Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Türkiye ile Çin arasında ilginç gelişmeler yaşanıyor. Daha düne kadar Çin
ile ülkemiz arasındaki ilişkiler oldukça sınırlıyken bugün iki ülke arasında
ticârî, sınaî, ekonomik ilişkilerin yanı sıra askerî ilişkilerin kurulması
oldukça dikkat çekicidir.
Konya'da düzenlenen ve Çin Hava Kuvvetleri'nin de katıldığı tatbikat, bir
NATO ülkesi olan Türkiye'nin Çin gibi yeni bir dünya gücüyle yaptığı ve bir
tatbikat olmakla sınırlı kalmayacağı anlaşılan yeni bir döneme işaret
etmektedir. Askerî alanda ortaya çıkan gelişmelerin askerî teçhizat,
teknoloji transferi konusunda işbirliği imkânlarını ortaya çıkarması
şimdiden üzerinde konuşulmaya değer bir konu haline gelmiştir.


Çin ve Türkiye
Çin'le biz Türkler arasında kadîm zamanlara uzanan uzun bir tarihin
bulunduğunu hepimiz biliriz. Türkiye'nin bu çok eski tanıdıkları yeniden
fark etmesi sanırım daha çok Çin tarafından yapılan girişimlerin sonucunda
ortaya çıkmış, uyarılmış, bir yeni ilişkiler kurma arzusu yaratmıştır.
Çin aslında sadece Türkiye'ye değil bütün dünyaya açılmıştır. Artık dünyanın
karşısında eski 'komünist Çin' değil dev bir ekonomiye sahip ve bu dev
ekonominin inanılmaz ölçülerde büyüme performansıyla kabına sığmayan
modernleşen bir Çin vardır.
2001 yılında resmî bir ziyaret vesilesiyle gittiğimiz Çin'de, parti
görevlisi olduğu bilinen bir hanım bizi uğurlamak için geldiğinde, bana
'Çin'deki gelişmeleri nasıl buldunuz' diye sormuştu. Kanaatlerimi
söyledikten sonra 'peki siz bu başarıyı nasıl îzâh ediyorsunuz?' diye ben
ona sorduğumda cevabı hazırdı: "Kapitalizmin ve sosyalizmin iyi taraflarını
alıp birleştirdik ve ortaya Çin mucizesi dedikleri şey çıktı. Bunu parti
başardı' demişti." Burada komünist partisinin resmî görevlisine "demek ki
kapitalizmin de iyi tarafları olduğunu söylüyorsunuz" diye mukabele
ettiğimde, onun nasıl telaşa kapıldığını, aslında başka bir şey demek
istediğini izaha çalışırken yüzünün nasıl kızardığını, nasıl zorlandığını
anlatamam.
Peki, gerçekten Çin bunu nasıl başardı? Onların anlattığı '18 Çiftçi
Hikayesi'ne inanalım mı?
Bilindiği gibi Çin'in komünist bir yönetim tarzına rağmen kapitalist modele
açılan 'ekonomik devrimi' nasıl gerçekleştiği çok merak edilen bir konudur.
Çin'in bu soruya cevap verirken kullandığı '18 Çiftçinin Hikâyesi' aslında
Deng Xiaoping döneminde yaşandığı iddiâ edilen 'resmî ideolojinin' bir
öyküsü olarak görülebilir. Hikâyenin yaşanıp yaşanmaması çok önemli
olmamasına rağmen, hikâyenin sembolik olarak ifade ettiklerinin arkasında
ortaya koyduğu mantık önemlidir.


Değişimi Anlamak
Kısaca hikâyede anlatılan şudur: Çin'de Mao döneminde topraklar
kamulaştırılmış ve köylülerin ürettiklerine devlet bütünüyle el koyarak,
köylüleri açlık sınırında bir hayata mahkûm etmiştir. Bu açlık ve sefalet
döneminde yaşayan Anhui Eyaletinden 18 çiftçi âilesi, kendi aralarında bir
sözleşme yaparak üzerlerinde çalıştıkları topraklardan, devletin belirlediği
üretim sınırının üstünde mahsûl elde edip, devletin istediğini verdikten
sonra 'arta kalan kısmı' gizlice satmaya başlamışlardır. Bir müddet sonra
bunu gören başka çiftçi âileleri de aynı şeyi yapmaya başlamış, böylece
yasal olmayan gizli bir ticaret sektörü oluşmuştur.
18 Çiftçinin başlattığı bu girişimcilik birincisi; yeni bir sivil sektörün
doğmasına yol açtığı gibi devletin müdâhalesinin dışında kalan bir alanda
kapitalizmin ilk tohumlarının yeşermeye başlamasına yol açmıştır. Bu
uygulama tarımsal alanda tarım dışına transfer edilen değerler üzerinden
basit 'sermaye birikimi' oluşumuna yol açmıştır.
Deng bu gayri yasal durumu tespit edip halkın bu yaratıcılığını yasal bir
çerçeve içerisinde ekonomiye kazandırmaya çalışmıştır. Bunun sonucunda hem
tarımsal üretim artmış hem de kamu eliyle oluşturulan sermaye birikimine,
sivil alanda ortaya çıkan birikimin eklenmesi sağlanmıştır.
Çin - Türkiye ilişkilerindeki yeni durumu anlamak için öncelikle Çin
modernleşmesini anlamak gereklidir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!