Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nasuhi Güngör Ya mutabakat ya tasfiye
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Suriye ordusunun Halep’teki operasyon sonrasındaki ilerleyişi devam ediyor. Deyrizor, kontrol altına alınırken, ordu bu yazıyı hazırladığım sırada Rakka’ya koşu mesafesindeydi.

        SDG/YPG ise bölgeden çekilirken önemli bağlantı noktaları olan köprüleri havaya uçurup, hapishanede tuttuğu esirleri infaz ediyor. Bölgedeki aşiretler ise şehir ve ilçelerin YPG/SDG’nin elinden kurtarılmasında aktif rol oynuyor.

        Yıllardır işgal ettiği bölgelerde sözde çok büyük askeri güçler bulundurduğunun propagandasını yapan terör unsurlarının, böyle bir güce sahip olmadıklarını daha önce sizlere aktarmıştım.

        AŞİRETLERİN ROLÜ

        Kaldı ki, o dönem uluslararası güçler eliyle yönettikleri bölgelerde ne Arap aşiretleri, ne de Kürt aşiretleri örgütün varlığından memnundu.

        Aylardır Ankara’da bu hususa dikkat çekiliyor. Nitekim önümüzdeki günlerde Suriye ordusunun yeni hedeflerine ulaşması noktasında yine aynı dinamikler belirleyici olacak.

        MHP lideri Devlet Bahçeli, Suriye sahasında olup bitene dair önemli mesajlar ve kavramlarla yüklü bir açıklama paylaştı. Bu açıklamanın bazı başlıklarına değinelim.

        BAHÇELİ “SDG İSTİKRARA ENGEL”

        Önceliklerle SDG’nin ülkenin inşa ve istikrarının önünde engel olduğunu ve tüm unsurlarını feshetmesi gerektiğini belirten Bahçeli, Suriye yönetiminin ülkedeki parçalı yapıyı sürdürme gayretine “devlet otoritesinin tesisi” vurgusu yaptı. Az önce aktardığım SDG’nin güç propagandasına da “iddia ettikleri kadar güçlü olmadıkları” mesajıyla açıklık getirdi.

        Devlet Bahçeli’nin SDG ve Kürtlerin ayrı tutulması gerektiği değerlendirmesi; aynı zamanda üç gün önce Suriye Devlet Başkanı Ahmed Eş Şara’nın imzaladığı kararnameye dair düşünceleriyle birlikte ele alınabilir.

        Bu kararnamede ortaya konulan dil başta olmak üzere kültürel hakların sağlanması noktasındaki yaklaşımların, toplumsal uzlaşıyı güçlendireceğini, üniter yapıyı sağlayacağını ve terörü bertaraf edeceğini ifade ediyor Bahçeli. Bu düzenlemelerin Türkmenlerin ve diğer unsurların aleyhine olmadığının da altını çiziyor.

        SURİYE’DE IRAK BENZERİ YAPI OLMAZ

        Bir önemli vurgu daha. Irak’ın kuzeyindekine benzer bir yapının Suriye için söz konusu olamayacağını belirten Bahçeli, tüm bu süreçleri içine alan kapsayıcı bir anayasaya ve “Suriye Vatandaşlığı” kavramının güçlendirilmesine dikkat çekiyor:

        Suriye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olacağı, etnik ya da dinî farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmeyeceği ve en önemli ortak paydanın “Suriye Vatandaşlığı” olacağı hususunda tüm sosyal kesimler temin edilmelidir.”

        SDG YETERİNCE OYALANDI

        Gelinen noktada, özellikle güvenlik kaynaklarının da altını çizdiği bazı hususlara dikkat çekmekte yarar var.

        Öncelikle 10 Mart mutabakatına uyma konusunda SDG’ye yeterince süre verildi. Bu sürecin hem inşasında, hem de devamında kararlı olan Ankara’nın barışçıl ve müzakereye dönük tavrı; örgütün bazı yöneticileri tarafından kazanımlarını koruma ve zaman kazanma yönünde istismar edilmek istendi.

        Kandil’in, 27 Şubat metnine olan bağlılığını bir kez daha ifade eden İmralı’ya rağmen neden böyle bir tavra girdiğine gelince. Bu tabloya Kandil’deki bazı “şahin” unsurlar da eklenince örgüt sözde direnişle yan yollara sapma gayretine girdi. Bu noktada Kandil’deki bazı unsurların Mazlum Abdi yerine Bahoz Erdal üzerinden provokasyonlara giriştiğini de hatırlatmakta yarar var.

        MUTABAKATA UYMAYAN HERKES TASFİYE EDİLECEK

        Şu nokta önemli. SDG/YPG artık Suriye’de eski pozisyon ve duruşunu koruyamaz. Terörsüz Türkiye sürecini baltalamak dahil hiçbir girişimi karşılıksız kalmaz. Daha ilerisini kendi öngörüm olarak ekleyeyim. Suriye’deki sürece, 10 Mart mutabakatına dahil olmayan ve uyum sağlamak istemeyen tüm aktörler tasfiye edilecek. Ankara-Şam hattında bu kararlılık çok net. ABD’nin de bunun dışında bir arayışa girmesi mümkün görünmüyor.