Hiç kimsede olmayan G.Saray'da var olan
Bursa maçı ve ardından Eskişehirspor maçı.
Bu iki maçta olağanüstü kötüye yakın bir futbol sergilerken toplam 4 puan çıkarabilmek futbolun enteresan cilvelerinden bir tanesi.
G.Saray bir hafta içinde kalesinde toplam 12 gol pozisyonu gördükten sonra girdiği bir kaç gol pozisyonu ile bu puanları aldı.
İster şans yorumunu yapın, ister tecrübe, ister rakiplerin beceriksizliği. Hepsi uyar. Hepsi doğru teşhis. Ama onların yanında çıplak bir gerçek var. O da G.Saray’ın inanılmaz kötü olması.
Şampiyonluk yarışındaki takımlar arasında en kötü futbolu Galatasaray oynuyor.
Takım olarak zaten kötü, bir de buna ferdi olarak eklenen müthiş formsuzluklar var. Örneğin dünkü Selçuk. Tamam golü attı. Doğru yerde durdu. Ama o ıslıklandığı günlerden çok daha kötü oynadı. İlk yarıda taktiksel anlamda şaşkındı. İkinci yarıda eski yerine geçti ama hiçbir etkinliği yoktu. Savunmaya diyecek bir söz bulamıyorum. Ortada koca bir gedik var. Herkes Muslera ile baş başa. Sağda Tarık felaket. Ortada Yekta facia. Hücumda Umut attığı golün dışında yok. Melo sarıdan sonra hayalet. Şunu da belirtmek lazım. Melo’nun Türkiye’de gördüğü tek haksız kart. O kartı hakem Melo’nun tamamen sabıkasına verdi. Telles’i gelecek sezon bir teşekkür mektubu ile acil olarak göndermek lazım. Brezilyalı bir futbolcunun tek pozitif özelliği olmaz mı! Ama Telles’in yok. Bruma’nın yanında eşantiyon da olabilir. Muslera hatalı gol yedi. Tamam. Ama dün yine takımını kurtardı. Ve bir de Emre düşük fiziğine aldırmadan dmüthiş bir enerji ile oynadı. Takımın omuzlara alınacak adamıydı. Bir de Sneijder. İkinci yarı sert markajda kalmasına rağmen ayağına gelince etkili olabilen tek adamdı Hollandalı. Galatasaray için tam bir hazine.
Hamza Hoca’nın çözmesi gereken çok şey var. Bu takımın yeniden Prandelli günlerine dönmesine, işini tamamen şansa bırakmasına, fizik düşüşlerine bir çözüm bulmalı. Sistem karmaşasına son vermeli. Bu saatten sonra arayış hem kendisine hem de takıma zarar verir.
Şampiyonluk yolundaki takımların maçlarına baktığınız zaman içlerinde en kötüsü Galatasaray olarak dikkati çekiyor. İsteksiz, keyifsiz, temposuz bir Galatasaray’ın ligde şampiyonluğu sürüklemesi mümkün değil. Bu şekilde kaç tane daha maç kazanır ki... İki haftada kazandığı büyük ikramiyenin ise kıymetini bilmeli. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen bu kadar kötü, hatta kötünün kötüsünü oynarken bir maçı kazanabilmek, ancak engin tecrübe ve bitmeyen özgüven ile olabilir. Bu da Galatasaray’da fazlasıyla var. Daha doğrusu DNA’sında mevcut.
TRİBÜN CEZASI NEDİR!
Yarım yamalak stat, futbol açısından ucube görüntü oluşturdu. Tribün cezası nedir hala çözemedim. Bu iş tribün ayıklamasıyla olur. O kadar kamera var. Yakala, al. Parçası kaybolan logo gibi bir stattan futbol ışığının çıkmasını beklemeyin. 3-5 densiz yüzünden tribün kapatmayın.
ESKİŞEHİR KÖTÜ GİDİYOR
Son yıllarda bu kadar albenisi olmayan bir Eskişehirspor görmemiştim. Bu ligin tadı tuzu ve rengi bir kulübün bu hale nasıl geldiği iyi araştırılmalı. Gidişi kötü gidiş. Skibbe ile çözüm aramak zaten bazı faciaları kabul etmek demektir!