Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nihal Bengisu Karaca Kral çıplak değil ama sapık olduğuna artık eminiz
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Jeffrey Epstein skandalı, milyarder bir sapığın hikayesinden ibaret olsaydı insanlar bu kadar dehşete düşmezdi. Hayır, asıl mesele zenginliğin, nüfuzun ve cezasızlığa duyulan güvenin iç içe geçtiği iğrenç ekosistemin kendisi.

        Epstein ise o ekosistemin ayarlayan,tanıştıran, derecelendiren, görünmeyi seven ve en son bir cezaevinde %99 ihtimalle öldürülen bir ‘arayüz’.

        Asıl önemli olan dünya hakkında karar veren adamların, ‘trend setter’ ve ‘king maker’ların yahut kralların kendilerinin o adada işlediği suçlar. Bunları açığa çıkarmak için on yıllardır çalışan insanlar var.

        Peki sonuç ne?

        Elitleri gerçekten hesap vermeye zorlayan bir süreç mi yaşanıyor yoksa yavaş ve seçici bir şekilde çalışan ağır çekim bir kabus mu?

        Yavaşlık örtbasın ta kendisidir diyeyim, sorduğum soruya cevabım belli olsun.

        AÇIKLAMA MI, BİR TÜR KARARTMA MI?

        Epstein'in ölümüyle (2019) başlayan süreç, Ghislaine Maxwell'in mahkûmiyetiyle devam etmişti.

        Ama gerçek bomba, 2025-2026'daki açıklamalarda patladı. Ocak 2026'da ABD Adalet Bakanlığı'nın (DOJ) yayımladığı milyonlarca sayfalık yeni belgeler, fotoğraflar ve videolarla bir kez daha gündeme geldi. Ancak milyonlarca belgenin okunmasının zorluğu bir yana, içinde o kadar ipe sapa gelmez, o kadar bir yere varmayan ve ipucu değeri taşımadığı ancak 100 sayfa sonra anlaşılan tanıklıklar, Epstein adasına dürbünle bile bakmamış kişilerin ifadeleri vs. var ki, ‘nedir bu?’ diye sormaktan kendinizi alamıyorsunuz.

        Ortaya çıkan belgeleri küçümsemiyorum. Ama "Ya bu mesele elitlerin sırlarını korumak için kontrollü bir gösteri ise?" sorusunu sormadan da edemiyorum.

        Elbette açıklanan ve az sayıda insanın yıllar süren çabalarıyla bir araya getirilmiş belgelerde şu ana kadar ifşa olanlar da o ekosistem hakkında bilgi veriyor.

        "Olağanüstü büyüklükte bir güç, bu sırlar odası dükalığının anahtarı nasıl bu adamın eline geçti?" sorusu hakkında en azından tutarlı tahminler yapmak mümkün olabiliyor.

        Epstein resmi bir fon yöneticisi değil; o bir “erişim simsarı”.

        Kendi fonu yoktu ama Manhattan’da 77 milyon dolarlık malikâneler, özel jetler ve sınırsız harcama gücü vardı.

        Victoria’s Secret’in sahibi Leslie Wexner ona milyonlar akıttı, tam yetki verdi; sonuçta Epstein dev bir servet ve ilişki ağı kurdu. Bu ağ sadece para değil, elitlerin birbirini kolladığı kirli bir sosyal sermayeydi.

        Yeni yayımlanan 3 milyon sayfa belge, 2 bin video ve 180 bin fotoğrafta her şey değilse de bir şey net olarak ortada: Epstein ilişkileriyle güç devşirdi, bu ilişkiler şu an öne atılan Hollywood ve magazin ünlülerini çok çok aşan görünmez bir ‘rejim’in hüküm sürdüğünü gösteriyor.

        Trump’ın damadı Kushner’in kuklası olduğu bile geçiyor yazışmalarda.

        Belgeler yayınlandığında olanlar ve ortaya çıkanlar ise şunlar:

        - Eski İngiltere bakanı Lord Peter Mandelson Epstein’dan 75 bin dolar almış, uygunsuz fotoğrafları da ortaya düşünce istifa etti.

        - Prens Andrew’un fotoğrafları, yazışmaları, ortak yemekleri belgelendi.

        - Norveç, Danimarka ve İsveç kraliyet mensuplarının adları geçti.

        - Türkiye’den isimler var.

        - En çarpıcısı: Epstein’ın eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’la yaptığı ses kaydında Epstein, Barak’a Palantir’in kurucusu Peter Thiel’le bağlantı kurmasını öneriyor, “Thiel seni yönetim kuruluna alır” diyor. Palantir ki bugün İsrail’in Gazze’deki operasyonlarında kritik rol oynayan gözetleme ve AI devi.

        Ama ne gariptir ki geleneksel elitler (kraliyetler, eski politikacılar, finans baronları) bolca geçerken, yeni küresel patronlar ve big-tech devleri ya hiç yok ya da zayıf alaka düzeyinde. İlginç… Eğer tesadüf değilse bu yeni güç merkezlerinin korunduğunu, siyasette ve ekonomide bir çöküşten çok bir klikler savaşını gösterir.

        BİLİM HEDONİZMİN EMRİNDE

        Belgelerde Epstein'in evrimsel biyolog Robert Trivers'la yazışmaları var: Üç yaşındaki bir çocuğun "trans eğilimi"nden bahsediyor, hormon iğneleriyle cinsel gelişimi manipüle etmeyi tartışıyor. Epstein bunu kendi sapkın fantezileriyle bağdaştırıyor – "üçüncü tür seks" diye tiksindirici detaylar veriyor. Trivers'a para gönderdiğini, onu eleştirmemesi için vazgeçirdiğini söylüyor.

        Bu, öjeni (üstün insan üretme) takıntısının bir parçası: Epstein, Nobel ödüllü bilim adamlarına milyonlar bağışlayıp, genetik laboratuvarlara sızmış biri. Harvard'a, Edge Foundation'a para akıtıyor, transhümanizm tartışmaları yaptırıyor. Amacı mı? Kendi DNA'sıyla "üstün nesil" üretmek . New Mexico'daki çiftliğinde kadınları hamile bırakma planları, belgeli.

        Ada (Little St. James) fotoğrafları ise ayrı bir kâbus: Epstein'le yakın pozlarda genç kızlar, hatta ergin yaşta çocuklar görülüyor. Hiçbiri biyolojik çocuğu değil – personel aileleri veya mağdurlar mı? Belgelerde teyitli mağdurlar ağırlıklı 14-17 yaş arası genç kızlar: "Masaj işi" ya da “Gel bak önemli adamlarla tanışır yükselirsin” vaadiyle manuple ediliyor, partilere götürülüyorlar. Rızaları dışında istismara uğrayan kadınların ifadeleri var. Belgelerin ‘izin verilen’ ve sansürlenmemiş halinden anlaşılan bu.

        Ancak bir de ortada ABD Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche’ın, 30 Ocak 2026'daki basın brifinginde Epstein dosyalarının yayınında hassas materyalleri çıkardıkları açıklaması var. Bunlar: mağdurların kişisel bilgileri, tıbbi dosyaları, çocuk pornografisi görüntüleri, devam eden davalarla ilgili bilgiler ve ölüm, fiziksel istismar veya yaralanma gösteren herhangi bir görüntü. Bu, "Epstein Files Transparency Act" (Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası) kapsamında yapılıyor.

        17 yaşındaki bir gencin manipüle edilerek cinsel istismara uğramasıyla, 10 yaşındaki bir çocuğa tecavüz arasında dağlar kadar fark olduğunu aptallar bile biliyor. Ama dil bilerek düzleştiriliyor. “Mağduru korumak için” uygulanan yöntem, “Küçük yaş grubu için somut ve kesin kanıt çıkmadı”ya dönüyor. Bu yaş aralığını bulandırma meselesi hiçbir etik ya da hukuki değerin arkasına sığamayacak kadar mühim.

        Çünkü eğer Epstein sır simsarlığı yapıyor idiyse buna ne partneri Ghislaine Maxweel’in babası Robert Maxwell’in bağlantılı olduğu MOSSAD ne de CIA bigane kalabilirdi. Yerçekimi kanunu kadar kesin. Epstein’in koruma kalkanının nedeni de muhtemelen sadece güçlü adamların ve kadınların fuhuş görüntülerini ‘şahsi fantezi’ olarak biriktirmesi değil. Ortaya çıktığında bütün dünyanın tiksineceği kadar kötü işlerin olması ve bunların o kişileri aynı zamanda bazen kendi siyasi partileri bazen kendi ulusları aleyhine ; bazen de bazı kurumlar lehine kullanılabilir ve yönetilebilir yapması.

        BİR ‘ÖLÇÜ’ OLARAK GAZZE

        Zaten Esptein skandalının özellikle Müslüman dünyasında da bu kadar yankı yaratmasının nedeni biraz da ‘zamanlama’ değil midir?

        Çok değil daha birkaç ay önce, tüm dünya İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırım karşısında dehşete düşerken Batı’nın ve Batı sayesinde ayakta duran Ortadoğu’lu diktatörlerin hepsi havaya bakıp ıslık çalıyordu. Trump ve Netanyahu elinde berbat bir planla ortaya çıkana dek katliam sürdü ve tüm dünyayı önce suskunlukla sonra "Hiç değilse insanların can kaybı durur” beklentisiyle travmatize ettiler sonra da plana razı ettiler.

        Dolayısıyla soru haliyle hep şu oldu: Yöneticiler Gazze’deki soykırım karşısında susmak hatta kolaylaştırmaktan başka bir şey yapmıyorsa, Epstein’ın adasında ne kadar ileri gidilmiştir?

        ABD Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche’ın açıklamaları üstü kapalı olarak cevap veriyor: “Epey”.