Spor değil işkence aleti! Spor salonlarının vazgeçilmezi olan bu cihazın karanlık geçmişine inanamayacaksınız!
Sağlıklı bir yaşam için üzerinde saatler harcadığınız o popüler cihazın, bir zamanlar günde 10 saat zorla çalıştırılan insanların korkulu rüyası olduğunu biliyor muydunuz? Ünlü yazar Oscar Wilde'ın bile ter döktüğü bu karanlık icadın inanılmaz tarihsel yolculuğu duyanları şaşırtıyor. İşte detaylar...
Bugün formda kalmak için üzerinde kilometrelerce ter döktüğümüz koşu bandı, geçmişte bambaşka bir amaca hizmet ediyordu. İnsanların daha sağlıklı olmak için evlerine ve spor salonlarına kurduğu bu cihazın şaşırtıcı tarihçesi, antik inşaat alanlarına ve hapishane duvarlarına kadar uzanıyor!
ROMA İMPARATORLUĞUNDA VİNÇ OLARAK KULLANILDI
Modern egzersiz ekipmanlarının atası sayılan bu sistemin ilk izlerine birinci yüzyılın sonlarında, Roma İmparatorluğu döneminde rastlanıyor.
Romalılar, ağır yükleri kaldırmak için geleneksel vinçlerin yerine devasa tekerlekler inşa etti. İnsanların bu büyük ahşap tekerleklerin içinde yürümesiyle elde edilen güç, eskisinden iki kat daha fazla ağırlığın yarı sayıda insanla kaldırılmasını sağladı.
TARLALARDA HAYVANLARIN GÜCÜNDEN FAYDALANILDI
Zamanla farklı alanlara yayılan mekanizma, 1800'lü yıllarda rüzgar ve su gibi doğal enerji kaynaklarının yetersiz kaldığı durumlarda çiftçilerin imdadına yetişti. Atların, köpeklerin ve hatta koyunların yürüdüğü küçük tekerlekli sistemler tasarlandı.
Bu sayede tereyağı yayıklarından tahıl öğütme makinelerine kadar pek çok alet hayvan gücüyle çalıştırılabilir hale geldi. "Beygir gücü" terimi de tam olarak bu dönemde atların makinelerde ürettiği enerjiyi ölçmek için literatüre girdi.
İNGİLİZ HAPİSHANELERİNDE İŞKENCE CİHAZINA DÖNÜŞTÜ
Asıl büyük ve karanlık değişim ise 1818 yılında İngiliz mühendis William Cubitt tarafından gerçekleştirildi. Cubitt, İngiltere'deki hapishanelerde mahkumları disipline etmek ve onların gücünden faydalanmak için özel bir sistem tasarladı.
Mahkumlar, devasa silindirlerin üzerindeki basamaklara tırmanarak saatlerce yürümek zorundaydı. Bazen 24 mahkum aynı anda yan yana dizilerek bu çarka güç veriyordu.
ÜNLÜ YAZAR OSCAR WILDE BİLE BU CEZAYI ÇEKTİ
Günde 10 saate kadar süren bu eziyet, zamanla su pompalamak veya mısır öğütmekten ziyade sadece bir işkence ve yorma yöntemi olarak kullanılmaya başlandı.
Tarihin en bilinen isimlerinden yazar Oscar Wilde da iki yıllık mahkumiyeti sırasında bu insanlık dışı cihazda ter dökmek zorunda kaldı. Haftada ortalama bir mahkumun hayatını kaybetmesi gibi ürkütücü istatistiklerin ortaya çıkması ve artan tepkiler üzerine sistem 19. yüzyılın sonlarında tamamen yasaklandı.
TIP DÜNYASINDA HAYAT KURTARAN BİR KEŞİF
Hapishanelerden silinen ve unutulmaya yüz tutan bu aletin kaderi 1952 yılında tamamen değişti. Kardiyolog Doktor Robert Bruce, kalp rahatsızlıklarını teşhis edebilmek için cihazı tıbbi bir test aracına dönüştürdü.
Hastaların belirli bir eğimde ve hızda yürütülmesiyle elde edilen veriler, bugün hala kullanılan efor testlerinin temelini oluşturdu. Hastaları yorup tüketeceği sanılan cihaz, aksine gizli kalp hastalıklarını ortaya çıkararak hayat kurtarmaya başladı.
SPOR SALONLARININ BAŞ TACI OLMASI YÜZYILLAR SÜRDÜ
1960'lı yıllarda ise aerobik egzersiz kavramının yaygınlaşmasıyla birlikte alet, modern ev tipi versiyonlarıyla ticari bir ürüne dönüştü. O dönemde jet motoru parçaları üreten bir mühendisin tasarımıyla evlere giren sistem, zamanla büyük bir sektöre evrildi.
Bugün dev ekranlar, internet bağlantıları ve sanal gerçeklik rotalarıyla donatılan cihazlar, dünya genelinde milyonlarca insanın en çok tercih ettiği fitness aracı konumunda bulunuyor. Karanlık ve acı dolu geçmişini çoktan unutturan bu icat, artık insanları tüketmek için değil, tam aksine hayata bağlamak için çalışıyor.