Venezuela: Zenginliğin gölgesinde, jeopolitiğin merkezinde
Venezuela’nın ABD’ye ya da bölgesel dengelere gerçek anlamda bir tehdit oluşturduğu ne kadar tartışmalıdır? Bu sorunun yanıtı çoğu zaman güvenlik argümanlarıyla perdelenir. Oysa çıplak ve somut gerçek, Washington’un Venezuela’nın sahip olduğu devasa doğal kaynaklara yönelik artan iştahıdır. Bugün Venezuela meselesini anlamak için, önce petrolün ve yeraltı zenginliklerinin hem bir nimet hem de bir lanet olabildiğini kabul etmek gerekir.
Bu çerçevede Venezuela’yı anlamak için haritaya bakmak yetmez. Bu ülke yalnızca Latin Amerika’nın kuzey ucunda yer alan bir devlet değil; tarih boyunca kaynak zenginliğiyle lanetlenmiş, jeopolitik rekabetin tam ortasına düşmüş bir hikâyenin ana sahnesidir. Bugün yaşananlar da bu uzun hikâyenin yeni bir perdesi.
Bir zamanlar Caracas sokakları, petrol gelirlerinin yarattığı refahın izlerini taşırdı. Venezuela, 1970’lerde kişi başına düşen geliriyle İspanya ve İtalya’ya yaklaşmış; Latin Amerika’nın parlayan yıldızı olarak anılıyordu. Bu refahın kaynağı, elbette yeraltından fışkıran petroldü.
Ancak petrol, ülkeye yalnızca zenginlik değil, kaderini şekillendiren bir bağımlılık da getirdi. Üretim çeşitliliği gelişmedi, kurumlar güçlenmedi. Devlet gelirlerinin büyük bölümü tek bir kaynağa bağlanınca, her fiyat dalgalanması ülkeyi sarsar hale geldi. İşte bugün “kaynak laneti” dediğimiz olgunun Venezuela’daki karşılığı tam olarak budur.
Venezuela hâlâ dünyanın en büyük ağır petrol rezervlerinden birine sahip. Altın ve nadir minerallerle dolu yeraltı zenginlikleri de cabası. Fakat bu zenginliğin üzerine oturan ekonomi, yıllardır derin bir siyasi ve finansal çalkantıyla yüzleşiyor.
ABD’nin Venezuela’ya dair tutumunu yalnızca demokrasi hassasiyetine bağlamak gerçekçi değil. Washington için mesele üç katmanlı:
Venezuela, tıpkı Soğuk Savaş döneminde Küba’nın oynadığı rol gibi, bugün Moskova ve Pekin için stratejik bir ortak. Çin, milyarlarca dolarlık kredi ve enerji anlaşmalarıyla ülkede güçlü bir ekonomik varlık kurmuş durumda. Rusya ise askeri ve siyasi destek üzerinden nüfuzunu artırıyor.
Washington açısından bu tablo kabul edilebilir değil. Çünkü Latin Amerika, tarihsel olarak ABD’nin “arka bahçesi” olarak tanımlanan bir coğrafya. Venezuela üzerindeki mücadele bu nedenle yalnızca enerjiyle ilgili değil; bölgesel güç dengesiyle ilgili.
Başarılı bir müdahale ya da rejim değişikliği girişimi, yalnızca kaynaklara erişim avantajı değil; aynı zamanda Rusya ve Çin’in Latin Amerika’dan çevrelenmesi anlamına gelecek. Bu nedenle Venezuela dosyası, küresel güç rekabetinin sıcak başlıklarından biri.
Böyle bir hamlenin iç politikaya yansımaları da önemlidir. Amerikan siyasetinde dış politika başarısı, hâlâ güçlü liderlik göstergesi kabul edilir. Trump’ın Venezuela üzerinden Washington’a bir jeopolitik zafer yazdırması, hem enerji lobileri hem de ulusal güvenlik çevrelerinde ciddi destek üretir.
Bu da iç kamuoyunda güçlü bir siyasi sermaye anlamına gelir.
Jeopolitik risk, finansal piyasaların her zaman fiyatladığı bir unsurdur. Venezuela’daki olası bir kırılma, şu kanallardan etkili olabilir:
Eğer Venezuela’daki süreç çatışma ve yaptırım sarmalına dönüşürse petrol fiyatları yukarı yönlü oynaklık gösterebilir. Tersine, ülkenin yeniden üretime daha güçlü dönüş yaptığı bir senaryoda ise arz artışı fiyatlar üzerinde baskı oluşturabilir. Bu da hem enflasyon beklentileri hem de merkez bankası politikaları üzerinde zincirleme etkiler yaratır.
Bu büyük satranç tahtasının üzerinde yaşayanların ise tercih hakkı çoğu zaman sınırlı. Ekonomik çöküşün faturasını, gündelik yaşam mücadelesi veren Venezuelalılar ödüyor. Zenginliğin gölgesinde fakirleşen bir toplum gerçeği, bu hikâyenin en trajik bölümünü oluşturuyor.
Venezuela meselesi, ne yalnızca demokrasi tartışmasıdır ne de yalnızca enerji politikası. Bu kriz, kaynak zenginliği ile jeopolitik rekabetin kesiştiği noktada doğuyor.
Belki de soruyu şöyle sormak gerekir:
Son söz: “İki kaplan dövüşürse, yaralanan ormandır.” Çin atasözü
- İşte 2026'nin en büyük riski!2 saat önce
- Riskler+ Trump'la altın çağ mı, fırtınalı yıl mı?1 gün önce
- Neden rekabet gücü kura değil, enflasyona bağlı?42 dakika önce
- Yüzde 27 artış 2026 için ne söylüyor?15 dakika önce
- 2026'ya devreden risk: Puslu atmosfer9 dakika önce
- Teknolojiye milyar dolarlık 'cesaret fonu'51 dakika önce
- Faiz şokuna rağmen konut rekoru4 dakika önce
- Üç trilyonluk halka arz fırsat mı risk mi?15 dakika önce
- Fed'den indirim + likidite desteği= piyasa coşkusu46 dakika önce
- Enflasyonda kiranın payı azalıyor, internetin artıyor19 dakika önce