Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım İthalatın dili: Fabrikalar konuşuyor, tüketici susuyor
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Ekonomide bazen tek bir veri onlarca açıklamadan daha fazlasını söyler. Ticaret Bakanlığı’nın temmuz ayı dış ticaret verileri de onlardan biri. İlk bakışta ithalat yüzde 4.7 artmış görünüyor. Oysa asıl hikâye toplam rakamda değil, ithalatın bileşiminde gizli.

        Çünkü Türkiye aynı anda iki farklı ekonomik tablo yaşıyor.

        Bir tarafta üretim ve yatırım devam ediyor. Diğer tarafta ise tüketim frene basıyor.

        Tam da dezenflasyon programının hedeflediği tablo aslında bu.

        Yatırım mallarında yeni rekor

        Bitişikte yer alan tabloda da görülebileceği gibi en dikkat çekici veri yatırım malları ithalatında.

        2024 yılında 50.6 milyar dolarla tarihi zirve görülmüştü. O dönem bunun geçici bir sıçrama olduğu düşünülebilirdi. Ancak 2025'te rakam 54.9 milyar dolara çıkarak yeni bir rekor kırdı.

        Bu yıl ise yılın sadece ilk yedi ayında 31.2 milyar dolarlık yatırım malı ithal edildi. Geçen yılın aynı dönemine göre artış yüzde 2.3. Üstelik bu tablo;

        • yüksek faizlere,
        • kredi büyümesini sınırlayan düzenlemelere,
        • sıkı para politikasına,
        • talebi baskılayan gelirler politikasına rağmen ortaya çıktı.

        Bu durum önemli bir gerçeği gösteriyor.

        Türkiye'de yatırım iştahı tamamen kaybolmuş değil. Sanayici uzun vadeli rekabet gücünü koruyabilmek için makine, teçhizat ve teknoloji yatırımlarını sürdürmeye çalışıyor. Yatırım kararları ertelense bile tamamen rafa kaldırılmış görünmüyor.

        Hammadde ithalatı üretimin aynasıdır

        Daha da dikkat çekici olan ise hammadde ve ara malı ithalatı.

        İlk yedi ayda yüzde 8 artarak 158 milyar dolara ulaştı. Bu kalem toplam ithalatın yüzde 71'ini oluşturuyor.

        Ekonomide üretim durursa önce bu rakam düşer.

        Çünkü fabrikalar üretmeyecekse çelik, plastik, kimyasal, elektronik parça veya tekstil hammaddesi ithal etmez.

        Dolayısıyla ara malı ithalatındaki güçlü artış bize sanayide ve tarımda üretimin tamamen durmadığını, aksine belirli bir canlılığın sürdüğünü söylüyor.

        İhracat yapan sektörlerin siparişlerini karşılaması, iç piyasaya üretim yapılması ve yatırım mallarının çalıştırılması için önce hammadde gerekir.

        Bu veri üretimin nabzını tutan en önemli göstergelerden biridir.

        Programın etkisi tüketimde görülüyor

        Dezenflasyon programının en belirgin etkisi ise tüketim mallarında ortaya çıkıyor.

        İlk yedi ayda tüketim malları ithalatı yüzde 7.9 gerileyerek 32 milyar dolara indi.

        Bu da bize uygulanan gelirler politikasının, yüksek faizlerin ve kredi kısıtlamalarının asıl etkisini tüketim tarafında gösterdiğini anlatıyor.

        #resim#1385808#

        Buradaki gerilemenin önemli bölümü otomobil ve ziynet eşyasından kaynaklanıyor.

        Altın ithalatındaki düşüşte ise hem talebin zayıflaması hem de fiyat hareketleri etkili oldu.

        Kısacası ekonomi yönetimi iç talebi soğutmak istiyordu.

        Veriler bunun gerçekleştiğini gösteriyor.

        Büyüme var ama hız kesiyor

        Toplam ithalatın ilk yedi ayda yüzde 4.7 artması ne aşırı güçlü ne de durgun bir ekonomiye işaret ediyor.

        Bu oran bize üretimin sürdüğünü, yatırımların devam ettiğini ancak talebin kontrollü biçimde yavaşladığını anlatıyor.

        Başka bir ifadeyle ekonomi hâlâ büyüyor ama daha düşük viteste ilerliyor.

        Enflasyonun sınırlı gerilemesinin nedeni de tam burada yatıyor.

        Üretim devam ediyor.

        İstihdam devam ediyor.

        Gelir oluşmaya devam ediyor.

        Talep tamamen ortadan kalkmıyor; sadece hız kesiyor.

        Dolayısıyla fiyatlar üzerindeki baskı da bir anda kaybolmuyor.

        Dengenin ince çizgisi

        Ekonomi yönetiminin önündeki en büyük sınav da burada başlıyor.

        Yatırımı ve üretimi canlı tutarken tüketimi kontrollü biçimde yavaşlatmak kolay bir denge değil.

        Frene fazla basılırsa üretim de durur. Gaz fazla açılırsa enflasyon yeniden hızlanır.

        Bugünkü ithalat verileri ise bu ince çizgide yüründüğünü gösteriyor.

        Makine ithalatı artıyor. Hammadde ithalatı artıyor.Tüketim ithalatı geriliyor.

        Bu tablo, ekonominin tamamen soğutulmadığını, sadece hararetinin düşürülmeye çalışıldığını anlatıyor.

        Sonuç olarak ithalat rakamları bize yalnızca dış ticareti değil, ekonominin kalp atışını da gösteriyor. O kalp bugün daha yavaş ama düzenli atıyor. Asıl soru, bu ritmin fiyat istikrarını sağlayacak kadar yavaş, büyümeyi koruyacak kadar güçlü olup olmadığı.

        Ekonomide her şey ölçüdür, ne eksik ne fazla. Bugünkü ithalat verileri de tam olarak bunu söylüyor.

        Talep tamamen kesilmediği, üretim ve yatırım sürdüğü sürece büyüme de enflasyon da birlikte yol almaya devam edecek. Bu nedenle dezenflasyon süreci ilerliyor ama hızlanamıyor, çünkü ekonominin motoru hâlâ çalışıyor.

        Son söz: "Ne kadar ekmek, o kadar köfte." Anadolu halk deyişi