Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nihal Bengisu Karaca Tekno-feodalizmden sonra 'zihin' var mı?
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Google, çeyrek asırlık arama motoru tarihindeki en büyük güncellemeyi büyük bir gururla duyurdu: Yapay zekâ ile tamamen yeniden tasarlanmış, kullanıcının "niyetini öngören" yeni bir arama kutusu.

        Bize vadedilen şey büyüleyici bir illüzyon: "Siz daha ne sormak istediğinizi tam bilmezken, biz sizin yerinize bağlamı oluşturacağız, aklınıza gelmeyen nüansları önünüze sereceğiz."

        Teknolojik bir devrim gibi ambalajlanan bu hamle, aslında insan zihnine ve entelektüel emeğe yönelik en büyük operasyonlardan biri.

        Karşımızda artık sadece bir "arama motoru" değil,düşünme biçimimizi yönetmeye talip bir "zihin mimarı" var.

        SORMA ÖZGÜRLÜĞÜNÜN İPTALİ

        Yapay zekayı insanın sorma özgürlüğünün iptal edip yapay "Niyet Okuma" yapacak şekle getirenlerin başlangıçtaki muradı yapay zekayı insanı destekleyen bir araştırma asistanı yapmaktı.

        Oysa bu yeni adımla Google, kullanıcıya "soru sormayı öğretmeye", daha açık bir ifadeyle ‘aramayı’ ve ‘sorgulamayı’ manipüle etmeye yelteniyor.

        Bir insanın soruyu formüle etme süreci, zihindeki nöronların ateşlendiği, özgün ve kaotik bir keşif anıdır oysa…

        İnsan, sorusunu ararken derinleşir.

        Google’ın ben sorumu bitirmeden devreye girip "Bunu mu demek istedin, bak senin aklına gelmemiştir" yahut “Ama bu sorunun ifade edilme şekli bile çok yanlış, (beni yaratanların politik doğruculuk kurallarına uymuyor) galiba şöyle demek istiyorsun,” diyerek bağlam dayatmasının sonucu, sadece özgün düşünce kıvılcımını daha doğmadan söndürmek olmayacak… Daha sorma aşamasında neyi, nasıl düşünmemiz gerektiğini fısıldayacak.

        Sadece insan aklını tembelleştiren, zihni tek tipleştiren ve adeta "gözetim meşruiyeti" üreten bir hokkabazlık olmakla kalmayacak.

        İsrail + soykırım diye arama yapmaya kalktığınızda sizi düzeltecek. “Emin misin? Acaba ‘insan hakları ihlalleri’ mi demek istedin?"

        İradeyi algoritmaya devrettiğimiz an, düşünme yetimizi de devretmiş olacağız. Sadece ‘sorumuzu nasıl soracağımıza’ müdahale edilmesi ve niyetimizin okunmasının müjdelenmesi bile dünya görüşümüzü rıza değil eğilim/yönelim üreterek insanlığı koyun gibi ‘gütmelerine neden olacak.

        DİJİTAL MÜLKSÜZLEŞTİRME

        Madalyonun ikinci ve en az bunun kadar karanlık yüzü ise dijital emeğin gaspı.

        Web sitemizin yayın koordinatörü Mesut Toptan bu meselenin ne kadar vahim olduğunu söylediğinde ona hak vermiştim ama konuya dikkat çekmek bugüne nasipmiş.

        Eski Google, bizi anahtar kelimeler üzerinden dünyayı anlamlandıran web sitelerine, özgün bloglara, bağımsız yazarlara ve habercilere götüren bir kayıt tutucu, kısmen adil bir haritacıydı.

        O sonsuz vahada yeni düşünceler keşfeder, emeğin izini sürer yeni yazarlar yaklaşımlar araştırmalar keşfederdik.

        Bugün ise karşımızda, üretenin hakkını gasp eden devasa bir "içerik yutucu" var.

        Yapay zekâ destekli arama kutusu (SGE/AI Overviews), binbir emekle, saha araştırmasıyla, entelektüel mesaiyle üretilmiş içerikleri saniyeler içinde tarıyor, özetliyor ve kendi kutusunun içinde tek bir çırpıda tüketiciye sunuyor.

        Kullanıcı kolaylığa tav olup o kutudan bilgiyi alırken, aslında arkada dönen devasa bir emek hırsızlığına ortak ediliyor.

        Haberin kaynağı kim? O sahaya giden muhabirin adı ne? O gazeteciye telif ödeyen, maaş veren kurumun web sitesi nerede? Hiçbiri yok.

        Google, başkasına ait olan bilgiyi yapay zekâ eliyle temellük ediyor (kendine mal ediyor), mülksüzleştiriyor ve kendi tekelini tahkim ediyor.

        Küresel yayıncıların ve içerik üreticilerinin telif hakkı taleplerine karşı geliştirilen bu "özetleme" kurnazlığı, adil ticaret ilkelerinin tamamen tasfiyesidir.

        Latin Amerika uyuşturucu kartelleri bile, kendi bölgelerinde ve kendi kuralları içinde, emeğin paylaştırılması noktasında bu tekno-lordluk düzeninden daha rasyonel ve adil kalabilir.

        TEKNO FEODALİZM İNSANIN KURDUĞU MEDENİYETE KARŞI

        Yapay zekanın yardımıyla bugün pek çok alanda fayda sağlanılıyor. Ancak o zekayı tutan tekno lordlar,"yardım sever" maskesinin arkasındaki bu yeni tekno-feodal hamle ile, hem zihnimizin özgün üretim mekanizmalarını baltalıyor hem de dijital dünyayı var eden entelektüel sermayeyi kurutuyor.

        Google, bizi sadece kendine bağımlı kılmıyor; bizi kendi ürettiğimiz bilginin içinde mülksüz, sömürülen ve hatta kendi sorusunu bile sormaktan aciz figüranlara dönüştürüyor. Bu "yenilik" alkışlanacak bir teknolojik sıçrama değil; insan aklının ve emeğinin açıkça kuşatılmasıdır.