Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Satıp tatile çıkacak zaman mı?
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Küresel finans piyasaları, uzun zamandır şahit olmadığı türden çok bilinmeyenli bir denklemin tam ortasında sarsılıyor. ABD’den gelen enflasyon verileriyle başlayan, jeopolitik koridorlardaki pazarlıklarla derinleşen ve Fed’in yeni liderlik profiliyle yön değiştiren bir "kusursuz fırtınanın" başlangıcı gibi. Bir yanda beklentilerin üzerinde seyreden fiyatlar, diğer yanda Hürmüz Boğazı'nın anahtarını elinde tutan büyük güçlerin diplomatik satrancı sürüyor.

        Her şey ABD’den gelen enflasyon dalgasıyla başladı. Salı günü tüketici, Çarşamba günü ise üretici fiyatlarının beklentileri aşması, piyasalardaki o iyimser "faiz indirimi" illüzyonunu bir günde yerle bir etti. Yıllık tüketici enflasyonunun %3,8’e, çekirdeğin %2,8’e tırmanması bir yana; üretici fiyatlarının yıllık %6,0’ya fırlaması, maliyet baskısının önümüzdeki aylarda da yakamızı bırakmayacağının en net tescili.

        Tahvil piyasasında çifte satışlar

        Nitekim bu acı reçeteyi tahvil piyasası anında fiyatladı. Üç aylık vadeler hariç tüm ABD tahvil getirileri adeta şaha kalktı. 30 yıllıklar %5 barajını, 20 yıllıklar %4’ü aşarken, 10 yıllık tahvil faizleri haftayı %4,595 seviyesinden kapattı. Bu tablo, piyasaların Fed’e verdiği şu açık mesajdır: "Bu yıl faiz indirimi hayal oldu."

        #resim#1368491#

        ABD öncülüğünde başlayan tahvil satışları Japonya’nın da Yen’e müdahale amaçlı satışlarıyla birleşerek iyice derinleşti. BOJ’un bilançosunda 10 dolara yakın ABD tahvili eksilmesi belirlendi.

        Japon 30 yıllıkları da ilk kez %4’ü aştı.

        Trump’ın da Warsh’ün de eli rahatladı

        Finansal piyasalar bu veri setiyle sallanırken, arka planda Fed Başkanlığı için Kevin Warsh isminin onaylanması sarsıntının şiddetini artırdı. Warsh, piyasaların yakından tanıdığı, tabiri caizse tam bir "enflasyon düşmanı". Göreve gelir gelmez enflasyonist bir ortamda faiz indirmeyeceğini tahmin etmek zor değil.

        İşin ironik kısmı ise şu: Bu durum, her ne kadar faiz indirimlerini savunduğu bilinse de Başkan Trump’ın elini muazzam bir şekilde rahatlatıyor. Warsh, Trump’a faiz indirimi sözü vermiş olsa bile, mevcut makroekonomik veriler ve yükselen enflasyon ona bu sözü ertelemek için kusursuz bir kalkan sunuyor. Fed, bu yılı tek bir faiz indirimi dahi yapmadan pas geçebilir ve bunun faturasını da tamamen verilere kesebilir.

        Doların gazabı ve emtiadaki çöküş

        Faizlerin yükselişi ve indirim beklentilerinin rafa kalkması, küresel likiditeyi yeniden ana vatanına, yani dolara doğru kaçırdı. Dolar Endeksi (DXY) haftayı %1,45 artışla 99,208 seviyesinden kapatırken, bu güçlü duruş gelişmekte olan ülkelerin para birimlerini (JPEMFX) %1,32’lik bir değer kaybıyla 47.132 seviyesine fırlattı.

        Doların bu acımasız yükselişi, beklendiği gibi kıymetli metalleri vurdu. Altın %3,8 kayıpla 4.540 dolara gerilerken, asıl büyük darbeyi gümüş yedi. Gümüş, haftayı %5,4 kayıpla kapatsa da, 13 Mayıs’ta gördüğü 89,38 dolarlık seviyeden 75,97 dolara inmesi, iki günde %15’lik devasa bir çöküş anlamına geliyor. Yatırımcı güvenli liman ararken bile nakitte kalmayı tercih etti; adeta her enstrümanın satıldığı, ancak yerine hiçbir şeyin alınmadığı "mutlak bir nakit kraldır" (haftası yaşadık.

        Hürmüz Boğazı’nda Çin ve Putin parantezi

        Piyasalar bir umut Çin’deki zirveden, küresel ticaretin şah damarı olan Hürmüz Boğazı’nın açılacağına dair net bir müjde bekliyordu. Ancak Cuma günü gelen açıklamalar sis perdesini aralamaya yetmedi. Çin’in devreye gireceği kesin, fakat bu sürecin zamana yayılacağı ve her şeyin ağır şartlara bağlı olduğu anlaşılıyor.

        Tam bu kaosun ortasında, Trump’ın hemen ardından Putin’in Çin’i ziyaret edecek olması satranç tahtasını daha da karmaşık hale getiriyor. Bu diplomatik trafiğin ucu ister İran bağlantılı jeopolitik krizlere, ister Ukrayna cephesine uzansın; masada piyasaların henüz bilmediği, fiyatlayamadığı devasa bir pazarlık yürüyor.

        Bu Mayıs’ın farkı

        Hisse senedi piyasalarında aşırı alım olduğu, kısa sürede hızlı prim yaptığı ve kar satışları için uygun ortam oluştuğu doğru. Her bilanço açıklama öncesi büyük stres yaratan Nvidia bu hafta yine bilanço duyurusu yapacak. Tek bir şirket olarak gelmiş 5.5 trilyon dolar değerine çıkarak piyasanın yüzde 8.2’ini oluşturuyor.

        #resim#1368494#

        Üstelik de tatile çıkılacak mayıs ayının tam ortasındayız.

        Ancak korku endeksi VIX’in sadece bir puanlık artışla 19’un altında sakin kalması, uzun vadeli ortalamasının üzerine çıkmaması ise yatırımcıların satıp tatile çıktığı anlamına gelmiyor. Belki kısa süreliğine bir mola alıp, birkaç günlük kaçamak yapanlar olduğu söylenebilir.

        Yoksa bu mayıs, geçmişte birçok mayıs ayında yaşandığı gibi, satıp tatile çıkılacak ay değil. İran geriliminin sürdüğü, Hürmüz’ün açılmadığı ve işlerin bitmediği bir süreçte tatil olmaz. Sürecin yaratacağı tehlikeler de fırsatlar da var.

        Tahvil piyasasında tansiyonun yükselmesinin de gerçek nedenleri var.

        Bekle-gör molası

        Fed Başkanının ilk icraatlarına, Çin-ABD Zirvesinin doğuracağı sonuçları ve Pekin-Moskova-Washington hattındaki yeni dengelerin nereye doğru evrileceğini görmek için, muhtemelen piyasalar bir "bekle-gör" molası aldı.

        Bu hafta kritik olacak. Piyasalar yeni başkanın test edileceği, jeopolitik pazarlıkların kokusunun çıkacağı sert bir viraja giriyor.

        Son söz: "Filler kavga ettiğinde, sadece çimenler zarar görür." Afrika Atasözü