Enflasyonun aynası nasıl değişti?
Enflasyon yalnızca fiyatların değil, ekonominin hikâyesinin de ölçüsüdür. O hikâye ise, hangi mal ve hizmetlerin ne kadar “önemli” sayıldığına bağlıdır. TÜİK’in 2026 yılı itibarıyla Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) hesaplamasında yaptığı metodolojik değişiklikler tam da bu noktada duruyor: Enflasyonun kendisi değil, onu ölçme biçimimiz değişiyor.
Merkez Bankası uzmanlarının çalışması, bu değişimin teknik olduğu kadar ekonomik ve hatta politik sonuçlar da doğurabileceğini gösteriyor. Tartışma şu soruda düğümleniyor: TÜFE daha mı gerçekçi hale geldi, yoksa daha “yumuşak” bir enflasyon mu üretiyor?
2026 ile birlikte TÜİK, uluslararası standartlara uyum gerekçesiyle COICOP 2018 sınıflamasına geçti. Bu yalnızca bir isim değişikliği değil. 12 ana harcama grubu 13’e çıkarıldı; heterojen yapılar ayrıştırıldı, “Çeşitli Mal ve Hizmetler” gibi muğlak başlıklar parçalandı.
Daha önemlisi, dijitalleşen ve hizmetleşen ekonomi artık sepete daha net biçimde yansıyor. Online yemek servislerinin taşıma ücretleri, elektrikli araç şarjı, yeni iletişim ve eğlence kalemleri artık TÜFE’nin “kenar notları” değil, doğrudan parçası.
Baz yılının 2025’e çekilmesi ise teknik bir yeniden ölçeklendirme. Geçmiş enflasyon oranlarını değiştirmiyor ama bundan sonra ölçülecek enflasyonun referans çerçevesini güncelliyor.
Asıl kritik adım, harcama ağırlıklarında atıldı. TÜFE’de ağırlıkların ana veri kaynağı artık Ulusal Hesaplar Hanehalkı Nihai Tüketim Harcamaları. Hanehalkı Bütçe Anketi ikinci plana alındı.
Bu teknik tercih, şu anlama geliyor: Sepet artık daha az “anket”, daha çok makro muhasebe kokuyor.
Ortaya çıkan tablo bitişikte görüldüğü gibi net:
Bu değişim, Türkiye ekonomisinin yapısal dönüşümüyle uyumlu. Hizmetlerin hem millî gelirde hem istihdamda payı artıyor. TÜFE de bunu izliyor. Ancak bu uyum, ölçülen enflasyonun davranışını da değiştiriyor.
Ağırlık kaymaları, özellikle çekirdek göstergelerde çarpıcı sonuçlar doğuruyor. B ve C endekslerinin ağırlıkları sırasıyla %79,3 ve %65,3 seviyesine yükselmiş durumda. Bu, manşet enflasyonun giderek daha fazla hizmet fiyatlarına bakarak şekilleneceği anlamına geliyor.
Yine bitişikte yer alan tablodan izlenebileceği gibi ikili harcama gruplarında en sert düşüş konut ve enerji tarafında.
Buna karşılık lokanta, konaklama, eğlence ve kültür gruplarında ciddi artışlar var. Yani vatandaşın “dışarıda harcadığı” para, enflasyon hesabında artık daha yüksek sesle konuşuyor.
Merkez Bankası uzmanlarının Dilara Ertuğ ve Nagihan Özlü yaptığı etki analizi önemli bir denge sunuyor. Ağırlık değişiminin 2026 Ocak ayı enflasyonunu yaklaşık 0,1 puan aşağı çektiği hesaplanıyor. Kısa vadede marjinal “yumuşatıcı” bir etki var.
Ancak yıl geneline bakıldığında tablo tersine dönebilir. Hizmet enflasyonu hâlâ yüksek ve ağırlığı artmış durumda. Bu nedenle, yeni sepet yapısının yıllık enflasyonu yaklaşık 1 puan yukarı çekme potansiyeli bulunuyor.
Yani sepet değişikliği ne sihirli bir düşüş ne de gizli bir manipülasyon. Ama enflasyonun ritmini ve tepkisini değiştirdiği kesin.
2026 TÜFE güncellemesi şunu söylüyor: Türkiye artık mal ağırlıklı bir ekonomi değil, hizmetlerin belirleyici olduğu bir yapıya doğru ilerliyor. Enflasyon da bu dönüşümün aynası.
Ancak şu notu düşmek şart: Sepet ne kadar “gerçekçi” olursa olsun, vatandaşın hissettiği enflasyon, hâlâ gıda, konut ve ulaşım üzerinden şekilleniyor. İstatistik ile hayat arasındaki makas kapatılmadıkça, tartışma da bitmeyecek.
Yönetim gurusu Peter Drucker şöyle demişti: “Ölçemediğin şeyi yönetemezsin; yanlış ölçtüğün şeyi ise yanlış yönetirsin.”
- Yeni sepet, eski hikaye: Enflasyonda ocak klasiği13 dakika önce
- O "Kara Gece" bize ne anlattı?3 dakika önce
- İlk hesaplaşma ara seçimler, sonrası kıyamet senaryosu mu?57 dakika önce
- Altında, dolarda ne oluyor?18 saat önce
- Trump esiyor, dünya savruluyor13 dakika önce
- Davos 2026: Küreselleşme sahneyi terk ederken59 saniye önce
- Merkez Bankası indirimi niye kıprtı?1 dakika önce
- Japonya'da fay hattı kırılıyor: Sessiz tahvil depreminin küresel yankıları18 dakika önce
- Konut rekoru var, sermaye göçü de2 saat önce
- Bu kez geri adım da yetmeyecek mi?5 saat önce