Milyon dolarlık satın ALMALARI YAPAN VEZiROĞLU KiM?
Doğuş Grup iştiraki olan D.ream satın almalara devam ediyor. Bugüne kadar Go Mongo, Kahve Dünyası, Nusret, Kitchenette, Zuma, Anjeliue, Gina, Kiva Han derken şimdi de en büyük İtalyan zinciri olan Mezzaluna'yı uzun süren görüşmelerin ardından aldı. İstanbul, Ankara başta olmak üzere toplam 10 şubesi bulunan Mezzaluna en çok iş yapan İtalyan fast food'ları arasında. Her gün daha da büyüyen D.ream bu satın almayla birlikte Türkiye'nin en büyük yeme içme grubuna sahip oldu. D.ream'in CEO'su Levent Veziroğlu Mezzaluna Restaurant zincirinin satın alınmasında yine başrol oynadı. Levent Veziroğlu'nu çoğu kimse tanımıyor. Herkes "Nereden geldi bu, daha önce ne iş yapıyordu?" diye bana soruyor. Çok kısa bilgi vereyim. Levent Veziroğlu, IMF'de uzun süre çalışmış, birkaç ülkenin ekonomisinden sorumlu kişi olarak görev yapmış. 2003-2008 yılları arasında Türkiye dahil olmak üzere Belçika, Avusturya, Beyaz Rusya, Kazakistan, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerin IMF'den sorumlu yönetim kurulunda yer almış. Başka bir şey anlatmama gerek yok sanırımı. Zaten kendini ispat etmiş bir ekonomist. Daha sonra Davos'ta Doğuş Grubu'nun patronu Ferit Şahenk ile tanışıyor. Ferit Bey, Levent Veziroğlu'nu transfer ediyor. Daha önce Doğuş Grubu'nun içinde başka işlerle ilgilenen üst düzey yönetici pozisyonunda bulunan Veziroğlu, yeme içme sektörüne Doğuş Grubu'nun girmesinin fizibilitesini yapan ve satın almaları bire bir yapan kişi. Çok ortada olmuyor, çok görünmeyi de sevmiyor. Ama yiyecek içecek işiyle çok haşır neşir. En az benim kadar gurme. Çok genç ve her eline aldığı işi başarı ile sonlandıran biri. Satın almalar daha da devam edecek gibi gözüküyor. Tabii ki tüm bunları yaparken aylar süren bir çalışma oluyor. Öyle her şey bugün karar verdim yarın alıyorum olmuyor. Bu süreyi sessiz sedasız devam ettirmek de ayrı bir meziyet. O yüzden tüm ekibi kutlamak lazım... Bu arada bu işte büyük performans gösteren tabii ki başka isimler de var ancak Levent Veziroğlu’nu keşfedip Türkiye’ye getiren Ferit Şahenk’i tebrik etmemek elde değil. İşadamı dediğiniz gözü kulağı geleceği gören olmalı. Ferit Bey her zaman ileriyi düşünen ve gören genç bir patron. D.ream ilerde Türkiye’nin en büyük yeme içme grubu ve en büyük toptancısı olacak. Bu kadar mekân satın almanın arkasında daha çok değişik operasyonlar olacağını şimdiden söyleyebilirim. Basit bir örnek vermek gerekirse gıda grubunda ithalat ve ihracata kadar uzanan bir ağ oluşturulacak.
NUSRET ARTIK ANKARA’DA
İstanbul'da açıldığı ilk günden beri büyük beğeni kazanan, geçen yıl en çok konuşulan ve en çok ciro yapan mekân olan Nusret artık Ankara'da. Uzun süren inşaat çalışmasından sonra Nusret ikinci şubesiyle Ankaralılara "Merhaba" dedi. Şimdi İstanbul'da fırtınalar estiren Nusret'in aynı şekilde Ankara'da da çok iyi iş yapacağını biliyorum. Ankara tam bir etobur memleket. Sıradan kebapçılar bile o kadar çok iş yapıyor ki anlatamam. Artık Nusret, ikinci şubesi olan Ankara ve İstanbul arası mekik
dokuyacak. Çok çalışkan bir çocuk yaşı daha genç ama her şeyin farkında. Öyle şımarık haraketlerde bulunmadı şimdiye kadar. "Nusret olmadan bir yer iş yapar mı?" diye soran oluyor. Bence yapar, önemli olan o altyapıyı doğru sağlamak. Şimdi Nusret daha tecrübe sahibi. Doğuş gibi büyük bir grubun bünyesinde. O yüzden hiç panik yok. Nusret, İstanbul'da nasıl popüler olduysa aynı şekilde Ankara'da da olacaktır. Ankara'dan gelen misafirlerim "Bizi Nusret'e götür" diyorlardı. Adı daha önceden Ankara'ya ulaşmış. Şimdi kendi de gitmiş oldu. Hayırlısı olsun diyelim. En kısa zamanda ziyaret edeceğim.
Böyle pişkinlik olur mu?
Geçtiğimiz hafta bir toplantı çıkışı Nişantaşı Hardal'da soluğu aldım. Hardal daha genç teenage bir mekân o yüzden çok tercih etmiyorum. En favori mekânım Beymen Brasserie, Salomanje. Çünkü daha yaş kitlesi oturmuş bir yer. Arkadaşım Hardal'da oturduğunu söyleyince mekân değişikliği olmasın diye soluğu orada aldım. Mekânın ortağı Uğur Karabayır'ı çok severim. Genç, çalışkan ve sektörü iyi biliyor. Ancak uzun süredir gitmediğim mekânda çok değişim olmuş. Personel almış başını gidiyor. Eski Fridays havasındalar. Herkes çok rahat, herkes kendi havasında. Eskiden mekanda garson olan Eniz arkadaşımı şef yapmışlar. Şefliğin yan gelip yatma yeri olmadığını birinin ona öğretmesi gerekiyor. Garsonken vızır vızır çalışan çocuk şef olunca salıvermiş kendini. Dışarıda sigara içilen bölümde oturduk. Önce arkadaşım sıcak şarap istedi ama beğenmedi. Sonra iyi sıcak şarap yapan birkaç mekân adı saydı. Artık herkes her şeyi biliyor. Neresi iyi neresi kötü benim söylememe gerek kalmıyor. Biraz daha zaman geçince el kol hareketiyle bir garsonu yakaladım. Beyaz çikolatalı bademli sufleyi denemek istedim. İlk görünüşte çok güzel ama iki kaşık ancak alabildim. Biraz ıslak olması gerekiyor içi, ancak o kadar çok pişirmişler ki kek gibi olmuş. İki kaşıktan sonra güzel olmadığı için yemedim. Masaya gelen garson hiçbir şey sormadan aldı gitti. Kardeşim insan bir, "Niye yemediniz, nesi vardı?" diye sormaz mı. Hiçbir şey sormadan tabağı geri almak basit bir ticaret yapma şeklinden başka bir şey değil. Artık müşteri memnuniyeti kimsenin umurunda değil. Önemli olan ne kadar hesap ödediği. Bu hareket Hardal'a hiç yakışmadı. Uğur Karabayır'ın bir an önce el atması gerekiyor. Böyle lakayt personel mekâna zarar verir. Önemli olan büyümek değil, ne kadar iyi hizmet verdiğindir.