Karaköy Gaspar bir başka olmuş
İSTANBUL’DA her gün yeni bir mekân açılıyor. Kimi iş yapıyor kimi iş yapmıyor. Son dönemlerde adını sıkça duyduğum bir mekân vardı. Ben de geçtiğimiz hafta program yapıp gitmeye karar verdim. Biz cümbür cemaat gezdiğimiz için önce biraz yer sorunu yaşadık. Daha sonra bize üst katta bir yer ayarladıklarını söylediler. Şimdi hayatımda hiç gitmediğim bir mekân olunca alt nasıl üst nasıl diye bir fikriniz tabii ki olmuyor. Cuma akşamı Karaköy Gaspar‘a gideceğiz diye karar verdiğimiz için bir de zaten zar zor yer bulduğumuz için yollara düştük. İlk giden ben oldum. Daha sonra bizim modacı benim de yakın arkadaşım Taji sonra da Ali geldi. Üst kata geçmeden önce barda bir süre takılıp bir şeyler içelim diye düşündük. Bu arada şunu fark ettim, gelen giden tipler acayip iyi, şimdiye kadar görmediğim tarzda insanlar. Tarzları biraz salaş ancak genel olarak baktığınızda kaliteli müşteri denilen bir kesim olduğu belli. İçeride tanıdık olarak Eda Taşpınar ve yengesi Indra Taşpınar vardı. Eda Hanım’ı şahsen tanımıyorum ama çok kibar ve efendi birine benziyor. Öyle burnu havada durmuyor. Mekâna giren çıkan zaten ilk onu fark ettiği için kafalar ister istemez o tarafa dönüyor. Ama şimdi yukarda Allah var, kızın etrafla hiç ilgisi bile yok. Yemeğini yedi sohbetini etti, biraz da kulüp bölümünde takılıp sonra hesabı ödeyip kalktı. Biz de üst katta bize ayrılan masaya geçtik.
KARAKÖY’ÜN EN TRENDİ MEKÂNI
Mekân zaten öyle büyük bir yer değil, yukarısı toplasan 30 kişilik. Alt kat için de o kadar desen mekân topu topu 60 kişilik. Masaya geçtikten sonra bize Özer Tokkuşoğlu adlı garson arkadaş baktı. Daha önce birçok yerde çalışmış. Çok kibar ve işini iyi yapıyor. Sipariş sırası geldi. Masa kalabalık olunca herkesten bir ses “Ne yesem” “Onu mu yesem”, “Sen bilirsin”... “Kardeşim ilk defa geldiğim bir yeri nasıl bileyim, siz kafanıza göre söyleyin. Olmazsa bölüştürürsünüz” dedim. Nihayet öyle oldu. Orkinos tartar, et tartar, enginar ve arkasından ana yemek olarak kalkan buğulama, ravioli, antrikot söyledik. Ben incikli ravioli yedim. Çok beğendim. Yapılış şeklinde hiçbir değişiklik yok. Sadece kuzu incik kullanmışlar. Bir de domates ve et suyu karışımı bir sosla servis ediyorlar. Tabaklar çok küçük olduğu için tadı damağımda kaldı. Bir daha gidersem yine aynı yemeği yerim. Genel olarak mekân çok güzel. Kendinizi Avrupa’da, Amsterdam’da ya da New York’ta hissediyorsunuz. Artık modunuz neye uygunsa.
EN KISA ZAMANDA YİNE GİDECEĞİM
Çok sade, rahatsız etmeyen bir dekorasyonu var. Çoğunlukla alt kat tercih ediliyormuş. Çünkü girişte hemen solda bir barı var. Herkes gelip bir şey içtiği için alt kat daha hareketli oluyor. Üst katta yemeğimizi yedikten sonra gecenin ilerleyen saatlerinde bize de aşağıda bir masa ayarladılar. Acayip kalabalık arada tanıdık simalara da rastladım. Gece kulübü demeyelim, lounge gibi bir yer oluyor. DJ kabininde mekânının sahibi Ferit Sarper var. Bu işi severek yapıyor. Bütün gece müzikleri yaptığı için tanışma fırsatım olmadı. Salon şefi Cem Yıldız’ın her şeyi kontrol altında tuttuğunu söyleyebilirim. Genel olarak baktığımızda ambiyans, lezzet ve fiyat politikası birbirine uyuyor. Çok pahalı bir yer değil, çok ucuz da değil. Ancak son dönemde popülerleşen Karaköy’de gidilecek ilk mekân diyebilirim. Ben en kısa zamanda yine gideceğim. Herkesin çok rahat olduğu, insanların hava atmaya piyasa yapmaya değil eğlenmeye, yemek yemeye geldiği bir yer olduğu için ben çok sevdim.