Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Merkez Bankası Başkanı ile görüştüm, faizleri düşürmemiz lazım” demesinin ardından 3 aydan fazla zaman geçti. Enflasyon biraz daha yükseldi ve politika faizinin üzerine çıktı. Ama faizi indirme kararlılığı değişmedi. Döviz rezervlerinin 118 milyar dolara yükselmesi ve ortamın uygun olduğunun düşünülmesinin etkisiyle harekete geçildi.

ÇEKİRDEK YÖNLENDİRECEK

-Dün TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun politika kararlarında manşet enflasyon yerine çekirdek enflasyonun dikkate alınacağını açıklaması ile faizde indirim hazırlıkları fiiliyata döküldü. Öyle yılın son çeyreği veya kasım ayı beklenmeyecek.

-Çünkü dikkate alınacağı açıklanan enflasyon şu anda tüketici enflasyonundan 2.5 puan aşağıda bulunuyor. TÜFE yüzde 19.25 iken gıda, alkolsüz ve alkollü içecek, elektrik, doğalgaz ve akaryakıt ile altın gibi fiyatı yönlendirilen ve mevsimlik şartlara bağlı C Endeksi ile ifade edilen çekirdek enflasyon yüzde 16.76 düzeyinde.

-Bitişikte Başkan Kavcıoğlu’nun dünkü sunumundan alınan grafikte TÜFE ile B ve C endekslerinin seyri yer alıyor. Sarı renkteki C Endeksinin son aylardaki aşağı yönlü karılması oldukça net. Çekirdekteki bu düşüşten hareketle Merkez Bankası’nın 2 puan kadar indirim alanı olduğunu piyasalar da kabul ediyor.

-Yanındaki tabloda ise ağustos ayı itibariyle ana grupların enflasyona katkıları yer alıyor. Çekirdek C’yi oluşturan gıda, alkol ve tütün ile enerjinin toplamı 9.7 ediyor. Bu da yüzde 19.25 olan TÜFE’nin yarısı demek. Payı yüzde 41 olmasına karşılık şu anda enflasyona yaptığı katkı yüzde 50 ile daha yüksek. Çünkü fiyatları daha hızlı artmış.

-Böyle bir fark Merkez Bankasını baz etkisinin devreye gireceği ve TÜFE’nin gerileyebileceği ekim ayı enflasyonun açıklanmasını beklemekten kurtarıyor. Nasıl olsa ekimden itibaren manşet enflasyonun düşeceği hesap edilerek ilk toplantı tarihi olan 23 Eylül 2021’de faiz indirilebilir.

FED’DEN ÖTELEME GELİR Mİ?

-Merkez Bankası’nın 23 Eylül’deki toplantısının bir gün öncesinde ise ABD merkez bankası FED’in faiz kararı var. Enflasyonun yüzde 5’in üzerine çıkmasından dolayı FED’den beklenen tahvil alımlarını azaltması ve para musluğunu kısmaya başlamasıydı.

-Ancak araya ağustos ayının çok zayıf gelen istihdam verileri girdi. Şimdi FED’in 22 Eylül’de varlık alımını azaltması öyle kesin değil. Hatta o tarihe kadar delta varyantının etkisini artırarak sürdürmesi halinde FED kararını öteleyebilir de. Varlık alımlarının ertelenmesi elbette gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye lehine.

-Merkez Bankası’nın kararlarında TÜFE manşet enflasyonu yerine C çekirdek enflasyonunu kerteriz alması elbette bir kredibilite kaybı yaratacak. Çünkü 6 ay önce “gerçekleşen ve beklenen enflasyonun üzerinde faiz verileceği” sözüyle piyasaları yatıştırdınız. Enflasyon tüketici fiyatlarını geçince de oyunu değiştiriyorsunuz.

VATANDAŞ ÇEKİRDEKTEN DEĞİL TÜFE’DEN ANLAR

-Enflasyon hedeflemesine geçildiği 2006 yılından itibaren Merkez Bankası tarafından politika üretimi ve kamuyla iletişimi tüketici enflasyonu üzerinden yürüyor. Doğrusu da bu. Çünkü geniş halk kitlelerinin yaşadığı ve anladığı enflasyon bu.

-Çekirdek deyince baştan hanehalkı harcamalarının yüzde 41’ini bir kenara koyuyorsunuz. Mevsimsellik gösteren ve fiyatı kamu tarafından yönlendirilen tüketim maddeleri olarak gıda, içecekler, alkollü içecekler, tütün, altın ve enerji grubunda yer alan elektrik, doğalgaz, tüpgaz, kömür, akaryakıtı dışarıda bırakıyorsunuz. Geriye kalan yüzde 59’luk pay bir yerde leblebi çekirdek.

-Sonuçta ekim ayı ile birlikte baz etkisi devreye girecek. Aylık yüzde 2’nin üzerindeki rakamlar hesaplamadan çıkıp yerine daha düşük rakamlar girdiğinde yıllık enflasyonda gerileme meydana gelecek. Elbette bu durum öncelikle döviz kurunun seyrine ve enerji fiyatlarına da bağlı.

-Ancak ne olursa olsun önümüzdeki baz etkisinden kaynaklı bir umut ışığı var ya, Merkez Bankası buna tutunarak faizleri düşürmeye hazırlanıyor. Ekim enflasyonunu beklemeden ve erken şekilde harekete geçecek gibi. Tam anlamıyla önden yüklemeli faiz indirim süreci başlatılacak.

PARA SIĞINAK ARAYACAK

-Bunun elbette ciddi riskleri var. En başta Merkez Bankası başkanının dünkü açıklamasıyla birlikte döviz kurunun sıçraması bir oldu. Önceki gün en düşük düzeyinden dün en yüksek düzeyine dolar kuru yüzde 2.7 arttı. Dolar 25 Haziran’da gördüğü 8.81 düzeyinden başladığı düşüşünde 8.26’ya kadar inmişken 8.48’e kadar çıktı. 2.5 ayda yüzde 6.2 düşen dolar bunun yaklaşık yarısını bir günde geri aldı.

-Dövize hatta daha geniş çerçevede faize dayalı enstrümanlar dışındaki bütün finansal araçlara talep artabilir. Çünkü TL’de olan tasarruf sahipleri çekirdek enflasyonu tanıyor ve bilmiyor. Çekirdeği bilseler bile onunla yaşayamıyorlar. Kararlarını da buna göre verecekler.

-TÜFE ile faizler arasında makas açıldıkça TL’den kaçmanın yolları aranacak ve bulunacak da. Tıpkı 2020 yılında negatif faiz uygulamasında yaşananlarda olduğu gibi. Para bir kez daha yat, kat, araba, arazi, devletin karışamayacağı her türlü mal, hizmet ve faiz dışı finansal varlıklar arasında kendine sığınak arayacak. Enflasyondan korunmaya çalışacak.

-Korunmayanlar ve bu değişiklikleri yapamayanlar ise negatif getiriye razı olacaklar. Yerli para üzerinden tasarruf edenler reel bir kayba uğrayacak.

-Faiz düşüşü ile TL ucuzlayacak, ucuzdan paraya kavuşanlar da büyüyecek ve kazançlı çıkacak. Bu süreç devam ettiği müddetçe gelir dağılımı daha bozulacak, servet değişimi de hızlanacak.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00