Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Paulo COELHO - HABERTÜRK PAZAR 

"Bulutların ne kadar hareketli, aynı zamanda da kısa ömürlü olduğunu herkes bilir” diyor yazar Bruno Ferrero. İşte bu sözlerden yola çıkan bir hikâye:

Genç bulut Akdeniz’de meydana gelen büyük bir fırtınanın içinde doğdu. Ama güzel bulut orada büyümeye fırsat bile bulamadan güçlü bir rüzgârla diğer bulutlarla beraber Afrika’ya doğru savruldu.

Kıtaya vardıkları anda iklim değişti: Güneş tüm cömertliğiyle gökyüzünde parlıyordu ve aşağıda Sahara’nın altın rengi kumları göze çarpıyordu. Çölün üstünden geçerlerken neredeyse hiç yağmur yağmadığından rüzgâr bulutları güneydeki ormanlara doğru itiyordu.

Ama tıpkı genç insanlar gibi, genç bulutlar da aynı heves içindeydi: Bu genç bulut da eski arkadaşlarının, anne ve babasının yanından ayrılıp dünyayı keşfetmek istiyordu.

“Ne yapıyorsun?” diye çıkıştı rüzgâr. “Çöl her yerde aynıdır! Onu bırak ve topluluğuna geri dön de Afrika’nın göbeğine, büyüleyici dağların ve ağaçların olduğu yere gidelim!”

Ancak genç ve güzel bulut asi doğası yüzünden bu sözleri dinlemedi. Minik minik adımlarla giderek alçaldı ve sonunda altın kumların üstünden esen yumuşak bir esintiye tutundu. Çölün üzerinde uzun bir süre süzüldükten sonra kum tepeciklerinden birinin ona gülümsediğini fark etti.

RÜZGÂR GELDİĞİNDE...

Bulut, bu kum tepeciğinin de kendisi gibi genç olduğunu görebiliyordu, esip geçen son güçlü rüzgârla oluşmuştu. Bulut, onun altın sarısı saçlarına anında âşık oldu.

“İyi günler,” dedi bulut; “Aşağıda yaşamak nasıl bir şey?”

“Diğer kum tepecikleri, güneş, rüzgâr ve zaman zaman buradan geçen kervanlarla birlikte yaşıyorum. Bazen çok sıcak oluyor ama idare ediyoruz. Peki yukarıda yaşamak nasıl bir şey?”

“Rüzgâr ve güneş burada da var ama benim avantajım gökyüzünde ordan oraya dolaşmak ve bir sürü yeni şey görmek.”

“Hayat benim için çok kısa” dedi kum tepeciği. “Rüzgâr ormanlardan geri döndüğünde yok olup gideceğim.”

“Bu seni üzüyor mu?”

“Bana hiçbir işe yaramayacağımı, önemsiz olduğumu hissettiriyor.”

“Ben de aynı şekilde hissediyordum. Rüzgâr geldiğinde ben de güneye sürükleneceğim ve orada yağmur olup döküleceğim, bu da benim kaderim.”

Kum tepeciği bir an tereddüt etti, sonra şöyle dedi: “Biliyor musun, çölde biz yağmura Cennet deriz.”

“Bu kadar önemli olabileceğimi hiç bilmiyordum” dedi bulut gururla.

“Yaşlı kum tepelerinin anlattığı pek çok efsane dinledim. Bu efsaneler yağmurdan sonra otların ve çiçeklerin üzerimizi kapladığını söyler. Ama bunun nasıl bir şey olduğunu ben hiç bilemeyeceğim çünkü çölde yağmur çok ender yağar.”

AŞK ASLA ÖLMEZ

Bu kez tereddüt etme sırası buluttaydı. Ama sonra yüzünde kocaman bir gülümsemeyle şöyle dedi:

“Eğer istersen üzerini yağmurla kaplayabilirim. Buraya daha yeni gelmiş olsam da sana görür görmez âşık oldum ve sonsuza kadar burada kalmak istiyorum.”

“Ben de seni gökyüzünde ilk gördüğümde sana âşık oldum” dedi kum tepeciği. “Ama o güzel beyaz saçlarını yağmura dönüştürürsen öleceksin.”

“Aşk asla ölmez” dedi bulut; “Kendini dönüştürür. Ben sana Cennet’i göstermek istiyorum.”

Ve böylece bulut yağmur damlalarıyla kum tepeciğinin saçlarını okşamaya başladı. Bu şekilde gökkuşağı belirene kadar uzun süre birlikte kaldılar.

Ertesi günü küçük kum tepeciğinin üstünü çiçekler kapladı. Afrika’ya doğru giderken buradan geçen diğer bulutlar buranın gitmekte oldukları ormanın bir parçası olduğunu düşünerek buraya daha da çok yağmur yağdırdı. Ve bu şekilde yirmi yıl sonra kum tepeciğinin olduğu yer, çölü geçenleri ağaçlarının gölgesi altında serinletip canlandıran bir vahaya dönüştü.

Bütün bunlar, bir gün âşık olmuş bir bulutun aşkı için hayatını feda etmesiyle gerçek olmuştu.

(Çeviren: Mine Akverdi Denktaş)