İnanılmazlar
3 Temmuz’da Fenerbahçe tarihinin travmasını yaşadı.
O pazar sabahı kalpler parçalandı.
Tabii ki onunla bitmedi.
Neredeyse üç yıl içinde başlarına gelmedik kalmadı.
Günlerce mahkeme salonlarına gittiler.
Hapis yattılar.
Taraftarı dondurucu soğuklarda Metris, Çağlayan kapılarında bekledi.
Avrupa’dan men edildiler.
Sonra yine gönderildiler.
Ardından yine men edildiler.
Serseme döndüler.
Dosya kapandı, dediler, yine açtılar.
Biber gazı yediler. Gözyaşı döktüler. Aşağılandılar. Yaralandılar.
Üzüntüden kahroldular.
Her türlü felaketi yaşadılar ama asla teslim olmadılar. Statlarını kapadılar, erkeklerin yerini 50 bin kadın doldurdu.
Neredeyse camianın her ferdi, yaşlı-genç, kadın-erkek, çoluk-çocuk tek tek savaştı.
Yollarda, statlarda, salonlarda, yağmurda, çamurda, karda, yakıcı güneşte...
Halen daha bitmedi.
Başkan Aziz Yıldırım tebligat bekliyor.
Acıya, sıkıntıya, üzüntüye bir an olsun ara yok.
Peki bunca kaosta ne oldu?
Fenerbahçe kilit mi vurdu? Hayır
3 Temmuz yılında ligi bir golle kaybettiler ikinci oldular.
Türkiye Kupası’nı kazandılar.
İkinci yıl ligde yine ikinci oldular. Türkiye Kupası’nı bir kez daha kazandılar, UEFA kupasında Amsterdam finalini sadece bir golle kaçırdılar.
Ve bu yıl ligde 19. şampiyonluğu kazandılar.
Bilmiyorum böyle bir kulüp için ne söylenebilir?
Bilmiyorum böyle bir futbolcu topluluğu için hangi övgüler yapılabilir?
Bilmiyorum böyle bir taraftar kitlesi acaba dünyanın neresinde var?
Her şeyi ile inanılmazlar.
Tebrikler Fenerbahçe...