Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım İklimden jeopolitiğe nedir bu havalardan çektiğimiz!
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Şubat ayında tüketici enflasyonu yüzde 2,96 ile yüksek seyrini sürdürdü. Ocakta olduğu gibi şubatta da manşeti yukarı çeken ana kalem gıda oldu. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2,96’lık aylık artışın yüzde 58’i gıda ve alkolsüz içeceklerden geldi. Yıllık enflasyon ise yüzde 31,53 düzeyinde.

        Rakamlar bize bir kez daha şunu söylüyor: Dezenflasyon sürecinde sırtımızdaki en ağır yüklerden biri iklim koşullarıydı. Tam bu yük hafiflemeye adayken, şimdi omuzlara yeni bir jeopolitik ağırlık biniyor.

        Gıdada iki aylık fırtına

        Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda aylık artış yüzde 6,89. Yıllık artış yüzde 36,44. Daha çarpıcı olan ise alt kalemler.

        Taze meyve ve sebze fiyatları ocakta yüzde 22 arttıktan sonra şubatta da yüzde 18 yükseldi. İki aylık kümülatif artış yüzde 43,44’e ulaştı. Bu oran, sadece mevsimsel bir dalgalanmayla açıklanamayacak kadar yüksek.

        Olumsuz hava koşulları tarımsal üretimi düşürdü. Nitekim büyüme verilerinde tarım sektörü tek küçülen alan olarak öne çıktı. 2024’te yüzde 5,1 büyüyen sektörün 2025’te yüzde 8,8 daralması, arz tarafındaki kırılganlığı net biçimde ortaya koyuyor. Arz azalırken, ramazan öncesi talep artışı ve aracı marjları da devreye girince fiyatlar hızla yukarı taşındı.

        Üretici fiyatları, iki ayda yüzde 43’lük artışı bire bir açıklamıyor. Bu da zincirin bir yerinde maliyet ötesi fiyatlama davranışlarının devreye girdiğini düşündürüyor.

        Tam ilkbaharla birlikte hava koşullarının düzelmesi ve gıdada rahatlama beklenirken, bu kez sahneye enerji çıkıyor.

        Basra Körfezi ve enerji şoku

        Basra Körfezi’nin ulaşıma kapatılmasıyla petrol ve doğalgaz fiyatları sıçradı. Küresel enerji piyasasındaki bu şokun 1-2 ay sürebileceği ifade ediliyor. Ancak enerji fiyatlarının yüksek seviyede kalması, etkisini aylar boyunca gösterebilir.

        Enerji fiyat artışı demek:

        • Doğrudan enflasyon artışı
        • Üretim maliyetleri üzerinden ikinci tur etkiler
        • Cari açıkta genişleme
        • Kur üzerinde yeni baskı
        • Faizlerde yükseltici etki demek.

        Yani dezenflasyon patikasına ikinci bir kambur ortaya çıktı.

        Gıdada iklim yükünü omuzlamışken, şimdi jeopolitik riskler üzerinden enerji yükü sırtımıza biniyor. İran eksenli savaş ihtimali bölgesel bir risk olmaktan çıkıp, doğrudan makroekonomik bir değişkene dönüşmüş durumda.

        Maliye politikasıyla yumuşatma çabası

        Enflasyonla mücadelede “kararlı son yıl” vurgusu yapılırken, seçim takvimi öncesi gevşeme beklentileri de konuşuluyor. Mehmet Şimşek’in akaryakıt fiyatları üzerinde çalışma başlatıldığını açıklaması, dış şokların içeriye yansımasını sınırlama niyetini gösteriyor.

        Muhtemel bir vergi ayarlamasıyla uluslararası fiyat artışlarının pompaya tam yansıması engellenebilir. Ancak bu durumda yük bütçeye binecek. Yani enflasyon baskısı azalırken mali disiplin tarafında yeni bir gerilim oluşacak.

        Ekonomide bazen sorun yok olmuyor, sadece yer değiştiriyor.

        İklimden jeopolitiğe: Yük değişti

        2025 boyunca dezenflasyonun önündeki temel engellerden biri arz yönlü gıda şoklarıydı. İlkbaharla birlikte bu yükün hafiflemesi bekleniyordu. Fakat şimdi tablo değişti:

        • İklim yükü hafiflerken
        • Jeopolitik risk yükü artıyor
        • Enerji üzerinden enflasyon ve cari açık baskısı güçleniyor

        Türkiye gibi enerji ithalatçısı bir ekonomi için bu tablo, para politikası kadar dış gelişmelerin de belirleyici olacağını gösteriyor.

        Dezenflasyon artık sadece iç talebi soğutarak yönetilebilecek bir süreç değil. Coğrafya, enerji bağımlılığı ve küresel risk iştahı da denklemin ayrılmaz parçası.

        Belki de tam bu noktada şu söz durumu özetliyor: “Coğrafya kaderdir.” – İbni Haldun