Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Tabi ki maçın kahramanı Muammer Zülfikar. Üç direk arasında bulunan her köşeden bir top çıkardı. 1.90’lık boyu var. Ama bazı pozisyonlarda 1.95’e kadar uzadı. Cepheden, yandan, ortadan, doğrudan her yerden çok iyi. Zülfikar’ın bu şovunun bir maçlık şov olduğunu düşünmüyorum. Umarım yanılmam.

        Maçın kader adamı olduğu için Zülfikar ile başladım. Şimdi bir kaç pozisyon yazacağım.

        59. dakikada Galatasaray, orta alandan başlayıp hemen hemen sahanın her yerini kullanarak çok hızlı bir atak geliştirdi. Muhtemelen 3 saniyede filan kale içine indi. Gol olmadı ama şu var. Galatasaray böyle hızlı atağı sadece bir kere yaptı. Evet 90 dakikada sadece bir kere. Diğer atakların hepsi ağır aksak ataklardı.

        64. dakikada Pedriel bir kafa vurdu. Yüzde yüz pozisyon. Ve kafayı vururken önü başında iki Galatasaraylı oyuncu vardı. Gol olmaması bir şans. Adam paylaşma hiç yok. 80. dakikada yine bir Mersin atağı. Khalili Muslera ile karşı karşıya. Öyle bir anki biraz dikkat olsa bu oyuncu ofsaytta kalacak. Ama Sabri neredeyse dört metre geride Muslera’nın hemen önünde. Yani alan hakimiyeti sıfır. Görüş sıfır. Bunlar Galatasaray’ın sıkıntılarının bir kaç işareti. Geçen senenin üstüne gram konulmamış. Ortada bir sürü yok mevcut. Heyecan, sistem, hırs, hız, tempo, taktik, oyuna müdahale, oyunu koklama, sezme, önleme hiç bir şey yok. Hoca da formsuz oyuncu da formsuz. Sadece son 10 dakika biraz coşku var o kadar. O da yetmedi. Şunu da belirtmek lazım. Mersin ligin en yetersiz takımlarından birisi. Transfer yapamamış, mali sıkıntıları olan dertleri derya bir takım. Bu tip takımlardan ayrıca nasıl bir futbol beklenir ki. Tabi ki böyle oynayacak. Oyunu öldürecek, rakibi sinirlendirecek, topu yavaşlattıracak. Başka çaresi yok. O yüzden Mersin’e kızmanın, oyun içinde sinirlenmenin anlamı da yok. Çözüm sende. G.Saray isen çözeceksin, yeneceksin.

        Şöyle bir durum da var. Galatasaraylı oyuncular hala Melo’nun takımda oynadığını düşünüyor muhtemelen. Öylesine bir rahatlık var. Birisinin onlara söylemesi gerekiyor. Yani artık Melo yok. Jose kötü bir oyuncu değil. Ama asla Melo’da değil. Ama tabi ki Melo’nun uçup gitmesi her şeyin sonu olmamalı. Ona göre çözüm bulmak gerekir. Mersin’in bu kadar çok rahat bir şekilde hücum etmesine bakarsak Hamza hoca henüz bir çözüm bulmuş değil. Yıllardır Melolu sisteme alışmış bir takım iskeleti için çıkacak sıkıntılara hazırlıklı olmak gerekiyordu. Ama sanki kimse umursamamış gibi duruyor. Umurlarında olsa iyi olur.

        SNEİJDER

        Belki de geçen seneden daha iştahlı. Ama şanssızlığı takım düşüşte. Sıkıntısı zaten yüzüne vuruyor. Dün kendi altı pasından bile savunmacı gibi top çıkardı. Maçı alabilmek için her şeyi yaptı. Takımının en iyisiyi ve en isteklisiydi.

        METE KALKAVAN

        Koku alma yeteneği olmayan hakemden hakem olmaz. Kırmızı kart yüzde yüz doğru ama o yetenek olsaydı Selçuk’un atılmasını önleyebilirdi. Öz güveni olmayan görüntüsü her maçı rahatlıkla çileden çıkartabilir. Ama şu var. G.Saray’ın puan kaybının 20 nedeni varsa sonuncusu Mete Kalkavan’dı. Bunu da unutmamak laz

        Diğer Yazılar