Futbol kültürümüzün hali
Bir hafta önce Şampiyonlar Ligi finalindeydim.
Son beş yılın tümüne gittim. Ama bu en güzeliydi.
Şimdi oturup maçtan söz etmeyeceğim. Bu sadece girişgah.
Final maçı oynanırken aynı anda Barnebau'da neredeyse 70 bin kişi vardı. Hem de ücretli. Dev ekranlarda takımlarının final maçını izliyordu. Lizbon'dakiler ayrı. İspanyolların futbol kültürüne şapka çıkarmamak ayıp olur. Zaten bu kültürle buralara geldiler. Her finalde onlar var. Lizbon'da iki taraftar arasında yüksek sesle tartışmanın dahi olmadığını söyleyelim. Saygı zirvedeydi.
Oradan dönüp bize bakıyorum. Bizim futbol kültürümüze. Zaten böyle bir kültür yok. Bu kültür için saygı ve sevginin birlikte olması gerekiyor. Dolayısıyla milli takıma yansıması da tamamen negatif.
Yani herkes herkese düşman. Sakın 3 temmuz demeyin. 3 Temmuz'dan önce de fark yoktu. Deplasman yasağının tarihine bir bakın. Ama o olayın üstüne tuz biber ektiğini söyleyebiliriz. Yemek ise çoktan pişmişti.
Ben futbolu sevdiğimize inanmıyorum. Biz anlık sevinçleri, üzülmeyi, maç izlemeyi futbol sevgisi sanıyoruz. Birbirinin kötülüğünü isteyen anlayışımız var. İstisnalar dışında taraftarların kulüp bağımlılığına da inanmıyorum. Bir liraya dahi maça gitmiyorlar daha neresinden tutayım.
Bir hatırlayın Türkiye'de yapılan U20 Dünya Futbol Şampiyonası'na seyirci gitmeme rekoru kırdık.
Konudan konuya atlıyorum ama hepsi birbiri ile bağlantılı.
Şimdi Katar'da kriz var. Yeniden oylama bile yapılabilir. Servisteki arkadaşlar yeni statlarımızı da göz önüne alarak Türkiye'nin aday olabileceği görüşündeler. Ben aynı fikirde değilim.
Stat konusunda haklılar. Pırıl pırıl statlar geliyor.
Peki ya içini dolduracak seyircimiz var mı?
Peki ne yapmamız gerekiyor.
Öncelikle işe sadece kulübü ceza alsın diye küfür etmeye maça giderek rezillikte seviye yükselten taraftar ile antrenman basıp kendi futbolcularını tehdit eden kulüp asalaklarından kurtulmakla başlayabiliriz. İnanın bu bile çok şey demek.
12 Haziran'da Dünya Kupası maçları başlayınca "Ya biz neden yokuz" sözünü de sakın söylemeyin.
UEFA
UEFA Trabzonspor'un itirazını kabul etti. İlk kez ciddi şekilde hazırlanmış bir dosya. Dünya Kupası sonunda kararı çıkar. Ne olur bilemiyorum. Peki şimdi varsayımla gidelim. UEFA TFF'ye dedi ki dosyayı gözden geçir. Kupayı Trabzonspor'a ver, Fenerbahçe'ye de ceza. Diyebilir mi diyebilir. Sonra ne olacak? Bitecek mi sanıyorsunuz. Hayır. Çünkü TFF hiç bir şey yapamayacak. Yapamaz. Kupayı da geri veremez, cezada veremez. UEFA karar verse dahi yapamaz. Tahkim kararını vermiş ve Anayasa tarafından korumaya alınmış. Bunun bozulmasının mümkünü yok. Anayasa'yı bile değiştirsen geriye dönük hükmün çalışmasının dahi garantisi yok. Kaç kere yazdım ve söyledim bilmiyorum. Her yazdığımda yemediğim laf kalmadı. Bunu ben söylemiyorum kanun söylüyor. Anayasa böyle söylüyor. "Bu söylediklerimin tersi nasıl olacak bilgisi olan varsa bana anlatsın"dedim. Ama bugüne kadar hiç kimse nasıl olacağına dair bir açıklama yapamadı. Bekleyelim görelim. Belki bilen vardır.
G.Saray'a soru
Galatasaray Kulübü'ne buradan bir soru sormak istiyorum. Yanıtını verirler mi vermezler mi bilmiyorum. TFF'nin yabancı konusunda verdiği karardan sonra Galatasaray Kulübü geçen sene mahkemeye gitmişti. Avrupalı oyuncuların Türk statüsünden sayılması için. Hatta Sedat Doğan bu konuda çok iddialıydı. Ama sonra birden sustular. Neden sustular ve bu davaya ne oldu, mahkeme ne dedi hiç bilmiyoruz. Ya da böyle bir mahkeme açıldı mı? Onu bile bilmiyoruz. Lütfen cevap.