Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

 ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı’nın darbe soruşturması çok yönlü olarak sürdürülüyor. Birkaç dosyada iddianame aşamasına gelen başsavcılık, önemli bir çalışmaya daha imza attı. Darbecilerin, “Harekat Yıldırım” planı kapsamında hazırladığı görevlendirme listesi mercek altına alındı. Atama listesinde yer alan ve görevlendirme kısmında “Devam” yazanların önemli bir kısmının darbeci olduğu değerlendirildi. Bu isimlerin mevcut görevlerine, kritik olması nedeni ile devam etmelerinin öngörüldüğü belirlendi.

 Dönemin Genelkurmay Proje Yönetim Daire Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli ve Genelkurmay Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu, bu kapsamda değerlendirildi. Darbeci olmayan bazı isimlerin de cuntacılar tarafından görevlendirme listesine yazıldığı saptanmıştı.

CUNTACI KOMUTANLAR ‘GÖREV’ YERLERİNDEYDİ

 Başsavcılık, görevlendirme listesinde yer alan ve darbe girişimi gecesi harekete geçen isimleri belirlemek için titiz bir çalışma yürüttü. Harekât planıyla görevlendirme listesinin, cuntacılar tarafından 15 Temmuz gecesi saat 21.00’e doğru birliklere gönderildiği belirlendi.

 Birlik dışında bulunan ve görevlendirme listesinde yer alan bazı isimlerin telefonla bilgilendirildiği tespit edildi. Bu bildirimlerden sonra bazı komutanların, görevlendirildikleri birimlerde komutayı almak üzere harekete geçtikleri belirlendi. Başsavcılık bu isimlerin listesini de çıkardı. Bu kapsamda ilk olarak tespit edilen isimler şöyle:

O İSİMLER VE GÖREVLERİ

Osman Ünlü: Cuntacıların atama listesinde Ankara Sıkıyönetim Komutanı olarak yer alan Polatlı Topçu ve Füze Okulu Komutanı Tümgeneral Osman Ünlü’nün darbe gecesi Ankara 4. Kolordu Komutanlığı’nı devralmaya gittiği belirlendi. Ünlü’den boşalan koltuğa, Polatlı 58. Topçu Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Aygün geçti.

Semih Terzi: Özel Kuvvetler 1. Tugay Komutanı Semih Terzi, darbe gecesi Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı ele geçirmek için Diyarbakır’dan askeri uçakla Ankara’ya gitti. Ancak Terzi, Astsubay Ömer Halisdemir tarafından vurularak öldürüldü.

Bican Kırker: Kara Kuvvetleri Personel Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Bican Kırker, darbe gecesi Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim ve Tümen Komutanlığı’na gitti. Kırker, komutanlığı devralıp tankların çıkarılması talimatını verdi. Darbe karşıtı subaylar tarafından gözaltına alındı.

Sadık Köroğlu: Darbe girişimin en hareketli adreslerinden olan ve kursiyer teğmenlerin de silahlandırıldığı Ankara’daki Jandarma Okullar Komutanlığı’nın başında bulunan Sadık Köroğlu, Jandarma Eğitim Komutanlığı’nı devralmak istedi.

Ünsal Coşkun: Kara Havacılık Okul Komutanı olan Tuğgeneral Ünsal Coşkun, o gece Kara Havacılık Tümen Komutanı Hakan Atınç’ı derdest ettirerek yerine geçti. Ankara’yı kana bulayan helikopterler, Coşkun’un komutasındaki buradan havalandı.

Ali Kalyoncu: Kara Kuvvetleri Personel İşlem Daire Başkanı Tuğgeneral Ali Kalyoncu, 28. Mekanize Tugay Komutanlığı’nın komutasını devraldı. Ankara sokaklarında terör estiren tanklar ve diğer zırhlı araçlar, bu tugaydan çıktı.

Kerim Acar: Kara Harp Okulu Dekanı Tuğgeneral Kerim Acar, derdest edilen Kara Harp Okulu Komutanı Tümgeneral İzzet Çetingöz’ün yerine geçti.

Sinan Süer: Darbecilerin atama listesinde görevine devam yazan Genelkurmay 1. İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Başkanı Sinan Süer, darbe gecesi karargâhta bulunuyordu. Süer’in elinde silahla darbecilerle birlikte hareket ettiği de görüntülere yansıdı.

Muharrem Köse: Genelkurmay Hukuk Müşaviri olan Albay Muharrem Köse, atama listesinde Genelkurmay Adli Müşaviri olarak yer alıyordu. Köse, bu görevi devralmak üzere o gece Genelkurmay Karargâhı’nda idi.

İZMIR’de “askeri casusluk soruşturması”ndaki usulsüzlüklerle, bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin incelemeler doğrultusunda, FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki yapılanmasına yönelik başlatılan 3’üncü dalga operasyonda gözaltına alınan 37 kişiden 19’u tutuklandı, 11 kişi de aranıyor. Soruşturma kapsamında arananlar arasında Prof. Dr. Mustafa Sarsılmaz’ın da bulunduğu ileri sürüldü. Yurtdışında bulunduğu belirtilen Sarsılmaz’ın, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefat ettiği gece GATA’da nöbetçi doktor olduğu ifade edildi.

NEŞET DİŞKAYA/GAZETE HABERTÜRK

Konya'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturmayla örgütün Hava Kuvvetlerindeki yapılanması deşifre ediliyor.

Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca örgüt faaliyetlerine iştirak edenlere yönelik soruşturma kapsamında FETÖ/PDY ile bağlantısı olduğu değerlendirilen kişilere ilişkin çalışmalar sürüyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde yapılanan FETÖ/PDY mensuplarına yönelik "Anayasa'yı ihlal", "yasama organını engellemeye teşebbüs", "hükümete karşı isyan" ve "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlarından başlatılan soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, bugüne dek üç aşamalı operasyon gerçekleştirdi.

Operasyonlarda çoğunluğu Hava Kuvvetleri Komutanlığında pilot 162 şüpheli gözaltına alınırken, bunlardan 36'sı tutuklandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 7'si adli kontrol kararıyla serbest bırakılırken, itirafçı 79 kişi de yurt dışına çıkış yasağıyla salıverildi.

Son operasyonda gözaltına alınan 40 şüphelinin polisteki işlemleri sürüyor. Çoğunluğu üsteğmen olan zanlılar arasında çeşitli rütbelerdeki kişiler de bulunuyor.

İtirafçıların ifadeleri doğrultusunda yapılanma içinde aktif rol oynadığı değerlendirilen askeri personel tespit ediliyor, örgütün Hava Kuvvetlerindeki yapılanması deşifre oluyor.

İl Emniyet Müdürlüğüne bugüne kadar ifade veren birçok kişinin, Etkin Pişmanlık Yasası'ndan faydalandığı öğrenildi. Yasadan faydalananların ifadeleri doğrultusunda örgütün "mahrem" tabir edilen gruplarının çözülmeye başladığı belirtildi.

EN İTAATKAR OLANLARI F-16 PİLOTU YAPMIŞLAR

Örgütte pilotların özel olarak seçildiği, çocukluktan itibaren ilgilenilmeye başlanılan şüphelilere örgüte bağlılığı artırmak için FETÖ elebaşı Fethullah Gülen'in kitaplarının okutulduğu, vaazları ve videolarının izletildiği bildirildi.

Örgütle bağlantısı olan pilotlara görevlerin, kıdeme ya da başarıya göre değil, yapılanmaya bağlılık derecesine göre verildiği kaydedildi. Yapılanmaya en itaatkar olanların F-16 savaş uçağı pilotu yapıldığı, itaatkarlık durumuna göre prestijli görevlerin verildiği öğrenildi.

Örgüte bağlı olmayanların çoğunluğuna hava üslerinde pasif görevler verildiği, "sürekli sorun yaratıyor" algısı oluşturulmaya çalışıldığı ifade edildi. Pilotların maaş ya da görev yolluğu ve harcırahlarından da "himmet" kesintisi yapıldığı bildirildi.

DARBECİ BİNBAŞIDAN 'KRİTİK YERLERDE GÖREV YAPAMAZ, GÜVENİLMEZ' RAPORU

İtirafçı bir pilot ifadesinde, darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te konakladığı otele saldıran Muharebe Arama Kurtarma (MAK) Timi'nden Binbaşı Taner Berber'in, örgütün kurallarına uymadığı gerekçesiyle kendisine uyguladığı baskıları anlattı.

"Bana cezalar veren komutan mezuniyet sicilime, 'Kritik yerlerde görev yapamaz, güvenilmez. Takip edilmesi gereken personel. Disiplin yönünden zayıf. Tek başına görev yapamaz' gibi bir subayın alabileceği en kötü sicil değerlendirmesini yapmıştı." ifadelerini kullanan itirafçı, ifadesinde, "2006 yılı ve sonrasında uçuş eğitimine katılmayı hak etmek veya uçuş eğitimini başarıyla tamamlayabilmek için örgütten olmak gerekmektedir hatta yapılanmadan olman bile yeterli değil. Örgüte tam itaat edenleri pilot yapmaktadırlar." şeklinde beyanda bulundu.

KADET UYGULAMASI

Alınan ifadelerde örgütün Hava Kuvvetlerindeki Harbiyeli Komuta Teşkilatı (KADET) uygulamasına ilişkin detaylara ulaşıldı.

Örgüte bağlı filo komutanlarının KADET'e kendilerinden olan öğrencileri seçtiğini anlatan bir itirafçı, şu bilgileri verdi:

"Bu öğrenciler, eğitime katılan öğrenciler arasında bazı bahaneler söyleyerek farklı gruplar oluşturuyorlardı. Bu öğrencilere aşırı derecede ve yüksek düzeyde ağır eğitim yaptırıyorlar, az uyku zamanı veriyorlar ancak bazı gruplara ise normal kamp düzenindeki programa göre eğitim veriyorlardı. KADET'e bağlı öğrencilerin, kendilerinden olmadığını tespit ettikleri öğrencilerin bu şekilde okuldan ayrılmalarını sağlamaya çalıştıklarını düşünüyorum."

Örgütün, "şok mangası" ve "fırsat eğitimi" adı altında bir uygulamayla yapılanmadan olmayanlara baskı yaptığı öne sürüldü. Bu uygulamayla örgüt üyesi son sınıf veya mezun öğrencilerin, yeni gelen ve örgüt yapılanmasından olmayan öğrencilere normal eğitimler haricinde ekstra eğitim yaptırarak, baskı uyguladığı iddia edildi. Ağır eğitim şartlarından dolayı okulu bırakan öğrenciler de olduğu ifade edildi.

DİNİ İSTİSMARDA SINIR TANIMAMIŞLAR

İtirafçı başka bir pilot üsteğmen de örgütün çıkarları doğrultusunda dini konuları nasıl istismar ettiğini anlattı.

İtirafçı, ifadesinde şunları kaydetti:

"Örgütün 'abi' tabir edilen sorumlusu, başı açık fotoğraf çektirmek istemeyen annemi, daha önce aynı durumla karşılaşılan bir ailede, 'Çocuğun babasının rüyasına Peygamber Efendimiz gelmiş. Eşinin başını açtırarak fotoğraf çektirmesini söylemiş. Bu nedenle bu olayın dini yönden önemi çok büyük' diyerek ikna etti. Okulu bırakacağımı düşünen abi, 'Öyle bir şey sakın yapma. Sana hakkımı helal etmem. Bu iş bizim için çok önemli. Sizler Peygamber tarafından müjdelenen insanlarsınız. Peygamberimiz zamanındaki sahabeler de sizin yaptığınız işi yapıyorlardı. Sizin onlardan hiçbir farkınız yok' diyerek, beni dini yönden etkilemeye çalıştı.

Askeri lisedeyken açıkça namaz kılmamam, oruç tutmamam, cuma namazlarına gitmemem, abdestimi teyemmüm yaparak almam konusunda uyarılarda bulunuldu. Kendileriyle irtibatımı ailemden bile gizlemem istendi."

Başka bir itirafçı da "15 Temmuz'dan birkaç hafta önce cemaat abim olan kişi, ikametgahında bir araya geldiğimizde hükümet karşıtı videolar izletti. Bu videolardan birinde örgütte okuyucu olarak tanımlanan 2-3 kişiden biri, diğerlerine, 'cemaat içerisinde büyük bir konumda bulunan abinin rüya gördüğünü, rüyasında ise Peygamberimizin iki generalin rüyasına gireceğini, bu generallerin bir yerde birleşip darbe yapacaklarını, bu darbe sayesinde her şeyin düzeleceğini, haksızlıkların ortadan kalkacağını, şu an bir haksızlık ortamı olduğunu söyledi' şeklindeki konuşmaları yer alıyordu." diye konuştu.

Operasyonun önceki aşamasında itirafçı olan bir pilot, örgüt abisinin, "Hadi iyisiniz, size sadece namaz kılmama ve oruç tutmama şartı var. Biz eskiden abilerinize yeri geldiğinde kendilerini deşifre etmemek maksadıyla alkollü içecekler dahi içmelerine izin verip, bu yönde yönlendirme yapıyorduk." dediğini anlattı.

ÖRGÜTÜN ABİLİK SİSTEMİ

Operasyonlarla örgütün Hava Kuvvetlerindeki "abilik" sistemine ilişkin detaylara ulaşıldığı öğrenildi.

İtirafçı pilot, örgütün "abilik" sistemine ilişkin de şu bilgileri verdi:

"Askeri okul yıllarında abiler ile buluşmalara giderken kesinlikle görüşmenin yapılacağı eve girene kadar yan yana gelmiyorduk. Gerekmedikçe telefonla irtibata geçmiyorduk. Aynı abi ile buluşmaya üç arkadaş bile gitsek görüşme yapılacak eve ayrı ayrı gidiyorduk. Normal şartlarda abiler okul döneminde iki haftada bir olmak üzere hafta sonu bir gün buluşmaya gelmemizi istiyordu. Yine tedbir kuralları kapsamında bana kod isim vermişlerdi. Okul yıllarında görüşmeler genellikle daha önceden belirlenen bir yerde veya evde yapılıyordu.

Telefonla irtibat sağlanması gerektiğinde ise abinin bize verdiği irtibat numarasını ya ezberlememiz ya da telefonumuza şifreli olarak kayıt etmemiz isteniyordu. Biz abiyi ankesörlü veya sabit bir hattan arıyorduk. Kendisi de aynı şekilde bizi ankesörlü veya sabit bir hattan arıyordu. Öğrencilik yıllarında buluşma yaptığımız evler tahminime göre yine örgütten birisinin eviydi."