Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Çocuklu kadınların kariyer yapması imkânsız mı?

        Öznur KARSLI - Kurthan DEMİR / GAZETE HABERTÜRK

        2012 yılında kaleme aldığı ‘Kadınlar neden hâlâ her şeye birden sahip olamaz’ başlıklı yazısı ile feminist tartışmalara neden olan ABD’li ünlü profesör Anne Marie Slaughter yeni bir polemik konusunu gündeme getirdi. İş dünyasındaki mevcut çalışma düzeninin çocuk sahibi kadınların yükselmesini imkansız hale getirdiğini savunan Slaughter, başarılı insanların genellikle genç ve aile üyelerine bakmak zorunda olmayacak kadar zengin insanların olduğunu yazdı. Peki, uzmanlar ne diyor? İşte o görüşler...

        ‘Bilinçli babalar çocuk bakımına katılım hakkı istiyor’

        Kadın Hakları Aktivisti Avukat Hülya GÜLBAHAR:

        Ne yazık ki kadınların çocuk sayısı, çocuk doğurma ihtimalleri, tüm dünyada işe alınmamaları için en büyük argüman. Bugün değişen dünyada bilinçli babalar işverenlerden çocuk bakımına katılma hakkını istiyor. Avrupa Adalet Divanı’nda İspanyol bir babanın açtığı davada baba işsiz, anne çalışan olduğu için bebeği biberonla besleyen babanın çalışan annenin emzirme iznini kullanabileceğine karar verildi. Kadınların çalışma hayatında bir anne olarak yer almalarını sağlamak için sayısız olanak var. Bu olanaklar kreşlerin yaygınlaştırılması, çocukların okullarda bulunduğu sürenin çalışma saatlerine göre ayarlanması gibi haklar. Bütün bunlar yapılmayıp sadece doğum izinlerini arttırmak ya da kısmi zamanlı çalışmaya mahkûm etmek ‘anneyi koruyorum’ görüntüsü altında kadınları çalışma yaşamından uzak tutmaktır.

        ‘Kadınların yönetim kademelerinde yükselmesi zorlaşıyor’

        İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Başkanı Avukat Nazan MOROĞLU:

        Ülkemizde bu konuda kararlı bir devlet politikası yok, kadın istihdamı yeterli destek bulamıyor. Öncelikle istihdamı artıracak yasal altyapının hazırlanması, eğitim düzeyinin artırılması, kadına bakış açısının cinsiyet ayrımcılığından arındırılması gibi önlemler alınmalı. Çalışma fırsatı bulsalar bile kadınların yönetim kademelerinde yükselmesi zorlaşmaktadır. Ailede çocuğun, yaşlının bakımı, ev işleri sadece kadının işi diye bakılıyor, bu da işte devamlılığı engelliyor. Ne yapmalı? Meslek içi eğitimde kadınlara eşit fırsat tanınmalı. Yer ve ücret açısından erişilebilir kreşler açılmalı. Kreşlerin kapanma saatleri ebeveynlerin çalışma saatleriyle uyumlu olacak şekilde ayarlanmalı. 50 bin ve üzeri nüfusa sahip belediyelerde kreş ve yaşlı bakım yeri açılmasını zorunlu kılan bir yasa çıkarılmalı.

        İstanbul Kadın Hakları Merkezi Üyesi Şükran EROĞLU:

        ‘Erkek egemen iş dünyası kadının kariyerini engelliyor’

        Aslında kadının kariyer yapması zor bir şey değil. Çünkü kadın zaten zekâ olarak da erkekle eşit, erkeklerle eşit düzeyde eğitim alırsa çok başarılı olabileceğini de kanıtlamıştır. Erkek egemen toplumlarda özellikle bizim gibi kadının önünü kesmek için, kadına bu imkânı tanımamak için, kadının kariyerini engellemek için her şey yapılıyor. Bir işyerine iki kişi başvuruyor biri erkek biri kadın, erkek tercih ediliyor. Neden? Kadın ileride evlenebilir, çocuk sahibi olduğunda izin alır, yani sonuç olarak kadının işe alınışından itibaren ötekileştirildiğini görmekteyiz. Onun ötesinde erkek egemen bir dünyadasınız, iş dünyası da böyle ne yazık ki. Dolayısıyla hem toplumsal bakış açısı hem herkesin kafasında oluşan bu kadının yerinin ev olduğu olgusu kadının önündeki en büyük engeller. Hem kariyer hem gelişmesi hem de iş istihdamı olarak erkeklere alan açmak için yapılan birtakım planlamalar var. Çocuk başına para verilmesi, evde oturan kadına birtakım ödüller verilmesi gibi. Kadınların erkeklerle aynı eşitlikte değerlendirildiğinde, kadınların başarılı olacağı birçok örnekle kanıtlanmış durumda.

        Uzman Psikolog Alanur ÖZALP:

        ‘Aşağı çekmek için her yol deneniyor’

        Bu doğru bir durum saptaması, sadece bir ülkeye ait değil tüm dünyada böyle diye düşünüyorum. Erkeklerin de kadının yükselmesini engelleyici tavırları yok değil, koca olarak ya da abi olarak. Kadınları bir aşağı çekiş söz konusu. Çocuk yapmayı kadının kariyerine engel gibi düşünmemek lazım. Çalışma hayatında başarılı bir kadın varsa toplumun büyük bölümü onu aşağı çekmek için her türlü yolu deniyor. Kadının idari görevlerde yükselmesini engelleyecek birtakım kuralların olduğu bir gerçek hatta kadını engelleyen cam tavanlar var. Sadece çocuk kariyeri engeller diye bakmamak lazım, bir toplum baskısı söz konusu.

        Sosyolog Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk BİRTEK:

        ‘Bir ülkenin istikbali kadınların elindedir’

        Evlenmiş, çocuk sahibi olmuş kadınların Türkiye’de kariyer yapması çok daha zor. Kadınların iş hayatlarına devam edebilmeleri, kariyer yapabilmeleri için onlara gerekli toplumsal olanaklar da sağlanması gerekiyor. Isveç gibi gelişmiş toplumlar bu imkânları sağlıyor kadınlara. Kadınları ekonomiye ve iş hayatına kazandırmamız gerekiyor. Bu kazanımı yapmadığımız sürece toplumsal gelişimimizi de tamamlayamayız, toplumsal barışı da. Kadınların hayatın tüm alanında var olması, çalışma hayatına katılması oldukça önemli, aksi olduğunda o toplumlar gelişemiyor. Bir ülkenin istikbali kadınlarının elinde.

        Türk Kadınlar Birliği Genel Başkanı Sema KENDİRCİ:

        ‘Hiçbiri yükselmesine engel olmamalıdır’

        Sorun şu kadın evlenebilmeli, çocuk yapabilmeli ve bunların hiçbirisi yükselmesine engel olmamalı. Bunun anlamı şu: Bir toplumda kadın ve erkek eşitliği sağlanmışsa, bu eşitliğin getirdiği bütün imkânlar erkeğe sunulduğu kadar kadına da sunuluyorsa mesele yok. Kadın niye çocuk yapmaktan endişe ediyor? Çünkü çocuğuna bakmak zorunda, çocuğunu güvenli ellere bırakamadığı için yukarıya yönelemiyor. Halbuki devlet bu eşitliği sağladıktan sonra ‘Yapın çocuğunuzu, zaten ben kreş imkânlarını sunacağım, sizin yükselmenizin önündeki bütün engelleri ortadan kaldıracağım’ diyorsa o kadın niye çocuk yapmasın? Bizim toplumumuzda sorun, eşitliğin olmaması ve kadının geleceği konusunda kendini güvencede hissetmemesi.