki konserde de aynı sıkıntıyı yaşamıştım.

Aslında konu bize yabancı. Zira tüm orkestra üyeleri İngiltere Müzisyenler Sendikasının üyeleri. Yurt dışı konserlerinde fotoğraf ve video çekimleriyle ilgili çok sıkı kuralları var. Ve orkestra ile anlaşma yaptığınızda bu kuralları kabul etmiş oluyorsunuz. Geriye o gece görevli meslektaşlara dert anlatmak kalıyor. Onlar için doğal olan istekler, bizimkiler için saçma. Ve bu kuralları kırmayı da ne yazık gazetecilik başarısı sayıyorlar.

Ve akustiği muhteşem salonlar büyük sıkıntı yaratabiliyor. Seyirci sahnede çalınan müziği en iyi şekilde duyuyor ama unuttuğu şey, çıkardıkları gürültünün aynı netlikle orkestra ve şef tarafından da duyulduğu. Üstelik adamların kulakları bize göre daha hassas. İzmir Festivali’nin Gümüş Yılı’nın açılışına unutulmaz bir konser armağan eden Şef Esa-Pekka Salonen’in ricası, çaldıkları süre içinde fotoğraf çekilmemesi, sadece selam ve alkışlarda çekilmesiydi.

Kurallara uyan tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Ama “ne zaman çekeceğimi senden mi öğreneceğim” diyen ve üstelik toplam yaşı meslek yaşamım kadar olmayan arkadaşlara da üzüntümü iletmek istiyorum.

Beni üzmenin yanı sıra, meslek geleneklerimizi hiçe saydıkları için.

KEMENÇE VE ŞEF SALONEN

Biliyorsunuz, MÜZİKSEV’deki minyatür kedimizin adı Kemençe. Kemençe ve Salonen konser günü Orkestra, şef ve solist onuruna MÜZİKSEV bahçesinde verilen yemekten önce tanıştılar. Ve birbirlerini çok sevdiler. Kemençe için sorun yok zaten, kendisine yaklaşan herkesin kucağına çıkmaya hevesli.

Şef Salonen ise gerçek bir kedisever. Tabii sevgi karşılıklı olunca Kemençe tam yemeğin orta yerinde Salonen’in kucağına tırmanmakta sakınca görmedi. Şefin yanında oturan da Filiz Hanım olunca, şımarık kızımız bir süre soframızı şereflendirdi, günü neşelendirdi.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar