Hiç hayatınızda, kendinizi çok şansli hissettiğiniz oldu mu? Evet, ben dünyanin belki de en şansli gazeteci adaylarından biriydim. Bir tarafimda Duygu Asena, diğer tarafimda Ufuk Güldemir’le bu mesleğe adım attım.
Her ikisi de bana sonsuz güvenleriyle, bu mesleği oğretmeye çalıştılar. Biri ‘Kurtlar sofrasında kadın gazeteci olarak nasıl kaybolmayacağımı’ anlatırken, diğeri ‘nasıl gazeteci olunur?’ bunu öğretmeye çalıştı. Ben, onların yetiştirdiği son kuşak gazeteciyim. Benden önce onların yetiştirdiği ablalarım, ağabeylerim çok oldu. Ama ben, son eserleriyim. Onun icin çok  şanslıyım.
Babamın vefat ettiğini, bu satırları yazmadan önce, yaklaşık 4000 km uzaktan öğrendim. Nasıl inanabilirdim ki.. Bir yılda, ikinci büyük acıyı yaşıyordum. İnanmak istemiyordum. Ama güçlü olmalıydım çünkü ben Ufuk Güldermir’in öğrencisi ve kızıydım. Bana kızım derdi, HABERTÜRK'ün evim olduğunu söylerdi ve kapılarını hep sonuna kadar açık tutardı. Karşısında, saygımdan hep titrerdim. Çünkü onun mesleğine duyduğu aşk ve heyecan  karşısında eğer titremiyorsanız, gazeteciliğin ilk kuralını öğrenememişsiniz demekti. O da ‘ya sev ya da terk et’ idi. Yani bu mesleğe ya gönülden bağlanacaksınız, ya da baştan bu meslekten vazgeçeceksiniz. Çünkü gazetecilik, gerçekten özveri isteyen bir meslekti. Aşık olmayan, bu mesleği yapamazdı.
Hastalığını ilk öğrendiğimde, bu illeti yeneceğine yürekten inaniyordum; çünkü Ufuk Güldemir benim için gücün simgesiydi. ‘Güç’ kelimesini tarif et dediklerinde ağzımdan çikan isim Ufuk Güldemir olmuştur. Çünkü güçlü olmayı da ondan öğrendim. Tıpkı savaşçı olmayı Duygu Asena’dan öğrendiğim gibi. Ama babadan inatçılığı, zekamı kullanmayı, inandığım doğrularının arkasında durmayı, sözümü esirgememeyi, korkusuz olmayı ve en önemlisi kalemimi kırmamayı öğrendim.
Bana hep ‘sen farklısın’ derdi. Farklı olarak görmese, beni yetiştirmeye uğraşmaz ve hamur gibi yoğurmazdı. Evet, şimdi o hamur şekillendi ve nasıl durması gerektiğini ögrendi. Baba, gözün arkada kalmasın. Ufuk Güldemir olarak yetiştirdiğin, benim gibi niceleri var. Bizler, senin öğrettiklerinle, mesleğimizi yapmaya devam edeceğiz. İnandığın doğrular, bizlerle gelecek nesillere aktarılacak. Sana çok şey borçluyum ve hakkını asla ödeyemem. Bana ayırdığın son 5 yılın, öğrettiklerin ve inandığın için sonsuz teşekkür ederim. Daima HABERTÜRK’ün elemanı olarak kalacak ve bundan hep gurur duyan kızın...

AYÇA GÜNAY
HABERTÜRK ESKİ EDİTÖRÜ