Sen ağlama Atletico
Tarih yazmalarına 2 dakika kalmıştı ama olmadı...
Olması da mümkün değildi zaten. Bakmayın Real Madrid’in işi son saniyeye bırakmasına. Arada o kadar çok kalite farkı vardı ki... Costa ve Arda’nın yokluğu ile zaten denge iyice bozulmuştu. İkisinden biri dahi olsa farklılık yaratabilirlerdi. Özellikle Atletico ikinci yarı baskı yediği son bölümde Arda’nın ileri uçta top saklama ve takımı rakip yarı sahada tutma özelliklerini çok aradı. 1-0’ın ardından Atletico Madrid’in hiç top çevirmeden, üstelik eksik ve yorgun haliyle Real Madrid gibi bir takımın karşısında maçı bitirebilmesi olanaksızdı.
Ancak Real Madrid, maça çok rahat başladı. Bu rahatlığın bedelini çok ağır ödüyordu. Ama ne zaman ikinci yarı Atletico Madrid’in mücadele gücüne ulaştı ve aynı şekilde karşılık vermeye başladı, o zaman rakibini köşeye sıkıştırdı. Golün geleceği o kadar belliydi ki; 65. dakikadan sonra Barcelona maçının tüm stresini ve yorgunluğunu halen üzerinde taşıyan Atletico Madrid sonunda pes etti.
Simeone de aynı Mourinho gibi kalesinin önüne otobüs çekti. Ama işte böyle anlarda tecrübe farkı ve kalite ortaya çıkıyor. Ve bu kaliteyi, Atletico’nun yüksek mücadele gücü dahi engelleyemiyor. Sergio Ramos’un oralarda o topa vuracağını bile bile golü yediler. Bayern Münih maçında da attı. Burada da attı. Ama Ramos dediğiniz adam, dünyanın en iyi skorer savunma oyuncusu. Sonra ipler koptu zaten.
Şunu da unutmamak lazım. Bale, maçtan sonra gidip Ramos’un ayağını öpmeli. Yoksa bütün fatura ona çıkardı. Eğer Ramos o golü atmasa...
Atletico Madrid belki farklı yenildi. Ancak tüm sezon boyunca gösterdiği bu inanılmaz mücadele, futbolun belli kurallarını bundan sonra değiştirecek gibi duruyor. Takımlar ne kadar kaliteli olursa olsun, Atletico Madrid’in gösterdiği birlik ve savaşçı ruhu da sahaya yansıtması gerekiyor.
Şampiyonlar Ligi finaline İstanbul da ev sahipliği yaptı. Ama şunu bir kez daha gördük ki UEFA’nın borusu sadece Türkiye’ye ötüyor. Aradan o kadar yıl geçmesine rağmen bu kadar kötü bir organizasyon bugüne kadar hiç görmedim. Belki Portekizliler, son bir haftadır hazırlanıyorlar. Doğru dürüst giden hiç bir şey yoktu. Seyircilerin inanılmaz perişanlığı acaba UEFA’nın umurunda mıydı?