Teksesli koroya dönüşen medya, yaratıcılığımızı yok edeli yıllar oluyor!.. Artık haberi ve haberin gücünü düşünemiyoruz. Kafamızın içine yerleştirilen oto kontrol çipleri, tarafsız, özgür yayıncılık düşü kurmamızı engelliyor!..
Açıkçası biz gazetecilere bir haller oldu!
Kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğumuzu yitirdik! Halkın özgür haber alma hakkını yok ettik!..
Bana göre böylesine yavanlığın ve tehlikenin ortasında Ufuk Güldemir'in renkliliği, özgür habercilik duruşu, her defasında medyaya bomba gibi düştü. Güldemir, anarşistti. Gazetecilere dayatılan bütün kuralları yıkıp geçti. Bu yüzden patronlarla hep karşı karşıya geldi. Güldemir, gazetecinin iyi para kazanmasını isterdi. Ona göre iyi para kazanamayan gazeteci özgür olamazdı.
İdeolojilerden nefret ederdi, aşırı sağ ve aşırı solla işi olmazdı.
Liberaldi.
Gazete ve televizyonlarda yöneticilik yaptığı dönemde hep "star" yarattı. Pek çok televizyoncu Güldemir'in okulundan yetişti. Güldemir, detaycıydı. Haber delisiydi; haber dendi mi ortalığı kırıp geçirirdi. Kendisiyle çalışmak kolay değildi.
Farklıydı. Güldemir, "Öteki Türkiye'de" doğdu. Ama sonradan çok sıkı bir "Beyaz Türk" oldu. Beyaz Türk kavramının fikir babasıydı. İletişim fakülteleri Ufuk Güldemir'i iyi analiz etmeli. Çünkü zor gazeteci yetişen(!) bu topraklarda 30 yılda gazetecipatron olmayı başarmış bir girişimci olarak, sıfır sermayeyle "Habertürk" markasını yarattı.
Az şey mi?
Güldemir'in yanında çalışanlar kendini hep önemli hissetti. Yurtdışı deneyimi, gazete ve TV yöneticiliği Güldemir'e farklı bir vizyon kazandırdı. Türkiye'yi farklı pencerelerden izledi. Sosyoloji okumamıştı ama çok sıkı bir sosyologdu. Ülkesini ve insanlarını çok iyi analiz ediyor, bu farklılığını kaleme dökerken ustalığını konuşturuyordu.
Tartışmasız, cesur kalemdi!
Tartışmasız yakın dostu Soner Yalçın'a göre medyanın "Son şövalyesiydi!
Üstelik bilgiliydi!..
Kalemi ve beyni bir bütün olarak çalışıyordu. Galiba Güldemir'in "Kavram fabrikası" da bu birliktelikten doğdu. Onun bu tavrı ezberi bozuyor, pek çok kişinin sinirlerini geriyordu!..
Yanında çalışanlar ve dostları çok iyi bilir ki, zarifti. Ama haber saatinde çok kırıcıydı. O yüzden çözümü bulmuştu; kırıcılığını haber saatinde giydiği şapkanın altına gizlemeye çalışır ve "Şapkam başımdayken söylediklerimden sorumlu değilim" derdi. Şapkayı çıkardı mı, arkadaş Ufuk geri gelirdi!..
Bu yüzden çoğu kişiyle yollarını ayırdı.
Bugün hepimizle yolunu ayırıyor...
Allah'tan rahmet diliyorum. Ailesinin başı sağolsun! Ancak özgür ve bağımsız habercilik adına gazetecilerin başı hep dik olsun!