Bir ülke düşünün ki yaklaşık otuz sene bir konuyu tartışır ve konuyu bireysel tercih le ilgili bir sorun olmaktan çıkarıp siyasal sorun haline getirir. Hatta bununla yetinmez, rejim sorunu yapar. Gülsek mi, ağlasak mı? Meseleyi başörtüsü mü yoksa türban mı diye ayıranların durumu ise daha da ilginçtir. Bu ayrımı yapanlar bütünüyle insanların tercih ve davranışlarına devlet adına müdahale etmeye kalktıklarının farkında bile değillerdir. En traji-komik görüntülerini 28 Şubat sürecinde başrol oynayanların uygulamalı örnek olarak gösterdikleri baş nasıl bağlanır derslerini verenlerin davranışlarından hatırlayabiliriz. Tercih ve Özgürlük Aslında başörtüsünün neden bir siyasal sorun haline dönüştüğünü anlamadan önce, olguya bakmak, onu anlamaya çalışmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Olgulara bakmadan onların mahiyetini kavramadan yapılacak yorumlar ve verilecek kararların, değer yargılarını yansıtmaktan öteye geçmeyeceği açıktır. Bu konuyu tartışanların, bir olgu olarak başörtüsünün Türkiye nin yaşadığı sosyolojik süreçlerle alakasını kurmadan, olayı anlamaları ve söylediklerinin ne anlama geldiğini kavramaları mümkün değildir. Türk toplumu gelenekten moderne geçerken, birçok kurumsal yapıda ve davranış kalıplarında değişim geçirmektedir. Geleneksel toplumun yaşantısının içinde bir hayat tarzı olarak giyim-kuşamın önemli sembolik unsurlarının olduğunu görmek gerekir. Bunlar arasında başörtüsünün ayrı bir yeri bulunmaktadır. Bu sembollerin temsil ettiği değerlerin içeriğine bakıldığında, onların anlam dünyası kavranmaya çalışıldığında birincisi; dini inançlarla ikincisi ise; doğrudan geleneğin bir parçası olan alışkanlık ve tutumlarla bağlantılı olduğu görülecektir. Bu bakımdan geleneksel toplumda başörtüsü, bu hayat tarzının sembolik bir anlamda kültür bakımından dışa yansıyan göstergesi konumundadır. Türk toplumunun yaşadığı değişim, modernleşme süreci geleneksel hayat tarzını birçok bakımdan etkilemiştir. Modernleşmenin en güçlü dinamiklerinden olan şehirleşme süreci kadınların iş gücüne katılmalarından, eğitim aşamalarından geçerek yaşadıkları niteliksel değişimlere, üretimde elde ettikleri yeni konumdan ve ailede aldıkları yeni rollere kadar bütün hayat tarzını kuşatacak etkiler yaratmıştır. Bireyleşmek Bu değişim süreçlerinde kadınların yaşadığı iki olay çok önemlidir. Bunlardan ilki; geleneksel yapı içerisindeki rol modeli içinde kalan kadınların yaşadıkları değişim, diğeri ise; kendilerine yeni bir rol modeli tanımlayan, en azından bu arayış içinde olan kadınların yaşadığı olaydır. İlk kategori içerisindeki kadınlar, içinde yaşadıkları toplumun değişimlerinden ne düzeyde etkilenirse etkilensinler, bireysel olarak ister eğitim ister başka niteliksel farklılıklar kazansınlar, geleneksel rol modeli içerisinde kaldıkları sürece, geleneğin davranışlarını, dolayısıyla onun sembolik göstergelerini, kılık-kıyafet başta olmak üzere devam ettirebilirler. İkinci kategorideki kadınlar ise; yaşadıkları değişimi, toplumla veya çeşitli toplumsal çevrelerle yeni bir ilişki geliştirerek aşmaya, yaşamaya çalışırlar. Kadınların bireyselleşme süreci olarak yaşadıkları bu dönüşüm yeni rol modeli oluşturmalarına ya da arayışlarına yol açar. Bireyleşme sorunu, kadınların geleneksel değerlerle, sembollerle hatta inançlarla, dinle yeni bir ilişki kurmalarına yol açmaktadır. Bu konuyu daha önce ele alan Prof. Dr. Nilüfer Göle, başörtüsünü gelenek içinden gelen hanımların modern hayata mahremiyet lerini belli bir biçimde koruyarak katılmalarının kılık-kıyafete yansıması ve yeni bir davranış tezahürü olarak ele alır. Benim üzerinde durduğum nokta ise, modernleşme ve bireyleşme ilişkisine tekabül etmektedir. Bireyselleşen kadın, kendini gelenek içinde yeniden tanımlarken geleneğin sembolleriyle bir anlamda yeni bir ilişki kurmaktadır. Bunun içindir ki üniversitedeki kızların başlarını bağlamasıyla onların anne veya ninelerinin başörtüleri arasında fark vardır. Daha hala bu çağda niye babaanneniz gibi giyinmiyorsunuz? soranlar kaldıysa da bizzat kendilerinin babaanneleri gibi giyinmelerini tavsiye edelim. Bakalım içlerinden bir tane bile öyle giyinen çıkacak mı?