Korktuk kaybettik!
Bir hedefe ulaşmak için en güçlü rakibinizle deplasmanda oynarken tek puanı hedeflemek ve buna göre bir oyun kurgusu düzenlemek doğru bir düşünce olabilir.
Ancak bunun için yapacağınız savunma kurgusunun son derece sağlam olması ilk şarttır. Ayrıca geriye yaslanıp kontra atakla gol aramayı planlamışsanız bunun için de topa daha fazla sahip olmak ve ayağa pas yapmak şarttır.
Belli ki Hiddink, Almanya'dan ürkmüş ve tüm hesaplarını tek puan üzerine kurmuş. Ancak unuttuğu tek gerçek Türk futbolcusunun savunma yapmayı pek sevmediği, ayağa pas yapmak yerine de topla oynamayı sevdiği.
İlk yarıda çok fazla geriye yaslanan milli takımımız, hücuma çıkmayı denerken de fazlaca pas hatası yapınca Almanlar'a güle oynaya bir maç çıkarma şansını verdi. İlk yarıda sahanın en iyi adamı olan Servet'in yerinde müdahaleleri olmasa maçın rengi çoktan hüsrana dönüşebilirdi.
Savunmasında bolca hata yapabilen bir Almanya'nın üzerine gitmek varken geriye yaslanma ve dar alanda futbol oynama düşüncesi bize pahalıya mal oldu. Konsantrasyonun azaldığı ilk yarının sonundan ise yenilen acemice gol herşeyin üstüne tuz biber ekti.
Siz eğer bir hedefiniz varsa ve puan olarak birşeyler elde etmek istiyorsanız öncelikle rakipten korkmayıp cesur olmak zorundasınız. İlk yarıda gördüğümüz milli takımın korkak ve kişiliksiz futbolu bizi hedeflerimize ulaştırmaz. İkinci yarıda bu çekingen ve ürkek görüntümüzden biraz sıyrılıp rakibin üzerine gitmeyi akıl edince pozisyonlar da bulduk ancak Halil, çok uygun durumda mutlak golü kaçırınca bütün hesaplarımız altüst oluverdi. O gol atılabilse belki direncimiz ve motivasyonumuz yükselecek oyunun sonundaki fiziksel yorgunluk bu kadar belirginleşmeyecekti.
Şurası bir gerçek ki... Milli takımımızın kulüplerinde çok fazla forma şansı bulamayan oyunculardan oluşması da bir başka handikap. Özellikle maçın son bölümünde kendisini iyice hissettiren güçsüzlük ve temposuzluk da bu faktörün önemli bir göstergesi. Avrupa Şampiyonası yolunda Almanya grubumuzdaki en ciddi rakip. Bu rakibi alt etmek için puanı veya puanları önce kafada kazanmak gerekir. Böyle ürkek ve korkak bir görüntüyle maça başlamak rakibin üstüne gelmesini beklemek yenilgiye fartura çıkarmaktan başka birşey değildir.
Tamam Arda olmayınca rakibin üzerine gitmekte güçlük çekebiliyoruz. Buna bir de Aurelio'nun erken sakatlanıp çıkması eklenince topu ileriye taşımak gerçekten güçleşti. Ancak kalabalık olduğumuz orta sahada sert olan rakibe aynı dirençle karşılık verememiz de sonumuzu hazırladığını söylememiz gerekiyor. Kısacası ürktük, rakibin adından ve evinde oynamasından çekinip, hücumu pek düşünmemenin bedelini ödedik.
Bu arada Alman milli takımı formasını seçen Mesut'a yapılan protestoya da pek anlam veremediğimi söylemem gerekir. Mesut oynadığı futbolla ve attığı golle protestolara cevabını verirken iyi bir profesyonel olduğunu da gösterdi.
Biz eğer bundan sonra arzuladığımız noktaya gitmek istiyorsak savunma ağırlıklı oyunumuzu bir kenara bırakıp bu maçtaki hatalarımızdan gerekli dersleri çıkarmamız gerekir. Unutmadan şunu da söyleyeyim. Futbol topla oynayarak değil topu koşturarak oynandığı zaman sonuç getiriyor. Biz bireysel yeteneklerle golü düşünürken topu iyi koşturan Almanlar'ın bu konuda bize önemli bir ders verdiğini de söylemek lazım...