Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Türkiye'de paranın adresi neresi?

        Dün yatırım araçlarının getirilerine baktık. Hangi yatırım aracının ne kazandırdığını, hangisinin yatırımcısını koruduğunu, hangisinin geride kaldığını sorguladık. Bugün soruyu bir adım ileri taşıyalım, kazanan para nereye gidiyor? Çünkü getiri kadar önemli olan bir başka gösterge var, yatırımcının tercihi.

        Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın Haziran 2026 verileri, Türkiye’de yerli ve yabancı yatırımcının parasını nerede tuttuğuna ilişkin önemli bir fotoğraf sunuyor. Ancak bu fotoğrafı doğru okuyabilmek için klasik portföy sınıflandırmasının biraz dışına çıkmak gerekiyor.

        Mevduatı tek başlık altında toplamak yetmez. TL mevduat ile döviz mevduatı aynı davranışı ifade etmiyor.

        Yatırım fonlarını tablonun sağ tarafında kalan ikincil bir bilgi gibi görmek de artık doğru değil. BES ve yatırım fonları son yıllarda öylesine büyüdü ki, fonları başlı başına bir tasarruf ve yatırım kanalı olarak değerlendirmek gerekiyor.

        Ve Türkiye söz konusu olduğunda bir yatırım aracını daha unutamayız: Altın.

        Böyle bakınca Türkiye'nin parasının altı ana adresi ortaya çıkıyor: TL mevduat, tahvil, döviz, altın, hisse senedi ve fonlar.

        Bunların içinde yerli de var, yabancı da. Bireysel de var, kurumsal da.

        Önce yerlinin parasına bakalım

        Haziran 2026 itibarıyla yerleşiklerin finansal portföy büyüklüğü 46,8 trilyon lira.

        • Bunun en büyük kalemi hâlâ TL mevduat. 18,25 trilyon lira ile toplamın yaklaşık yüzde 39'u.
        • İkinci sırada 10,4 trilyon lirayla DİBS, yani devlet iç borçlanma senetleri geliyor. Payı yüzde 22,2.
        • Döviz mevduatı ise 10,34 trilyon liraya ulaşmış durumda. Toplam portföyün yüzde 22,1'i.
        • Hisse senetlerinin büyüklüğü 6,30 trilyon lira ve payı yüzde 13,4.

        Fakat burada önemli bir ayrıntı var.

        • Yatırım ve emeklilik fonlarının toplam büyüklüğü 11,9 trilyon liraya ulaşmış durumda.

        Dolayısıyla “yerli yatırımcının en büyük tercihi mevduat” demek doğru olmakla birlikte, artık tek başına yeterli bir tespit değil.

        Çünkü fonlar son yıllarda olağanüstü hızla büyüyor. 2024 sonundaki yatırım ve emeklilik fonlarının toplam büyüklüğü yaklaşık 5,75 trilyon liraydı. Haziran 2026'da 11,92 trilyona çıkmış. Yaklaşık 18 ayda yüzde 107'lik bir artış.

        İşte Türkiye'nin tasarruf davranışındaki yeni gelişmelerden biri burada. Mevduat hâlâ kral ama fonlar hızla tahtın yanına geliyor.

        Mevduatın içindeki büyük ayrım

        Yerli yatırımcı açısından daha da önemli bir ayrım var. 18,25 trilyon lira TL mevduatın yanında 10,34 trilyon lira döviz mevduatı bulunuyor.

        Yani mevduatı tek kalem olarak alırsak, Türkiye'deki tasarruf davranışının önemli bir bölümünü görmezden gelmiş oluyoruz.

        Üstelik iki kalemin büyüme hızları da farklı. 2024 Aralık'tan Haziran 2026'ya TL mevduat yaklaşık yüzde 50 büyürken, döviz mevduatı yaklaşık yüzde 79 büyümüş. Bu çok önemli.

        Çünkü TL mevduattaki artışın arkasında yüksek faiz ve TL cinsinden finansal tasarrufun cazibesi bulunurken, döviz mevduatındaki artış bize başka bir davranışı gösteriyor: Kur riskine karşı korunma ve döviz cinsinden servet tutma eğilimi.

        Dolayısıyla “yerli yatırımcı mevduatta” demek yerine şöyle demek daha doğru: Yerli yatırımcı hem faizden yararlanıyor hem de dövizden korunma arıyor.

        Tahvilin yükselişi de dikkat çekici

        Yerli yatırımcının DİBS portföyü 2024 sonundaki 5,88 trilyon liradan 10,41 trilyona çıkmış. Artış yaklaşık yüzde 77.

        Bu, yüksek faiz ortamında devlet tahvillerinin yatırımcı açısından ciddi bir alternatif haline geldiğini gösteriyor.

        • Böylece yerli yatırımcının finansal portföyünde üç büyük blok ortaya çıkıyor: TL mevduat, döviz ve tahvil.
        • Bunların yanında hisse senedi var.
        • Ama bir de giderek büyüyen fonlar var.
        • Ve bütün bunların dışında Türkiye'nin finansal istatistiklerde tam olarak görünmeyen dev bir tasarruf havuzu bulunuyor: Altın.

        Türkiye’nin finansal tablosunda görünmeyen dev: Altın

        Türkiye'yi Türkiye yapan yatırım araçlarından biri altın. Evde, kasada, bankada, kuyumcuda, fiziki olarak elde veya finansal sistem içinde...Altın Türkiye'de yalnızca bir emtia değil, aynı zamanda servet saklama aracı.

        Üstelik Türkiye'nin yastık altı altın stokunun yüz milyarlarca dolarlık bir büyüklüğe ulaştığı tahmin ediliyor.

        Bu rakamı resmi portföy tablolarının üzerine koyduğumuzda Türkiye'nin tasarruf haritası bir anda değişiyor.

        Çünkü Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın 46,8 trilyon liralık yerli finansal portföyü, Türkiye'deki toplam serveti anlatmıyor. Altın burada yok. Yastık altı döviz burada yok. Gayrimenkul de yok.

        Biz gayrimenkulü bu analizin dışında tutabiliriz, çünkü finansal yatırım araçlarını inceliyoruz. Fakat altın ve döviz, tasarruf davranışının doğrudan parçası oldukları için mutlaka hesaba katılmalı.

        Özellikle altın açısından önemli bir nokta daha var.

        Türkiye'nin altın stoku yalnızca geçmişten kalan bir servet değil. Son yıllardaki ithalat, ihracat, üretim ve tüketim hareketleriyle sürekli yenilenen bir stoktan söz ediyoruz.

        Dolayısıyla altın, “geçmişte biriktirilmiş ve artık ekonomik davranışın dışında kalmış” bir servet olarak görülemez. Bugünün Türkiye'sinde de aktif bir yatırım tercihi.

        Sonra yabancıya dönüyoruz

        İşte burada Türkiye'nin yatırım haritası daha da ilginç hale geliyor. Haziran 2026'da yabancıların Türkiye'deki toplam portföyü 129,1 milyar dolar.

        • Yerlinin aksine yabancının en büyük finansal yatırım adresi hisse senedi. 41,4 milyar dolar. Toplam yabancı portföyünün yaklaşık yüzde 32'si.
        • İkinci sırada 36,1 milyar dolarla döviz mevduatı var.
        • TL mevduat 24 milyar dolar civarında.
        • DİBS ise 15,7 milyar dolar.

        Yani yabancının Türkiye portföyünde hisse senedinin ağırlığı, yerlinin hisse ağırlığının yaklaşık 2,4 katı.

        Aynı Türkiye, aynı borsa, aynı tahvil piyasası. Ama aynı yatırım tercihi değil.

        Daha çarpıcı olan değişim

        2024 Aralık'tan Haziran 2026'ya bakalım.

        Yabancının hisse senedi portföyü 33,8 milyar dolardan 41,4 milyar dolara çıkmış. Artış yaklaşık yüzde 22.

        Aynı dönemde DİBS portföyü 17,7 milyar dolardan 15,7 milyar dolara gerilemiş. Yaklaşık yüzde 11 düşüş.

        Bu bize önemli bir şey söylüyor. Yabancının Türkiye'ye ilgisini yalnızca “faiz getirisi” üzerinden okumak eksik kalıyor.

        Yabancı yatırımcı giderek daha fazla varlık fiyatı potansiyeline, özellikle de hisse senetlerine bakıyor.

        Buna karşılık yerli yatırımcı daha yüksek oranda faiz, likidite ve kur korunması ekseninde duruyor.

        Bir başka yeni adres: Fonlar

        Yabancıda da fonların yükselişi çok dikkat çekici. 2024 sonunda yabancıların menkul kıymet yatırım fonlarındaki portföyü 2,68 milyar dolardı. Haziran 2026'da 8,67 milyar dolara çıkmış. Yaklaşık 3,2 katlık artış. Yani fonlar yalnızca yerli yatırımcının değil, yabancının da Türkiye'deki portföyünde büyüyen bir kanal.

        Bu nedenle artık yatırımcı davranışını yalnızca “mevduat mı, borsa mı, tahvil mi?” diye okumak yeterli değil. Fonlar yeni bir ana yatırım adresi haline geliyor.

        Burada bir metodolojik uyarı da yapmak gerekiyor. Fonların içinde zaten hisse, tahvil, mevduat ve altın gibi varlıklar bulunuyor. Dolayısıyla fonları diğer varlıkların üzerine ekleyerek “Türkiye'nin toplam finansal serveti budur” demek doğru olmaz.

        Biz fonları başka bir nedenle ayrı tutuyoruz: Yatırımcının parayı hangi kanaldan değerlendirmeyi tercih ettiğini görmek için.

        Doğrudan hisse almak başka, hisse fonuna yatırım yapmak başka.

        Doğrudan tahvil almak başka, tahvil fonuna yatırım yapmak başka.

        Bu ayrım Türkiye'nin tasarruf kültüründeki dönüşümü gösteriyor.

        Yerli başka, yabancı başka Türkiye'ye yatırım yapıyor

        Bütün bu verileri bir araya getirdiğimizde ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.

        Yerli yatırımcının ana omurgası TL mevduat, döviz ve tahvilden oluşuyor. Bunların yanında hisse ve giderek büyüyen fonlar ile finansal sistemin dışında dev bir altın stoku da var.

        Yabancının ana omurgası ise hisse senedi, döviz, TL mevduat ve tahvilden oluşan faiz.

        Buradan şu sonucu çıkarmak mümkün. Yerli yatırımcı Türkiye'de servetini korumaya, yabancı yatırımcı ise Türkiye'deki varlıkların değer artışına daha fazla odaklanıyor.

        Elbette bu, bütün yerli yatırımcıların muhafazakâr, bütün yabancıların risk iştahlı olduğu anlamına gelmez. Strateji Bütçe Başkanlığı verileri yerleşiklik esasına dayanıyor; yerli ve yabancı başlıklarının içinde bireysel ve kurumsal yatırımcılar birlikte bulunuyor.

        Ama toplam davranışın yönünü görmek açısından çok değerli.

        Peki para adres değiştiriyor mu?

        Dünkü yazının sorusu buydu. Bugünkü tablo cevabı biraz daha netleştiriyor. Evet, para adres değiştiriyor, bütün para aynı adrese gitmiyor.

        • Mevduatın içindeki para TL'den dövize, dövizden TL'ye hareket edebiliyor.
        • Tahvilin ağırlığı değişiyor.
        • Hisse senedine giriş çıkışlar oluyor.
        • Fonlar hızla büyüyor ve kendi içinde değişimler yaşanıyor.
        • Altın, finansal sistemin dışında dev bir tasarruf havuzu olarak varlığını sürdürüyor.

        Dolayısıyla Türkiye'de asıl izlenmesi gereken yalnızca “para arttı mı, azaldı mı?” sorusu değil. “Para hangi yatırım aracına geçti?”

        Çünkü yatırımcının tercihi, geleceğe ilişkin beklentisinin de bir göstergesi.

        • Faizden yararlanmak isteyen para başka yere gider.
        • Kurdan korunmak isteyen başka yere.
        • Enflasyondan korunmak isteyen altına.
        • Büyümeden pay almak isteyen hisseye.
        • Profesyonel yönetim isteyen fona.
        • Ve yabancı yatırımcı Türkiye'nin geleceğine inanıyorsa, bunun izini çoğu zaman hisse senedinde arar.

        Türkiye'nin yatırım haritası yeniden çiziliyor

        Belki de bütün bu verilerin söylediği en önemli şey şu: Türkiye'nin yatırım haritasını artık sadece faiz, döviz, altın üçgeniyle anlatamayız.

        Yeni harita altı köşeli: TL mevduat, tahvil, döviz, altın, hisse senedi, fon.

        Ve bu altı adresin her birinin arkasında farklı bir ekonomik beklenti var. TL mevduat faizi, tahvil faiz ve kamu maliyesi beklentisini, döviz kur riskini, altın enflasyon ve güven arayışını, hisse büyüme beklentisini, fonlar ise finansal sistemin ve tasarruf kültürünün dönüşümünü anlatıyor.

        İşte bu nedenle dünkü “hangi yatırım aracı ne kazandırdı?” sorusunun bugün daha önemli bir devamı var: “Kazanan ve biriken para nereye gidiyor?”

        Çünkü piyasaları yalnızca fiyatlar değil, portföy tercihleri de anlatır.

        Ve Türkiye'nin parasının adresini takip etmek, aslında Türkiye'nin geleceğe ilişkin beklentisini takip etmektir.

        Son söz: Paranın adresi, yatırımcının geleceğe yazdığı sessiz bir mektuptur.