Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Aylar önce Büyükçekmece Savcılığı'nın başlattığı operasyon çerçevesinde çok sayıda sahte içki ele geçirilmişti. Yakalanan zanlıların ifadeleri doğrultusunda bilinen çok sayıda mekanın bu sahte içkilerden kullandığını söylemişlerdi. Netleşen bir şey yoktu ama gece hayatında çoğu mekanın sahte içki kullandığına adım gibi eminim. Kaçak içkiyle sahte içkiyi karıştırmayın çünkü biri merdiven altında nasıl yapıldığı belli değilken kaçak olan içki ise ünlü bir markanın vergilendirmeden piyasaya sürülen ürünü oluyor. Arada çok fark var. O operasyonda yakalanan şahıslar İstanbul gece hayatında önemli mekanların isimlerini telaffuz etmişlerdi. Ancak savcılık yakalananlar için fezleke hazırladığından benim o isimleri köşemde yazmam hukuki olarak doğru olmazdı. Yazımda sahte ve kaçak içki kullanan mekanları biraz tarif etmeye çalışmıştım. Sonra yazar arkadaşım Cengiz Semercioğlu benimle ilgili bir yazı yazdı. Yazısında şöyle demişti: "Tayfun sahte içkiyi hangi ünlü mekanlar kullanıyor, başlığıyla yazdığı yazıda tek bir mekan adı vermemiş, verememiş." Halbuki mekan adı veremememin sebebi mahkemeye intikal etmiş bir olay olmasıydı ayrıca mahkemenin açıklamadığı bir yeri kalkıp açıklayamazdım. Şayet açıklasaydım, sonraki hukuk sürecinde hem ben hem de diğer mekan sahipleri zor günler geçirecekti.

        Neyse şimdi benim asıl gelmek istediğim konu başka. Cengiz geçtiğimiz hafta bir gecede 10 mekanı gezerek Usain Bolt rekorunu egale etmisti. Birincisi; gece mekana girip çıkmak zaten 45 dakikanızı alır. Hadi 15 dakikada bir şey içtiniz, size bir saat yaptı. O kadar sürede o kadar mekanı gezmek mümkün değil. İkincisi, mekan sıralaması yanlış. Geç saatlerde gidilmesi gereken mekanlar arasında yer alan Reina ve Sortie'ye erken saatte gidilmiş. Gece hayatına çıkanlar bilir. İlk Lucca ile başlar, sonra Sess, sonra Reina sonra diğer mekanlara gidilir. Ama Cengiz turu tamamlayıp maksat muhabbet olsun diye, başlıkta güzel olsun diye öyle bir formül bulmuş. O gece gezdiği mekanların çoğunda sigara içildiğini söylemiş. Bütün mekanların sigara yasağını deldiğini söylüyor. O gece Cengiz'in gezdiği mekanlar belli. Hepsi kabak gibi ortada iken Cengiz son yazısında hiçbir mekan adını vermeyip herkesi zan altında bırakmış. Ben de Cengiz'i o gece hangi mekanlarda sigara içildiğini gördüyse yazmaya davet ediyorum. "Her yerde içiliyor" deyip lafı yuvarlamayı doğru bulmuyorum. Madem gördün, o zaman tek tek yaz. Yaz ki biz de kim içiriyor kim içirmiyor, kim namuslu mekancı kim namusuz mekancı, kim devletini seviyor kim devletin koyduğu yasağı kalkıp hiçe sayıp deliyor öğrenelim. Hakikaten çok merak ediyorum. Benim gibi merak eden çok insan var, Beşiktaş Kaymakamlığı sırada bekliyor. Şişli ve Sarıyer Kaymakamlıkları da sabırsızıkla bekliyor. Çok ciddi cezaları var. Hatta iş, mekan kapatmaya kadar gidiyor.

        Arnavutköy'ün popüler balıkçısı

        Balık sezonu açıldı. Bütün balıkçılar full çekmeye başladı. Ancak aralarında öyle bir yer var ki artık nasıl bir mucize ise haftanın yedi günü iş yapıyor. Uzun süredir gitmediğim Arnavutköy Balıkçısı'na gidince ben de şaşırıp kaldım. Çünkü kimi arasan içeride balık keyfi yapıyor. Eğer sanatçının birini arayıp ulaşamıyorsanız Arnavutköy Balıkçısı'na gidin derim. Neyse uzun aradan sonra gittiğim mekana şöyle bir göz atalım. Dışarısı ve içerisi olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Sigara içenler ve içmeyenler için iki ayrı bölüm yapılmış. Ancak en cok rağbet gören dış kısım; sigara içenin de içmeyenin de tercih ettiği yer şüphesiz. Tavan kısmına kurulan ısıtıcılar sayesinde soğuk havayı hiç hissetmiyorsunuz. İçeriye girdikten hemen sonra sol tarafta duvar kenarındaki masada ancak yer bulabildim. Çünkü daha önce bütün masalar kapışılmış. Tek boş yerin orası olduğunu anlayınca bulduğumuz yere iyi ki oturmuşuz diyorum. Oturanın kalkmak bilmediği Arnavutköy Balıkçısı' nda dikkat ettim masalarda çoğunlukla rakı tüketiliyor. Kadınlar genellikle şarap tercih eder diye düşünüyordum ama yanılmışım.

        ÜNLÜLERİN UĞRAK YERİ OLMUŞ

        Hemen arka masamda oyuncu tayfası oturuyordu. Sanırım birinin doğum günü vardı. Masada Zeynep Beşerler, Çağla Kubat vardı. Daha sonra Özge Özberk masaya geldi. Özge Özberk belli ki doğum günü olan kişiyi kırmamak için on dakikalığına uğramış. O masaya da dikkat ettim rakı içiyorlar. Erken saatte gelmişler, saatler ilerliyor ama diğer masalardaki gibi o masada da muhabbet devam ediyor. O yüzden Arnavutköy Balıkçısı'na biri oturdu mu kalkmasını beklemeyin. Masaya ilk olarak salata, sonrasında meze çeşitlerini istedik. Tadına baktığım patlıcan çok lezzetliydi. Salata dersen aynı şekilde. Önce sade getirip, sos isteyip istemediğinizi soruyorlar, daha sonra garson masada kaşıkla karıştırıyor. Sosu döküp gitmiyor. Ana yemek olarak ise deniz levreği istedik. İnanılmaz güzel ve kıvamında pişirmişler. Tadına doyamadım. Finalde masaya kabak tatlısı ve kestane sufle geldi. Benim tercihim her zaman kestane suflesi. Uzun aradan sonra yediğim en güzel kestane suflesiydi diyebilirim. Fiyatlar uygun, hizmet süper. Arnavutköy balıkçıların merkezi olmuş durumda. Ciddi bir rakabet var. Bunun farkında olan mekan sahipleri iki yıldır zam yapmıyorlar. Ortalama kişi başı; şarap ya da rakı tercihiyle birlikte fiyatlar 120 ile 150 lira arasında değişiyor. Fiyatların gayet uygun olduğu Arnavutköy Balıkçısı'nda ortam da çok rahat, kimse kasılmıyor. O gece Pınar Atacan ve eşi Yağmur Atacan da oradaydı.

        Diğer Yazılar