Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Los Angeles’ta gökyüzü bile biraz daha hafif, insanları da öyle. Trafiğinden sürekli şikâyet etmeleri, hava biraz serinleyince tişört yerine incecik bir kazakla dolaşmaktan şikâyet etmeleri hayattaki dertlerinin de hafifliğinden olmalı. Dünyanın bazı yerleri böyle. Hava hep güzel, geçen sene beş gün yağmur yağdığı için türlü türlü yeni çiçekler açmış, onlar da şaşkın. CBS stüdyolarının tüm dizilerinin yeni sezonlarını tanıttığı toplantının da hafif geçmesi lazım ama ortam pek öyle değil. Nihayetinde tam da Hollywood’un Harvey Weinstein’ın başrolünde olduğu skandalın üstüne ardı arkası kesilmeyen mağdurların ortaya çıktığı, mektup üstüne mektubun yayınlandığı, itiraf yağmurunun yaşandığı günler. Ancak bu konuya girmek yasak. Sorulacak sorular arasında bu konuya değen bir ifadede bulunmak dahi söz konusu değil. Gerçi her gelen sanatçı aslında konuya dair rahatsızlığını belli edecek ifadeler kullansa da arkalarında basından sorumlu görevlileri, menajerlerinin vücut dilleri ‘Bu konuya girme’ mesajı veriyor. NCIS, Jane the Virgin oyuncuları güneşli Los Angeles’ta gazetecilerin sorularını yanıtlıyor. HT Pazar'dan Elif Key'in haberi...

‘Dördüncü sezon daha da komik olacak’ 
Bu sene ikinci sezonuna başlayan Jane the Virgin, Altın Küre ödüllü. Dizide bakire bir genç kadının kendisine yanlışlıkla tüp bebek tedavisi uygulayan bir doktor yüzünden hamile kalması ve hayatının altüst olması ele alınıyor. Jane hayatını baştan planlamak zorunda kalıyor. Dizide olup bitenleri anlatacaklardan biri odaya giriyor.

Yael Grobglas, İsrail asıllı bir oyuncu. “Size neler olacağını anlatırsam beni kovarlar” deyip gülüyor, sonra ayakkabılarını atıyor, ayaklarını altına alıyor ve anlatmaya başlıyor. Grobglas dizide Petra’yı canlandırıyor. İsrail’de bir günde dizinin bir bölümünü çektikleri için rolünü aynı gün içinde ezberlemeye o kadar alışmış ki LA’de de bu konuda sorun çekmediğini anlatıyor. Dizide başına hep garip şeyler geliyor ve komik bir karakter Petra. Ama Yael Grobglas da karakterini o kadar seviyor ki, onu koruması gerektiğini düşünüyor. Dizideki Petra mutlu olunca mutlu oluyor, ama bir yandan da aslında dizideki karakterinin yavaş yavaş hayatını toparlamasını, içinde durduğu karışıklıktan kurtulmasını istiyor. “Gerçekten kafamı karıştırıyor Petra!” deyip gülüyor. Petra rolü için yazılan senaryonun daha iyi olamayacağının da altını çiziyor. Dizide Rogelio’yu canlandıran Jamie Camil, Latin Amerika’nın çılgınca hayran olduğu, Meksikalı bir aktör.

Hayranlık boyutunu şöyle tarif etmek yanlış olmaz, bizdeki karşılığı Kıvanç Tatlıtuğ’a denk gelir diyeyim. Bunu da anlamam için odadaki Latin Amerikalı gazetecilerin nasıl heyecanlandığını görmem ve hepsinin annesinden, yeğeninden Camil’e selam getirmesi yetiyor. Camil dizinin bugüne kadar harika gittiğini, inanılmaz bir hayran kitlesinin olduğunu anlatıyor.

Dizinin başka bir oyuncusu ve Xiomara’yı canlandıran Andrea Navedo’nun bu sezon aşkı bulduğunu, hayallerindeki adamla evlendiğini anlatıyor. Bu arada 13 yaşında bir kızı olduğunu söyleyen Navedo, “Aslında ne yapsam olmayacak belki de çünkü kızım benim her hareketimden, her mimiğimden utanıyor” deyip kahkahalarla gülüyor. Jane the Virgin seyircisini mutlu etmek için ellerinden geleni yaptıklarını anlatıyor. Belli ki kızını bu mutlu seyirci listesine dahil etmek kolay olmayacak, bazen en zor seyirci insanın en yakınından çıkıyor!

‘KARAVANININ BÜYÜKLÜĞÜNÜN ÖNEMİ YOK’

Gerçekten bir Ferhunde Hanımlar, bir Çiçek Taksi, bir de Arka Sokaklar. Amerika’nın bitmeyen dizisi de NCIS. Ve başrolündeki Mark Harmon gerçekten diziyle yaşlanacak deniyordu, yaşlanmış da. 15 sene. NCIS Özel Ajanı Leroy Jethro Gibbs de dizide vefat ederse gidip bir mezar uydurup kilise töreni yaparlar mı bilemiyorum.

Harmon bunca yıldır başrol oynamasının sebebini büyüklerinden set terbiyesi almasına bağlıyor. Michael Caine’le, James Garner’la aynı setlerde büyüdüğünü ve onları ne kadar dikkatle seyrettiğini, onların çalışma disiplinlerini takip ettiği anlatıyor: “Bu işe ilk başladığın zaman her çeşit insanla karşılaşırsın. Cuma gecesi sinemada seyrettiğin insanla, pazartesi günü aynı sette çalışmaya başlayabilirsin, bu iş böyle bir şey. Ama benim akıl hocalarım hep harikaydı. Onlarla sahnem olmasa bile gider setlerini izlerdim. İnsanlara nasıl davrandığına bakardım. Bu işte senin karavanının ne kadar büyük ya da küçük olduğunun hiçbir önemi yok veya bir senaryoda kaç kere rolünün, kaç sahnenin olduğunun da bir önemi yok. Bu işte varolmanın tek bir yolu var, o da beraber çalıştığın insanlara düzgün ve adil davranacaksın.” Bu sene 13. sezonuna giren dizide herkesi yine karmaşık ama eğlenceli durumların beklediğini anlatıyor. Dizinin bir başka ismi Mario Bello, Özel Ajan Jack Sloane rolünde. Bello, 15 senedir devam eden bu diziye katılmış olmanın gururunu yaşadığını anlatıyor. Dizinin ilk günkü setine girdiğinde kendisini bir anda evde hissettiğini, Mark Harmon’ın gerçekten bir futbol takım kaptanı gibi herkesle tek tek ilgilendiğini söylüyor. “NCIS ekibi 15 senedir beraber ve bir aile gibi değil, onlar gerçekten bir aile” diyor.