Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Oray Eğin Şampiyonluğun maliyeti
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Türkiye ligi, tıpkı Fransa ligi gibi, tek bir takımın hakim olduğu bir sisteme doğru ilerliyor. Eskiden lig üzerinde dört büyük takımın egemenliği için “oligarşi” ifadesini kullanırdı Tanıl Bora. Dört senedir üst üste şampiyonluk kazanan Galatasaray ise ligi tam anlamıyla bir monarşiye dönüştürdü.

        Dört büyükler oligarşisi de ideal değildi kuşkusuz, ama en azından üç İstanbul takımıyla Trabzon’un baskısı şampiyonluk heyecanını canlı tutardı. Galatasaray bu sistemde de dört kere üst üste şampiyon oldu, o günkü başarı bugüne kıyasla çok daha zor elde edilmişti. Bugünse rekabet yok denecek kadar azaldı, Galatasaray neredeyse ezeli rakibi Fenerbahçe tehdidini bile artık ensesinde hissetmiyor. Bu durum da futbol kalitesinin zaten yerlerde süründüğü lige yönelik ilgiyi iyice öldürüyor.

        Televizyon yayın haklarının dünya ortalamasının çok altında satılmasından, büyük takımlar dışındakilerin boş tribünlere oynamasından da futbol izleyicisinin artık Süper Lig’i takip etmediği görülebilir. Sadece bir takımın diğerleriyle arasını çok açtığı bir lig ülke futbolunun kalitesini düşürüyor.

        Kim derdi ki oligarşiyi bile özleyeceğiz.

        İKİ KULÜP DE ZARAR EDİYOR

        Paris Saint-Germain’in Fransa ligine etkisi de böyle oldu. Daha sezon başında şampiyonun adeta kim olacağı belli olarak futbol oynanıyor. Rekabet kalmadığı için yayın hakları gelirleri Fransa’da da düşüyor, etkisini PSG’nin gelir tablosunda da görüyoruz. İngiltere’deki kulüpler yayın haklarından çok daha ciddi gelir elde ederken PSG’nin kar edememesindeki faktörlerden biri Fransa liginin ekranda çok para etmemesi.

        PSG tarihinde en başarılı olduğu geçen sene bile kara geçemedi. Her ne kadar kulüp gelir ve giderlerin başa baş olmaya yaklaştığını söylese de zararın boyutu üzerine bir açıklama yapmadı. Kulübün arkasında Katar sermayesi olduğu için yıllar boyu süren zararları sindirmesi Galatasaray’a kıyasla daha kolay.

        PSG de Galatasaray gibi monarşiyi çok para harcayarak inşa etti. Galatasaray’ın hala çok ciddi bir borcu var. Her ne kadar hasılat artmış gibi olsa da yönetimin en büyük başarısı zararı geçmiş yıllara kıyasla 1.8 milyar TL’den 1.1 milyar TL’ye düşürmek. En büyük maliyet gideriyse futbolculara ödenen ücretler ve transferler.

        Osimhen kuşkusuz Galatasaray’ı taşıyor, hatta Osimhen olmadığında Galatasaray çöküyor bile denebilir. Zaten sezon başında dünya kulüplerinin vermediği ücretle futbolcuyu transfer edenler bunun Avrupa’daki başarı için iyi bir yatırım olduğunu, kritik sporculara ödenen ücretin Şampiyonlar Ligi gelirleriyle kısa sürede telafi edileceğini umut ediyordu.

        Beklenen olmadı ama. Galatasaray evinde ligin hakimi olabilir, ama Juventus karşısında sergilediği futbolda da görüldüğü gibi Avrupa’da rekabet edebilecek seviyede oynamıyor. Harcanan para ve edilen zarar sadece Türkiye’de lig şampiyonluğuna fayda etmişe benziyor. Böylesi bir ligde başarılı olmanın maliyeti bu kadar fazla olmasa gerek. Dahası sadece Türkiye şampiyonluğu da Galatasaray taraftarını tatmin etmemeli.

        Küçük esnaf kafasıyla Galatasaray’ı yöneten kulüp başkanı şimdi daha da borçlanmanın peşinde. Galatasaray dünyanın önemli yıldızlarına gerçekten gözünü dikti mi, göreceğiz, ama çoğu yalan transfer haberleri kulübün yönetim mantığı hakkında fikir vermeye yeterli. Borçlanarak, bol bol yıldız transfer edilerek başarının satın alınacağı söyleniyor.

        PSG’ye maliyeti ağır olan bir ders bu. Yüz milyonlarca euro harcanarak oluşturulan Messi ve Mbappé’li yıldızlar kadrosu beklenenini vermedi. Hatta takımın en büyük başarısı yıldızlar gittikten ve süperstar’lar üzerine kurulu olmayan takım oyuna dayalı futbola geçilince geldi.

        Dünyanın en kıymetli futbol kulübü, Mbappé’nin oynadığı Real Madrid de şu anda PSG’nin eski hatalarını tekrarlıyor. Yıldız kadrosuyla Avrupa’da başarılı olamadıkları gibi bu sene İspanya şampiyonluğunu da kaybettiler. Galatasaray da hala Osimhen olmadan nasıl bir takım olacağına karar veremedi.

        ALTYAPI UNUTULDU

        PSG’nin bu sene gelir ve giderlerinin başa baş olmasının bir nedeni yıldızlardan arındıktan sonra azalan mali yük. Takımda bugün futbolcuların maliyeti toplam gelirin yüzde 65’inin altına azalmış durumda. PSG artık süperstar’ları kadrosuna toplamaktansa genç yetenekleri keşfedip yetiştirmeyi tercih ediyor.

        Galatasaray ise tam aksi yönde ilerliyor. Takımı altyapıdan yetişen Okan Buruk’un çalıştırmasına, Galatasaray’ın DNA’sında altyapının vazgeçilmez bir yeri olmasına rağmen. Zaten dört şampiyonluk boyunca Okan Buruk’un altyapıdan keşfedip takıma çıkarttığı, yıldız yaptığı tek bir isim saymak bile mümkün değil.

        Galatasaray altyapısında bir tane bile keşfetmeye değer yıldız adayı oyuncu bulunamaması kimin ayıbı? Kulüp yönetimi borçlanarak yıldız toplamayı tercih edince teknik direktör de kendisini hiç yormuyor, sonuçta kolay olan hazıra konmak ama zor olan kaynak yetiştirmek.

        Galatasaray’ı dört sene üst üste şampiyon yapan bu model elbette sürdürülemez. Yeni transferlere bel bağlamanın finansal riskleri var bir kere. Kulübün gelirlerinin önemli bir kısmı TL, çoğunluğunu futbolcu maaşlarının oluşturduğu giderlerse euro / dolar bazlı. Türkiye’de faiz, enflasyon ve finansman maliyetleri kulüpleri Avrupa’ya göre daha kırılgan yapıyor.

        Galatasaray yönetimi günü kurtararak futbola ihanet ediyor. Kulübün sadece gündelik başarılara değil, gelecek kuşaklara bir borcu ve sorumluluğu da olmalı. Galatasaray’ı Galatasaray yapan bu tarihi misyon aslında. Unutmamak gerekir ki Galatasaray’ın altın çağının yaşadığı 90’larda dünyada başarı elde eden takımın kadrosundaki oyuncuların çoğu dışarıdan takviye değil, Florya’dan çıkmaydı.