Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

GAYB ALEMİNİ SINIRSIZ BİLME VE GAYB-I MUTLAKA ULAŞMA

Bir önceki başlıkta Levh-i Mahfûzdaki bilgilere ulaşılabileceği iddiasında bulunan Gü-
len, gayba muttali olmanın önündeki tüm sınırları kaldırarak “mutlak gayb”a da ulaşı-
labileceğini ileri sürmektedir:

“Allah’la münasebette derinleşmiş kimseler herhangi bir sınır kaydı
olmaksızın gayp âlemine muttali olabilir, meleklerle, cinlerle, Mesih
ve Hızır (a.s.) ile rahatlıkla görüşebilir.”

“Şimdi siz bütün bu meratibi katederek Allah’ın izni ve
inayetiyle belli bir noktaya ulaşabilirsiniz. Fenafillah, bekabillah,
maallah makamına erip, bir şuhud ve vahdet mülahazasına
sahip olabilirsiniz. Gayb-i mutlaka, hakikatü’l-hakaika ulaşma
mülahazaları içinizde belirebilir…”

Bu ifadelerle Gülen, Allah ile bağını ve ilişkisini güçlü bir şekilde tutan kimselerin, gayb
âlemine dair bilgi sahibi olabileceğini, meleklerle, cinlerle hatta Mesih ve Hızır (as.) ile
rahatlıkla görüşebileceğini ileri sürmektedir. Gülen, bir başka eserinde de kişinin, gö-
zünü haramdan çevirmesi karşısında Cenâb-ı Hakk’ı müşahede gibi mühim bir neticeye
ulaşacağını hatta bu müşahedenin ötede olabileceği gibi bu dünyada da olabileceğini
söylemektedir.

Gülen’in Allah ile münasebeti derinleşmiş kimselerin sınır kaydı olmaksızın gayba dair
bilgilere muttali olabileceği söylemini kabul etmek mümkün değildir. Bu görüş, Yüce
Kitabımız Kur’an’ın bize öğrettiği ilkelere aykırıdır. Âyetlerde Yüce Rabbimiz, gaybı bilenin
yalnızca kendisi olduğunu, (Haşr, 59/22; Sebe, 34/48) gaybın anahtarlarının kendi yanında
bulunduğunu (En’am, 6/59) ve “Allâmu’l-guyûb” sıfatının tek sahibinin kendi zatı
olduğunu bildirmektedir.

Gülen, tasavvufî kavramları da istismar ederek bağlılarına belirli gayret ve çaba sonucunda
mutlak gayba ve ‘hakîkatü’l-hakâik’a ulaşabileceklerini telkin etmektedir. Oysaki
bu iddialar gerçeği yansıtmadığı gibi vehim ve yanılgıdan öteye geçemeyen hezeyanlardan
ibarettir. Nitekim Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de Hz. Nuh’un, kendi kavmine şöyle
seslendiğini bildirmektedir: “Size ben, “Allah’ın hazineleri yanımdadır”, demiyorum;
gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler
için, “Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez” de diyemem.

Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zâlimlerden olurum” (Hud, 11/31) Yine Kur’an-ı Kerim’de Hz. Muhammed’in (s.a.s.) de “De ki: Ben
size, Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size,
ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör
ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?” (Enam, 6/50) demesi emredilmektedir.
Bu âyetlerden anlaşılacağı üzere gaybı sadece Allah bilir. Peygamberlerin gaybı
bilmesi ise Allah’ın bildirdiği kadardır. (Âl-i İmran, 3/179; Cin, 72/26-28) Gayb konusunda genel
ilke böyle olmasına rağmen Gülen’in mutlak gayba ulaşılabileceği iddiası, söylediği
her şeyin mutlak dini bilgi olarak kabul edilmesine yönelik bir çabadır.

Netice itibariyle Hz. Peygamber, kendisinin mutlak manada gaybı bildiğini ileri sürenleri,
bizzat ikaz etmişken (Buhârî, Megâzi, 12) Allah’ın bildirmediği gaybî hususları, nüfuz
edilebilecek bir alan gibi sunmak İslam’ın itikâd esaslarına aykırıdır.