Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Türkiye’de son yıllarda yaşananları anlatmak için artık klasik kavramlar yetmiyor. “Yüksek enflasyon”, “faiz–kur dengesi”, “reel getiri” gibi teknik ifadeler tabloyu tarif ediyor ama ruhunu yakalamıyor. Çünkü mesele artık bir yatırım tercihi değil; bir hayatta kalma refleksi. İşte bu yüzden “altın vuruş”, Türkiye’de bir metafor değil, ekonomik bir gerçeklik.

Ocak ayı gerçeği: Enflasyon ilk rauntta indiriyor

TÜİK’in açıkladığı ocak ayı finansal yatırım araçları verileri, bu gerçeği bir kez daha teyit etti. Aylık yüzde 4,84’lük TÜFE karşısında altı ana yatırım aracından yalnızca altın ve borsa ayakta kalabildi. Altın, ay içinde 29 Ocak’ta sert bir satış yemesine rağmen, ocak ayını yüzde 12,65 nominal ve güçlü bir reel artışla kapattı.

Diğer dört araç için tablo netti: Mevduat, devlet iç borçlanma senetleri, dolar ve euro, yüksek enflasyon karşısında reel kayıp yazdı. Daha yılın ilk ayında tasarruf sahibi şoku yaşıyor. Devlet, “paranı bankaya koy” diyor ama aynı devletin ölçtüğü enflasyon, o parayı sessizce geri alıyor.

Üstelik stopajdan arındırılmamış, yani vergisi kesilmemiş getirilerde bile tablo bu kadar kötüyse, net getiri çok daha aşağıda.

Bu noktada faiz artık bir teşvik aracı değil; zararı sınırlama aparatı haline geliyor.

Vade uzadıkça umut artıyor mu? Kâğıt üzerinde evet

Üç, altı ve bir yıllık vadelerde reel getirilerin sayısı artıyor. Ancak bu artış, sistemin sağlıklı çalıştığını değil zararın zamana yayıldığını gösteriyor. Çünkü ocak ayı enflasyonu, geçmiş yıllarda olduğu gibi 2026’da da tasarruf sahibini ilk aydan tuş ediyor. Yılın başında kaybedilen alım gücü, sonraki aylarda telafi edilemiyor; sadece daha yavaş eriyor.

Bunu en çıplak haliyle, tablonun en sağındaki son bir yıllık ortalama reel getiriler ortaya koyuyor.

Faiz zirvede, getiri hâlâ eksi

Türkiye’de yüksek faiz dönemi kapanıyor. Ancak ironik olan şu: Faizin son 20 yılın zirvesinde seyrettiği bir dönemde bile, mevduatın ve devlet iç borçlanma senetlerinin yıllık ortalama reel getirisi negatif.

Üstelik bu getiriler nominal, yani vergisi kesilmemiş haliyle bile tasarruf sahibini koruyamıyor. Faiz artık kazandırmıyor, sadece kan kaybını sınırlamaya çalışıyor. Tasarruf için değil, hasar kontrolü için kullanılıyor.

Borsa neden kurtarıcı olamıyor?

Teoride borsa uzun vadeli birikimin adresidir. Pratikte ise Türkiye’de son bir yılın bilançosu ağır: yaklaşık yüzde 20 reel kayıp. Sorun sadece dalgalanma değil, öngörülebilirliğin kaybolması.

Tasarruf sahibi artık “uzun vadede kazanırım” demiyor. Çünkü uzun vadenin kural seti, her an değişebilir. Bu ortamda borsa yatırım değil, sisteme güven testi haline geliyor.

Altın yatırım değil, savunma hattı

Altının son bir yılda yüzde 33’e yaklaşan reel getiri sağlamasının kökü dışarıda. Yani dünyadaki fiyat artışı kaynaklı. Ve de çok büyük bir başarı hikâyesi değil.

Aslında bu durum dünya için bir alarmdır. Altın kazandırdığı için değil, başka hiçbir şey korumadığı için öne çıkıyor.

Türkiye’de de altın geçmişten beri bir getiri aracı değil, enflasyon karşısında son savunma hattı.

İşte bu yüzden “altın vuruş” bir tercih değil. Sistem içinde kalan paranın eridiği bir düzende, altına yönelmek rasyonel bir kaçıştır.

Paranın göçü: Finansal sistem dışına itilen tasarruf

Geleneksel araçlar tasarrufu tutamayınca para, finansal piyasa dışına taşıyor. Otomobil, gayrimenkul, fiziki altın… Ve giderek artan biçimde yurtdışı.

Ödemeler Dengesi verilerine göre Türklerin yurtdışı finansal yatırımları yıllık 10 milyar dolara aşarak zirve yaptı. Bu bir servet kaçışı değil, tasarruf sahibinin sistemden dışlanmasının sonucu.

Para gitmiyor, itiliyor.

Altın vuruş neden Türkiye’ye özgü?

Çünkü Türkiye’de enflasyon kronik, reel getiri istisna, kural seti geçici ve güven kırılgan.

Bu koşullarda altın, yatırımın değil, hayatta kalmanın adı oluyor. “Altın vuruş” da tam olarak bunu anlatıyor: Son hamle, son sığınak, son savunma.

John Maynard Keynes ne diyor, “Bir ekonomide tasarruf cezalandırılıyorsa, sermaye ya saklanır ya kaçar.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar