Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Bitcoin dururken niye borsa çıldırdı?
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Son yıllarda en oynak yatırım aracı olarak kriptoları veya bu varlık sınıfının en büyüğü Bitcoin’i biliyorduk. 2026 yazında bu ezber bozuldu.

        30 günlük gerçekleşen volatilite Güney Kore borsa endeksi KOSPI'de yaklaşık %57-60'a yükselirken, Bitcoin'in volatilitesi %47 civarında kaldı. Böylece ilk kez gelişmiş bir ülkenin ana borsa endeksi, Bitcoin'den daha volatil bir hale geldi.

        Daha da ilginci, bunun nedeni ne savaş, ne bankacılık krizi, ne de büyük bir şirket iflasıydı.

        Sorun çok daha derinde, piyasanın kendisindeydi.

        Güney Kore'de yaşananlar sadece bir borsa çöküşü değil, finansal mimarinin nasıl bozulabileceğinin çarpıcı bir örneği oldu.

        Bir yılda yüzde 206 yükseldi

        Her şey yapay zekâ rüzgârıyla başladı.

        Samsung Electronics ve SK Hynix, küresel yapay zekâ yatırımlarının en önemli çip tedarikçileri haline geldi.

        Dünyanın dört bir yanından fonlar bu iki hisseye yöneldi. AI çılgınlığıyla birlikte Samsung ve SK Hynix'in piyasa değeri olağanüstü büyüdü. Bu iki şirket zaman zaman KOSPI'nin yarısından fazlasın, hatta yüzde 70 kadarını temsil eder hale geldi.

        Yani endeks artık 900 şirketi temsil etmiyor, büyük ölçüde iki çip üreticisinin hareketini yansıtıyordu. Bu yoğunlaşma riskini beraberinde getirdi.

        Güney Kore borsası 19 Haziran’daki zirve seviyesinde son bir yılda yüzde 206 prim yaparak tarihinin en güçlü yükselişlerinden birini yaşadı.

        Coşkunun hâkim olduğu günlerde kimse riskten söz etmiyordu. Tam tersine, birçok yatırımcı bunun daha başlangıç olduğuna inanıyordu.

        İşte en büyük risk tam burada doğdu.

        Endeks iki şirketin gölgesinde kaldı

        Yerli ve yabancı yatırımcıların ilgisi ile Samsung ve SK Hynix'in piyasa değeri olağanüstü büyüdü. Endeks giderek birkaç şirketin hareketine bağımlı hale geldi.

        Kâğıt üzerinde 900 civarında şirket işlem görüyordu. Gerçekte ise piyasanın yönünü iki hisse belirliyordu. Bu durum tek başına bile önemli bir kırılganlıktı.

        Ama asıl hata henüz yapılmamıştı. Mayıs ayında düzenleyici kurum, Samsung ve SK Hynix üzerine kurulmuş iki kat kaldıraçlı tek hisse ETF'lerine, yani borsa yatırım fonlarına izin verdi.

        Amaç yatırımcılara yeni ürünler sunmaktı.

        Ancak bu ürünlerin doğasında önemli bir özellik vardı. Fiyat yükseldiğinde daha fazla hisse almak, fiyat düştüğünde ise daha fazla satmak zorundaydılar.

        Yani girdikleri pozisyonları büyütüyorlardı. Yükselişi daha güçlü yükselişe, düşüşü ise daha sert düşüşe dönüştürüyorlardı.

        Finans literatürünün "pozitif geri besleme" dediği mekanizma tam da buydu.

        Kırk günde yüzde 44 kayıp

        Yükseliş bir noktadan sonra tersine döndü. ETF'ler bu kez otomatik satış yapmak zorunda kaldı.

        Satışlar fiyatları düşürdü. Düşen fiyatlar daha fazla satış üretti. Ve zincirleme reaksiyon başladı.

        40 günde Güney Kore borsası yüzde 44 geriledi. Borsa endeksi KOSPI 19 Haziran’da 9.386’dan 29 Temmuz’da 5.263’e indi.

        Daha önce yapay zekâ coşkusunun sembolü olan piyasa, bu kez finansal mimari tartışmalarının merkezine oturdu.

        Çünkü Bitcoin'de böyle zorunlu yeniden dengeleme yapan dev mekanik alıcı ve satıcılar yoktu.

        KOSPI'de ise bazı fonlar ne olursa olsun işlem yapmak zorundaydı.

        İşte bu nedenle piyasanın doğal fiyat mekanizması bozuldu.

        Sonuçta tarihte ilk kez gelişmiş bir ülke borsasının 30 günlük oynaklığı yüzde 57 ile Bitcoin'in 10 puan üstüne çıktı.

        Bu, şimdilik bir istatistiksel veri ama gelecekte finansal sistem açısından güçlü bir uyarı haline de gelebilir.

        Manipülasyon vardı ama manipülatör yoktu

        İşin en dikkat çekici tarafı da buydu. Ortada klasik anlamda suç teşkil eden bir manipülasyon yoktu. Kuralları ihlal eden organize yatırımcı grupları bulunmuyordu. Herkes mevcut düzenlemelere uygun hareket ediyordu.

        Sorun, kuralların kendisindeydi.

        İyi niyetle tasarlanmış finansal ürünler, yanlış kurgulanmış bir piyasa mimarisinin parçası haline gelmişti.

        Belki de finans tarihinde ilk kez manipülatör insanlar değil, ürünlerin tasarımıydı.

        Yatırımcılar bu kez siyaset sahnesine çıktı

        Kore borsasında kayıplar büyüdükçe tepki de büyüdü. Düzenleyiciler geri adım attı. Kaldıraçlı tek hisse ETF'lerin önüne sınırlamalar getirdi. Piyasa otoritesi kamuoyu önünde özür dilemek zorunda kaldı.

        Ancak en dikkat çekici gelişme bunların da ötesindeydi.

        Kendilerini mağdur hisseden 100 binlerce genç, yaşlı bireysel yatırımcı örgütlenme yoluna gitti ve ilk kez kendi siyasi partilerini kurmak için harekete geçti.

        Belki seçim kazanamayacaklar, belki kısa ömürlü olacaklar. Ama verdikleri mesaj, çıkardıkları ses ve etkileri çok güçlü olacak.

        Güney Kore neden hepimizi ilgilendiriyor?

        Burada mesele Güney Kore’nin ötesine geçiyor.

        Mesele aynı finansal mimarili varlıkların dünyanın en büyük piyasalarında da hızla yayılıyor olmasında.

        Bugün Wall Street'te Nvidia, Tesla, MicroStrategy ve benzeri hisseler üzerine kurulmuş kaldıraçlı tek hisse ETF'leri büyüyor. Pasif fonların ve algoritmik işlemlerin ağırlığı her geçen gün artıyor.

        Dolayısıyla Güney Kore'de yaşananlar yalnızca yerel bir piyasa kazası olarak kalmayabilir. Belki de küresel finansın geleceğine tutulmuş bir projektör de olabilir.

        Yeni riskin adı: Piyasa mimarisi

        Uzun yıllardır hisse senedi yatırımcıları riskleri şirket bilançolarında arıyor. Yaşanan Güney Kore örneği bize başka bir gerçeği gösterdi.

        Bazen risk şirketlerin üzerine inşa edilen finansal ürünlerde birikiyor.

        Bir sonraki küresel sarsıntının nedeni kötü bilançolar değil, iyi niyetle tasarlanmış ama yanlış kurgulanmış piyasa mekanizmaları da olabilir.

        Ve belki de önümüzdeki yılların en önemli sorusu şu olacak: Piyasalar hâlâ şirketleri mi fiyatlıyor, yoksa şirketleri artık finansal ürünler mi yönetiyor?

        Son söz: "Finansal yenilikler, denetlenmedikleri zaman istikrar üretmek yerine kırılganlık üretir." Hyman Minsky