Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KANYONUN içinde bulunan ve benim de sık sık gittiğim bir mekân olan Gina'nın artık bir yemekhaneden farkı olmadığını söyleyebilirim. Müşteri geldikçe masalar yan yana koyulmaya başlandı. Böyle olunca kimin ne konuştuğu belli olmuyor. İçeride acayip derecede bir uğultu var. Gina'yı böyle görünce askerlik yaptığım dönem aklıma geliyor. Ucu bucağı belli olmayan bir salon ve gürültüler had safhada... "Yemek bitsin de bir an önce kaçıp gideyim" demeye başladım. Yemekler artık sıradan olmuş. Bir özellik aramaya gerek yok zaten. Çünkü o kadar kalabalıkta yemek bulduğunuza dua edeceksiniz. Etrafında kuleler olduğu için belli saatlerde ağzına kadar doluyor. Masalarda resmen yer yok. Hatta yer bulamayıp başka yere gidenler oluyor. Tek amaçları mekânın tamamını doldurmaksa eyvallah! Ama gelen müşteri rahat etmiyorsa, konuştuğunu yan masa duyuyorsa; buna bir önlem almak, açgözlülük yapmayıp kişi sayısını biraz düşürmek gerekiyor.

        GİNA'DAKİ İSPİYONCU KİM?

        Yakın bir arkadaşımla iş görüşmesi yapmak için Gina'ya gittim. Bize başka bir arkadaşım da katıldı. Biz konuşmaya başladık. Konuların üzerinden tek tek geçtik. Arkadaşım bir yer alacak ve ben de aracı olacaktım. Onlar konuşurken ben de orta yolu bulmaya çalışıyordum. Bütün mevzu buydu. Kaçak göçek iş yapmıyorduk yani.

        Konumuz bittiğinde ben daha kapıdaydım ki, bir arkadaşım aradı. "X kişi şurayı alıyormuş. Bence alsın. Orası çok iyi bir yer" deyince donakaldım. Daha ilk görüşmeydi ve kimseler bilmiyordu. "Nasıl olur da böyle bir şey hemen duyulur?" diye düşünedurdum. Ya yan masada biri bizi dinleyip hemen haber uçurmuştu ya da masaya servis yapan garson gidip dedikodu yapmıştı. Şimdi nereye gidersem gideyim garson masadan uzaklaşmadan konuşmuyorum önemli bir konuysa. Kimsenin günahını almak istemem ama sonuç olarak ortada iki ihtimal var.

        KONUŞTUĞUNUZ HER ŞEY DUYULUYOR!

        Düşünün milyon dolarlık bir iş anlaşması yapacaksınız ve mekânın garsonu sizi ispiyonlayacak. Olacak iş değil! Tabii ki bu bir ihtimal... Yan masada oturan birinin haberi uçurmuş olması da ortada sorun olduğunu gösterir. Masalar dipdibe. İş konuşacaksın ve ispiyonlanacaksın. Her zaman olacak değil ama bir kere bile denk gelse her şey altüst olabiliyor. Kısaca Gina, konuştuğunuz her şeyin yan masalardan duyulduğu, iş görüşmeleri yapamayacağınız bir mekân haline geldi. Tabii ki bu üzücü bir durum, bu soruna hemen bir çözüm bulmaları gerekiyor.

        Rıza-Levent Büyükuğur kardeşler, bu işleri çok iyi biliyor. Bir mekânda müşteriye rahatlık veremiyorsan ya da güven sağlayamıyorsan; gün gelir herkes bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalır. Yemek desen lezzetsiz, ambiyans desen ortada! Ee, geriye ne kaldı! Gün gelecek masa sandalye de işe yaramayacak Büyükuğur kardeşler! Evli olduğun halde çapkınlık yapacağına git işinin başında dur, neler olup bittiğini yakından bir gör! O zaman bana hak vereceksin...

        Kaff kapandı, geriye moloz yığını bıraktı

        BAKIN Beymen Brasserie ne hallere geldi. Kim derdi böyle olacağını! Herkesin dilinde olan, haftanın yedi günü iş yapan Kaff'ı kapatmak zorunda kaldılar. Ben yazdığımda "Öyle bir şey yok" dediler. Serdar Bilgili'nin canına tak edince kendilerini kapıda buldular. Şimdi, Serdar Bilgili'ye ödemedikleri borçlar ve moloz yığınına dönen bir mekân var ortada. Ama Kaff'çılar hiçbir zaman bitmeyecek gibi davrandılar. Bir zamanlar Pasha, Laila, Samsa vardı. Yeni nesil bunların ismini bile bilmez. Kısaca kimse kalıcı olamadı. Eğlence sektörü sabun köpüğü gibidir. Hemen yok olup gidersin. Steak House çığırını başlatan Dükkan'ın sahibi Emre Mermer şımardı. Birden altına üç araba çekti. Para kazanınca karısını aldatmaya başladı. Şimdi ne durumda dersiniz; tüm şirketlerine kayyum atandı. Borç harç içinde dükkânlarını ayakta tutmaya çalışıyor. Demek ki bu memleket sektörde şımaranları barındırmıyor. Rıza-Levent kardeşlerin işlerini ciddiye almalarının zamanı geldi. Daha önce iş yapamayan mekânların hepsini tek tek yazmıştım. O yüzden hava cıvayı bırakıp ekmek paralarının derdine düşmeleri gerekiyor. Yoksa Beşiktaş Çarşısı'ndaki beyaz eşya dükkânına geri dönerler. Gina'da yaşadığım telekulak olayı çok düşündürücü. Benim başıma gelenin yarın başkasının başına gelmeyeceği ne malum! Belki gelmiştir de biz bilmiyoruzdur.

        Diğer Yazılar