Mancini'nin makinesi
GALATASARAY uzun zamandır bu kadar rahat bir deplasman maçı oynamamıştır herhalde. Ama tabii bu rahatlıkta ilk dakikada attığı golün rolü büyüktü. Golün asisti belki Melo’ya yazılabilir ama bu pasın yarısını kesinlikle Cem Can’a yazmak gerekir. 40 metreden gelen topa çıkamayan Cem Can’ın bu hatasını halı sahada yapsak dayak yeme noktasına gelebiliriz. Ve bu hatayı yapıyorsan arkanda da Sneijder varsa zaten topa bakma, doğru santraya git.
Galatasaray’a karşı oynuyorsan ve oyuna böyle bir hatayla başlıyorsan aslında değil santraya soyunma odasına gitmesi gerekirdi Erciyes’in. Ondan sonrası tam bir çaresizlik oyunuydu ev sahibi takım için. Çok rahat oynadı Galatasaray. 3 gol attı katlarını da atabilirdi. Zor bekliyordu çok kolay çıktı. Rakibinin son derece dirençsiz oluşu neredeyse bu maçı antrenman maçına çevirdi. Ancak Galatasaray’ın özellikle hücum aksiyonları ilk kez çeşitlilik göstermeye başladı. Yani tek taraflı “Al Drogba, indir Drogba” taktiği dışında arayışlar vardı Galatasaray’da. Bu bir yerde bağımlılıktan kurtarıyor ve Burak’ın tabii ki daha çok sahneye çıkmasına neden oluyor. En önemlisi kanatlara daha fazla gitmeye başladı Galatasaray. Bir kere Galatasaray orta alanında müthiş bir Melo egemenliği var. Bu da her şeyin daha iyi olmasını sağlıyor. Öyle bir oyuncu ki, takımdaki tüm orta alan oyuncularını toplasanız ve bir oyuncu yaratsanız, yine de Melo’daki performansı alamazsınız. Şu anda tam formda. Takımının her şeyi. Yönlendirici ve önleyici. Hücumda da var, savunmada da. Hırçın ve etkili, rakibi yıldıran bir yönü var. O yüzden tam bir vazgeçilmez. Ortada bir başarı varsa yüzde yüz bu işin içinde Melo vardır. Bir de topun olmadığı her şeye maydanoz olmasa, sakin olsa her şey daha iyi gözükecek. Ancak Melo’nun yanında bildiğimiz iyi Selçuk’a ihtiyaç var. Çünkü orta alanda ‘sadece Melo’ her zaman yetmiyor. Bu maçlarda yetiyor, daha üst düzey maçlarda yetmiyor. İlk yarıda Sneijder çok etkiliydi. Ve yükselen formu devam etti. Attığı gol onun için çok rahattı. Ancak her futbolcu o rahatlığı gösteremezdi. Sanki eliyle o direk dibine topu koydu.
Ligin son haftalarında Galatasaray’da iyi bir görüntü vardı. Muhtemelen bunda Juventus maçının verdiği özgüvenin rolü çok büyük. Geçen yıl da Schalke maçından sonra ligi alıp götürmüştü. Bu seferde özgüvenle gaza bastı ama şu var; geçen yılki puan rahatlığı yok. O yüzden ligin ikinci yarısında hatasız oynaması lazım. En önemlisi ise Mancini’nin artık takımı tanıması. Makinenin aksanlarını yerleştirdi. Neyin ne olduğunu öğrendi. Drogba’dan hiç söz etmedim. Belki yanlış düşünüyorum ama pek de yanılmam. Drogba’da bir sıkıntı var. Bu sıkıntının ne olduğunu bilmiyorum. Belki yoruldu, fiziği düştü ya da aklı başka yerde. Çünkü bildiğimiz Drogba yok iki haftadır.