Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Hürmüz açılıyor, altının zincirleri çözülüyor mu?
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Küresel piyasalar son bir haftada adeta farklı bir iklime geçti.

        30 Temmuz'da dünya, ABD'nin İran'a yönelik kapsamlı bir askeri operasyona hazırlandığı haberleriyle sarsılmıştı. Bir gün sonra ise Başkan Trump'ın operasyon yerine anlaşma ihtimalini öne çıkararak geri adım atması, piyasalarda risk algısını tersine çevirdi. Ardından Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine yeniden açılması konusunda sağlanan önemli ilerlemeler, jeopolitik tansiyonun en azından şimdilik düşürdü.

        Piyasalar bir kez daha Trump'ın "TACO" olarak özetlenen pazarlık stratejisinin işe yaradığına inandı.

        Bunun ilk yansıması enerji fiyatlarında görüldü.

        TACO ile piyasalarda dönen hava

        30 Temmuz'u başlangıç kabul ettiğimizde Brent petrolün varil fiyatı 89.60 dolardan 78.51 dolara gerileyerek yüzde 12.3 düştü.

        Avrupa doğal gaz fiyatları da 58.158 seviyesinden 53.445'e inerek yüzde 8.1 değer kaybetti.

        Enerji fiyatlarındaki bu düşüş yalnızca petrol piyasasının konusu değil.

        Çünkü petrolün gerilemesi, küresel enflasyon beklentilerini aşağı çekiyor. Enflasyon beklentilerinin gerilemesi ise tahvil faizleri üzerindeki baskıyı azaltıyor.

        Nitekim ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4.712'den yüzde 4.609'a gevşedi.

        Faizler düşünce dolar da güç kaybetmeye başladı.

        Doların başlıca para birimlerine karşı değerini gösteren DXY endeksi 101.07 seviyesinden 99.75'e inerek yüzde 1.3 geriledi.

        İşte zincirin son halkası burada devreye girdi.

        Altının üzerindeki dört baskı aynı anda kalktı

        Son altı ay altın açısından son derece zorlu geçti.

        Jeopolitik risklerin yükselmesi ilk bakışta altını desteklemesi gereken bir gelişmeydi. Ancak savaşın enerji fiyatlarını yukarı taşıması, bunun enflasyonu artırması, yükselen enflasyonun faizleri yukarı çekmesi ve güçlü doların ortaya çıkması altının önünü kesti.

        Bir başka ifadeyle altın aynı anda dört farklı cepheden baskı gördü:

        • Yükselen enerji fiyatları,
        • Artan enflasyon beklentileri,
        • Yüksek tahvil faizleri,
        • Güçlü dolar.

        Sonuçta altın yaklaşık altı ay içinde yüzde 30'a yaklaşan sert bir değer kaybı yaşadı.

        Şimdi ise tablo tersine dönüyor.

        Enerji fiyatları geriliyor.

        Enflasyon baskısı hafifliyor.

        Tahvil faizleri gevşiyor.

        Dolar zayıflıyor.

        Altının önündeki en büyük engeller de birer birer kalkıyor.

        Bu nedenle son günlerde görülen yükseliş yalnızca teknik bir tepki olarak değerlendirilmemeli. Aynı zamanda altının üzerindeki makroekonomik baskının hafiflemesinin doğal sonucu olarak okunmalı.

        Merkez bankaları yeniden sahnede

        Üstelik altını destekleyen tek unsur piyasa fiyatlaması değil.

        Çin uzun süredir rezervlerini çeşitlendirme amacıyla altın alımlarını sürdürüyor.

        Şimdi buna yaklaşık 13 yıl sonra Güney Kore'nin de jeopolitik riskleri gerekçe göstererek yeniden katılacağı yönündeki beklentiler eklendi.

        Diğer tarafta Rusya Devlet Başkanı Putin'in Batı merkezli ödeme sistemlerine alternatif yeni bir rezerv ve ödeme mimarisi kurulacağını açıklaması da uzun vadede dolar merkezli sisteme yönelik tartışmaları yeniden canlandırıyor.

        Merkez bankalarının rezerv tercihleri yavaş değişir. Ancak değişmeye başladığında etkileri uzun yıllar hissedilir.

        Altın tam da bu uzun vadeli dönüşümün merkezinde yer alıyor.

        Ama her şey Hürmüz'e bağlı

        Bununla birlikte piyasalarda oluşan iyimserliğin sağlam bir zemine oturduğunu söylemek için henüz erken.

        Çünkü bugünkü fiyatlamaların temelinde Hürmüz Boğazı'nın açık kalacağı, enerji akışının kesintisiz süreceği ve diplomatik temasların devam edeceği varsayımı bulunuyor.

        Oysa son aylarda defalarca gördük ki ateşkesler kırılgan, anlaşmalar geçici, diplomasi ise çoğu zaman tek bir açıklamayla yeniden çıkmaza girebiliyor.

        Jeopolitik riskler tamamen ortadan kalkmış değil. Sadece ertelenmiş görünüyor.

        Bir göz de siyasette olmalı

        Üstelik piyasaların önündeki tek belirsizlik Ortadoğu değil.

        ABD ara seçimlerine artık her geçen gün daha fazla yaklaşılıyor.

        Bu süreçte Beyaz Saray'ın ekonomi, ticaret, gümrük tarifeleri ve dış politika başlıklarında daha agresif adımlar atması sürpriz olmayacaktır.

        Piyasaların bugün satın aldığı iyimserlik ile seçim atmosferinin oluşturacağı politik riskler zaman zaman karşı karşıya gelebilir.

        Bu nedenle önümüzdeki dönemde oynaklığın tamamen ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi olmaz.

        Rekor borsalar, yeniden canlanan altın

        Risk iştahındaki toparlanma borsalara da güçlü şekilde yansıdı.

        30 Temmuz'dan sonraki yalnızca beş iş gününde MSCI AC Dünya Endeksi yüzde 5.1 yükseldi.

        Yapay zekâ yatırımlarının lokomotifi olan küresel yarı iletken endeksi ise yüzde 10.7 prim yaptı.

        Yani piyasalar aynı anda hem hisse senetlerini hem de altını satın almaya başladı.

        Bu ilk bakışta çelişkili görünse de aslında ortak neden aynı: Jeopolitik risklerin azalması, enerji fiyatlarının gerilemesi, faizlerde gevşeme ve doların zayıflaması.

        Piyasalar kesinlikten mi belirsizlikten mi beslenir?

        Altın üzerindeki baskının önemli bölümü gerçekten hafifledi.

        Ancak bu, bütün risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

        Bugünkü yükseliş, yeni ve kalıcı bir boğa piyasasının başlangıcı da olabilir; kırılgan bir jeopolitik dengede verilen güçlü ama temkinli bir tepki de...

        Bu nedenle önümüzdeki haftalarda sadece altının fiyatını değil, Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerleri, Washington'dan gelecek açıklamaları ve ABD ara seçimlerine giden siyasi atmosferi de dikkatle izlemek gerekecek.

        Çünkü bazen altının yönünü maden ocakları değil, boğazlar ve başkentler belirler.

        Son söz: "Piyasalar belirsizlikten nefret etmez; yanlış kesinlikten nefret eder." Howard Marks