İskendere adını vermiş ama
MUDANYA’dan dönerken aklımda bir yerde durup iskender yemek vardı. Mudanya’da hava kötü olduğu için Yalova’ya doğru araba ile geldim. Yol üstünde sağda bir tabela gördüm. İskenderi bulan Mehmet oğlu İskender Efendi’nin yarattığı marka olan İskender’de küçük de olsa bir mola verdim. Tek başımayım, yol üstü lezzet duraklarına uğramadan şehre dönmek olmaz. İçeriye girdim gayet güzel bir mekân. Zaten İskender’in bütün dekoru diğer mekânlarıyla hemen hemen aynı. Bir buçuk iskender istedim. Şimdi iskendere adını veren bir mekânda iskenderin nasıl olmasını beklersiniz? Çok iyi, olağanüstü, muhteşem bir lezzet hayaliniz var. İnanın bunlardan hiçbiri olmadı, hiçbirini yaşamadım. Masaya oturdum zaten daha iskender gelirken renginden anladım. Şimdiye kadar gördüğüm en kötü iskender diyebilirim. Hani hiç bu işlerle alakası olmayan bir yere gidin, örneğin Urfa’da yemiştim inanın bundan daha iyiydi. Bir ustanın o eti müşteriye vermesi için vicdansız olması gerekiyor. Döner kurumuş ve et siyahlaşmış ama yine de hiçbir şey yokmuş gibi masaya koydular. Yarım kilo tereyağı bile iskenderi güzel yapmaya, lezzet katmaya yetmemiş. İki çatal aldım, sonra garsona dayanamayıp, “Kardeşim böyle iskender olur mu? Kim yapıyorsa git dediklerimin aynısını söyle” dedim. Müşteri memnun kalmadığı zaman insan bir çözüm arayışına girer ama belli bunlar böyle şeyler duymaya çok alıştıkları için bir kulaklarından girip diğerinden çıkıyor. "Bana ne" der gibi bir havayla gitti garson. Bir marka bu kadar mı aşağıya çekilir? Sonra Instagram’da bir kare resim paylaştım, meğer en kötü yere gitmişim. Başka yerlerle ilgili 30 tane tavsiye aldım. Mekânın beşinci kuşak sahibi Yavuz İskenderoğlu dedelerinden kalan bu mirası bu hale nasıl getirdiğini kendine bir sormalı. Sonra şapkasını önüne koyup yeniden yapılanıp öyle yola çıkmalı.
BOĞAZİÇİ’NDE NÖBET DEĞİŞİMİ
İSTANBUL marka şehir olsun diye kendimce elimden geldiği kadar bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Bu konuda en önemli noktalardan biri varlıkların korunması ve dokusunun bozulmaması. Boğaz bölgesinde tarihi yalılardan şık apartmanlara, restoranlardan gece kulüplerine kadar birçok yapı var. Dikkat edilmese rant elde etmek için türlü oyunlar, türlü hesaplar dönecek. Bu zamana kadar Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün çalışmalarından birkaç kez bahsetmiştim. Dokuyu bozacak herhangi bir olumsuzluğa nasıl göz açtırılmadığını, özellikle Süleyman Hut’un gecesini gündüzüne katan bir bürokrat olduğundan bahsetmiştim. Şimdi Boğaziçi İmar Müdürü olarak Süleyman Hut’un yerine Cem Eriş geldi. Bayrağı devralanın da başarılı bir bürokrat olduğunu düşünüyorum. Cem Eriş de bundan önceki görevinde yine bu şehir için çalışan, değer katan bürokratlardandı. Tarihi Koruma Çevre Müdürü olarak görev yaparken önemli işlere imza attığı, çalışkanlığı biliniyor. Şehircilik, planlama, tarihi varlıkları koruma üzerine uzun yıllar çalışan Cem Eriş’in kendisi de aslen mimar. Hatta Rölöve-Restorasyon Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisans yapmış. Hiç şüphem yok ki yeni görevi Boğaziçi İmar Müdürlüğü görevini de başarı ile icra edecek. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum.
Dolma ve sucuk VEREN KULÜP
YILLARDIR gece hayatında bütün mekânları bilirim. Hemen hepsine gitmişliğim vardır. İsmini duyduğum ama bir türlü gidemediğim bir mekân vardı. Osmanbey’deki Aztek isimli gece kulübü. O gece arkadaşlarla mekâna gitmeye karar verdik. Kendi halinde bir mekân olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Kapıda iki güvenlik bir de mekânın sahibi gibi duran biri var. Siyah bir kapı açılıyor, içeriden açıp seni öyle alıyorlar. Küçücük bir yer. Gece kulübü mü başka bir şey mi anlamış değilim. Değişik bir havası var. Buraya gidenler sucuk, mantı ve dolmasından hep söz ederler. O gece üçünün de tadına baktım. Bana göre çok lezzetli değil, sokakta yapılandan bir farkı yok. Ancak insanlar mekâna kafası çok iyi gittiği için o sucuklar, dolmalar falan çok lezzetli geliyor. Vallahi çok enteresan bir mekân. Böyle bir yerin olması çok keyifli. Yemek yerken müzik çalıyor, dans edenler de var. Küçük bir bar, barın kenarında duranlar, bir de masada oturanlar var. Çok küçük olduğu için herkes herkesi görüyor. Gidecek olursanız büyük beklenti içine girmeyin. Öyle pahalı bir dekor ahım şahım bir hizmet beklemeyin. Kafa dağıtmak değişik bir yer görmek için mutlaka gidin.