Kaldırım, Tufan ve Ribas
Hasan Ali Kaldırım: Bir futbolcunun kendini ne kadar geliştirebileceği konusunda en güzel örnek Hasan Ali... Bir zamanlar dudak bükülerek bakılan, hatta tahammül bile edilemeyen Hasan Ali’nin buralara gelmesinin en büyük nedeni önünde Caner gibi usta bir sol kanat ve sol savunma oyuncusunun bulunması. Takıma girmek için Caner’i kesmen gerekiyor. Ve bunu başardı Hasan Ali. Elbette bana göre formda bir Caner, bu ülkenin en önemli sol oyuncusu. Ama artık kulübede Avrupa standartlarında bir Hasan Ali var. Dün neler yaptı; soldan gitti, kademe yaptı, atağa katıldı, adam kovaladı, yani her şeyi yaptı. Veysel’i futboldan soğuttu!
Ozan Tufan: İster kızın, istediğiniz kadar “Bu çocuktan adam olmaz” diye yorum yapın. Ama bu ülkenin en iyi oyuncularından biri olacak. Benim bundan en ufak bir şüphem yok. Fenerbahçe seyircisi önünde pişmek bir futbolcunun sahip olabileceği en büyük nimet. Ama genç oyuncu için anlamsız ve garip tepkilerin nedenini çözmüş değilim. Bir ön yargı var. Sanki Ozan adam olmasın diye çırpınan, bir şeyler başaracak diye ödü kopan, adam olursa hayal kırıklığı yaşayacak, bir kitle var! Dün dikkat edin. Belki top kaybı yaptı. Ama topun olduğu her yerdeydi. İlk golde müthiş katkısı vardı. Ve Kasımpaşa’nın orta alanı bile geçmekte güçlük çekmesinin en büyük nedeniydi. Ve Ribas ile iyi oynadığı bir gerçek. Ama Mehmet Topal ile birlikte oynadığı zaman sıkıntı yaşıyor. Fenerbahçe’nin önümüzdeki 10 yılının oyuncusu. Yeter ki huzur verin.
Diego Ribas: Ben hala Werder Bremen’de ki Ribas’ı düşünüyorum. Burada oynayan onun dörtte biri bile değil! Zaten öfkesi de ona. Bir türlü koordinasyonu sağlayamıyor. İstediğini yapamıyor. Çerçeveyi tutturamıyor. Oyunu organize edemiyor, bol pas hatası yapıyor. Ama dün iyiydi, çok çalıştı. Şık bir gol attı. Sevinçten çıldırdı. İlk defa bu kadar etkin olduğu bir performans sergiledi.
Bu üç ismi belki ayrı tuttum ama Fenerbahçe takım halinde dün çok iyiydi. Farklı orta alanı bu ligde ne kadar zengin bir kadroya sahip olduğunun bir kanıtıydı. O kadar oyuncu varken Pereira’nın elinde orta alanda Kadlec gibi bir alternatif de var artık.
Fenerbahçe geçen haftaki ağır yenilgiyle, mücadele etmeden şampiyon olamayacağının farkına varmış. O yüzden hepsi deli gibi koştu. Ve üstelik oynadıkları Kasımpaşa bana göre Antalya’dan daha iyi bir takım. Sahayı iyi parselleyen, rakiplere her zaman sıkıntı yaratan bir Kasımpaşa’nın ben Kadıköy’de rakibine büyük problem yaratacağını düşünüyordum. Ama ben maç öncesi Eren Derdiyok’un oynayacağını ve maça yetişeceğini tahmin ediyordum. Tamam, Oscar da büyük bir eksik. Ama Derdiyok her özelliği ile rakibi yoracak ve tedirgin edecek bir oyuncu. Oynamaması nedeniyle Fenerbahçeli futbolcular psikolojik olarak sahaya rakiplerinden üstün çıktı. Bir de buna iyi oyun ve mücadele eklenince karşılık veremeyen, rakibini kilitleyemeyen Kasımpaşa’nın yapacak fazla bir şeyi kalmadı.
Vitor Pereira benim için sezon başında neyse bugün de o. Takımını şampiyon yapsa da fark etmez. Benim görüşüm hep aynı kalacak. Büyük takım hocası kesinlikle değil. Takımın önde, maçı kazanman neredeyse garanti, neden Van Persie’yi oyundan çıkarıyorsun? Bırak oynasın. Neyin peşindesin? Tekrar söylüyorum. Vitor’un Fernandao sevgisi geçen yıl İsmail Hoca’nın Emenike sevgisine benziyor. Geçen sene ne olduğunu birileri Pereira’ya anlatsın. Anlatsın da ne olduğunu öğrensin.