Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        19. yüzyılda, İspanya İç Savaşı sırasında bestelenen ‘Ay Carmela’, Kürt Tiyatrosu’nun başarılı ekiplerinden Seyr-i Mesel’in kadrajından yeniden sahnede, hem de Kürtçe versiyonuyla…

        “…Ebro’nun ordusu / rumba la rumba la rumba la / bir gece nehri geçiyordu / ay carmela / ay carmela / fakat bombalar hiçbir şeye yaramaz / rumba la rumba la rumba la / kalplerin attığı yerde / ay carmale / ay carmela / karşı saldırı çok güçlü /… verdiğimiz mücadele aynı / rumba la rumba la rumba la / yemin ediyoruz savaşmaya / ay carmela!” Böyle nidalanıyor kış-karını bir türlü göstermeyip, sanki başka sorunları yokmuşçasına kent insanlarını, efkara bulayan İstanbul akşam sefası! (Es notu: Biraz sakin reca edicem! Memleketim coğrafyasının Doğu illeri, alemin Kuzey sınırları, her daim eksilerde soğuk ve kar altında; kent bünyeleri -ortaöğretimde, sıra arkası duvarda asılı, dört mevsim panosunu hatırlayınız- bir avuç yağmur suyuyla boğuluyormuş hissiyatına bürünüp, ortalığı velveleye vermeyiniz!)

        Ay Carmela için biraz daha volume rica ediyorum; dile kolay, bu ‘bir özgürlük şarkısı’dır İspanya İç Savaşı’ndan yadigar; öyle mırıldanıp da geçmek yakışık almaz!

        SEYR-İ MESEL’DEN KÜRTÇE VERSİYON AY CARMELA!

        Üşenmeyip, hafızayı tazelerseniz de Ay Carmela’nın başka versiyonlarını hatırlayabilirsiniz. (Hele ki ‘dostların arasındayız, güneşin sofrasındayız’ diyen Bandista modeli, kulakların pasını siler türden!) Mevzumuz neden mi Ay Carmela!? Geçenlerde, Kürtçe tiyatro güzergahında, şükela işlere imza atan Seyri Mesel’in yeni şahaneliği Ay Carmela’nın dikizindeydim. Malumunuz hikayeyi, kitap, beyazperde ve tiyatro halinden biliyorsunuz. Sistem gediklisi, çarkını 2014’te de en iştahlısından işletip çevirdiğinden uzak değiliz konuya, ama bu defa İspanyolca halinin, Kürtçe hemhaliyle karşımızda! Hem görsel, hem de işitsel bir şölen sunan oyunu ve bu kıvamında anlatıyı ortaya çıkaran ekibi, sıcağı sıcağına sizlerle paylaşmak istedim. Belki son zamanların yaşanan haybin saçmalığına, ilaç olur niyetine! Sizler, oyun için yollara düşmeden önce alıştırma/yakınlaştırma olur mahiyetinde, ‘Seyr-i Mesel kimdir?’ diyen meraklıları mest edeyim diyorum. İşte mekanlarının sıcak soba yamacında kelama düştüğüm Seyr-i Mesel ekibinden Güler, Nurten ve İbrahim’den, bana kalıp da size dökülenler…

        Seyr-i Mesel’in tiyatroda ve hayattaki derdi nedir?

        20 yıllık teatral bir geçmişe sahip olan ve şu anda 10 kişi ile yoluna devam eden bir grubuz. 2002’nin Kasım ayında, bir araya gelen bir grup tiyatrocunun, sanatın önünde engel teşkil edebilecek tüm kalıplardan ve bağlardan uzak, kendi sanatını üretebilmek için bir mekan arayışına girmesi ile oluştu Seyr-i Mesel. Şu anda içinde bulunduğumuz mekanı, bulup, el birliğiyle bir sanat atölyesine dönüştürdük. Adımızın hikayesi ise: Seyretmekten gelen ‘seyir’ ve söylence, hikaye anlamında kullanılan ‘mesel’in birleşmesinden oluşan ve bu coğrafyada kullanılan birçok dilde ortak anlama sahip olan ‘Seyr-î Mesel’ bir meselin, masalın ya da hikayenin izlencesi anlamına gelmekte. Aynı zamanda ‘mesel’in bir diğer anlamı Brecht’in tiyatro anlayışında kullanılan ön çalışma yöntemidir. Daha sonra çalışmaların sadece tiyatro ile sınırlı kalmaması ve bir kültür sanat kurumuna dönüşmesi için de Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi adını aldık. Seyr-î Mesel Tiyatrosu, bu atölyenin, bir tiyatrosu olarak yoluna devam etmektedir.

        AYNI KAYNAKTAN GELİYORUZ AMA BİRARAYA GELEMİYORUZ

        Kürt Tiyatrosu üzerine mesai harcayan bir ekip olarak sesinizi duyurmak isterken içine kaçırtan durumlar neler?

        Kürt Tiyatrosu’nun sorunları saymakla bitmez. (Gülüyor.) Yazılı metinlerin çok az olması, ekonomik problemler, oyunların sahnelenmesi için yeterli desteğin olmaması ve ciddi bir şekilde eleştirinin yapılmaması vb. konular... Yine tanıtım, en önemli sorunlarımızdan bir diğeri. Oyunlarımızın seyirci ile buluşması için ayrıca bir efor harcamamız gerekiyor. Çünkü kısıtlı, hatta olmayan bir bütçeyle sesimizi duyurmaya çabalıyoruz.

        Kürtçe tiyatro yapan az grubun olduğunu biliyoruz; birarada yahut bir oluşumda buluşma/paslaşma yapabiliyor musunuz?

        Kürt Tiyatrosu, son yıllarda, grupların da artmasıyla biraz daha görünürlük kazanmaya başladı. Ama bu yeterli değil. İstanbul’da, 4 ya da 5 gruptan bahsedebiliriz. Bunun dışında Kürt bölgesinde gruplar var, Diyarbakır’da Şehir Tiyatrosu var. Kurumlara bağlı tiyatro grupları var. Bu grupların bir araya gelme çabaları oldu tabi, İstanbul’da bir dönem böylesi bir durum vardı. Kürt Tiyatrocuları bir araya gelip, sorunlara ortak çözümler yaratabilir mi diye konuşuldu. Sonra Diyarbakır’da yine bir araya gelindi; çözüm önerileri sunulup, kararlar alındı. Ama maalesef ki pratik anlamda herhangi bir adım atılamadı. Bazı hassasiyetler ortak hareket etmemizi engelliyor sanırım. İstanbul’daki Kürt grupları bile bir araya gelip, bir şeyler yapma konusunda çok zorlanıyorlar. Başlatılan bir hareketin devamı gelemiyor. Yine benzer hassasiyetler buna engel oluyor sanırım. Çünkü İstanbul’daki bütün gruplar, aslında birbirinden doğmuş, bölünerek çoğalmış. Mesela Teatra Jiyana Nû grubundan Seyr-î Mesel doğdu, Seyr-î Mesel’den de diğer gruplar. Yani birbirimize yabancı değiliz, aynı kaynaktan geliyoruz ama bir araya gelemiyoruz.

        ZORLUKLARA RAĞMEN KÜRT TİYATROLARI ARTIYOR

        Gelinen son noktada Kürt Tiyatrosu’nu nasıl değerlendiriyorsunuz, zira yurt dışında da sahnelemeler yapıyorsunuz, algıdan bahsedelim?

        Kürt tiyatro gruplarının her türlü zorluğa rağmen günden güne artıyor olması umut verici. Her grup kendi teatral deneyimlerinden yola çıkarak bu alandaki arayışlarını sürdürüyor. Bu Kürt seyircisi için de önemli, çünkü farklı bakış açılarından süzülen oyunları izleme ve tartışma imkanları bulabiliyorlar. Yurt dışı turnemizde (Viyana ve İsviçre) bizi en çok etkileyen şey seyirci profiliydi. Can kulağıyla oyunumuzu izleyen seyircilerimizle buluştuk. Tabii bu bizim için en değerli şey. Yaptığınız işin değeri açığa çıkıyor.

        Atölyede neler oluyor?!

        Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi, uzun yıllardır çeşitli atölye çalışmaları yürüttü ve yürütmeye de devam ediyor. Öncelikle tiyatro atölyeleri ile başladık yola. Sonrasında müzisyen arkadaşların dahil olmalarıyla enstrüman atölyeleri başladı ve buna resim, sinema, Kürtçe dil atölyeleri de eklenince bayağı geniş bir profilimiz oldu. Tabi her dönem değişiyor daha çok talebe göre başlatıyoruz atölyeleri. Şu anda başlatmayı düşündüğümüz tiyatro, enstrüman ve dil atölyeleri var. Bunlar yine talebe göre açılacak. Yalnız bir kurs gibi ele almıyoruz, adı üstünde atölye çalışmaları yapıyoruz. Bu anlamda da herkese açığız.

        AY CARMELA KÜRTÇE’DE İLK KEZ SESLENDİRİLDİ

        Ay Carmela’nın sahneye çıkış sürecinden bahsedelim? Hikaye, sahneye çevrilirken ne gibi değişimler geçirdi ve bu hikayeyi seçmenizdeki en büyük etken?!

        Jose Sanchis Sinistera’nın İspanya İç Savaşı’ndan yola çıkarak çok ciddi militarizm eleştirisi yaptığı ‘Ay Carmela!’, bizi çok derinden etkilemişti. Çünkü; oyunun başında kurulan ‘Bu olay 1938’de Belçite’de yaşanmamıştır’ cümlesi her şeyi anlatıyordu. Bitmeyen savaş her yerdeydi ve bu topraklar da artık fazlasıyla gerçek bir barışa susamıştı. Franco yanlısı milliyetçilerin eline geçen üç tiyatrocunun hayatını sahneye taşımaya karar verdik. Hiç bir uyarlama yapma gereksimi duymadık çünkü oyun Kürt coğrafyasında, yaşanılan acılarla fazlasıyla örtüşüyordu. Metnin yapısını bozmadan belirli bölümlerde kısaltmalar gerçekleştirerek Kürtçe’ye çevrildi. Dünya devrim şarkıları arasında bulunan Ay Carmela ve Mi Jaca şarkıları için özel bir çalışma yaptık. Birçok versiyonu bulunan Ay Carmela ve Mi Jaca, Kürtçe’de ilk kez seslendirildi ve stüdyoda kayıt altına alındı. Dans ağırlıklı bir oyun olduğu için, uzun bir süre Flemenco dersleri alındı. Aynı süreçte kendi hayat hikayelerimizden yola çıkarak oyunun dramaturji çalışması yapıldı. Bu süreç bizim için önemliydi, çünkü yaşadığımız acılarla yüzleştiğimiz bir dönemdi. Pablo Picasso’nun, İspanya İç Savaşı’nda, Nazi Almanyası’na ait savaş uçakları tarafından Guernica şehrinin bombalanmasını anlatan ünlü Guernica tablosu, hem dekor tasarımında, hem de parçalanmışlığı anlatmamızda bize yol gösterdi.

        ELEŞTİRMENLER DAHA ÇOK POPÜLER OYUNLARI İZLİYORLAR

        Sizce teatral sıkıntılar(ınız) neler ve çözüm önerileriniz var mı?

        Özellikle büyük prodüksiyonlu tiyatroların dışında kalan bizim gibi kendi yağı ile kavrulan gruplar için ekonomik sıkıntıların önüne geçebilmek en büyük isteğimiz. Bunun için ödenekler sağlanmalı ama Türkiye’de bunun ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Daha önce ödenek alan tiyatrolar bile son dönemde yaşanan sıkıntılardan kaynaklı bundan mahrum kaldılar. Biz ise zaten almıyorduk. Kürt Tiyatrosu macerasının içine atılmış bizim gibi grupların, bu sıkıntıların önüne geçebilmesi için ciddi bir örgütlenmeye ihtiyacı var. Yine bir diğer problemli nokta, oyuncu sıkıntısı ki bu da direk ekonomiyle alakalı, yeni oyuncular katamıyoruz tiyatroya. İnsanlar daha çok ekonomik olarak kendilerini idame ettirebilecek tiyatrolara ya da TV dünyasına yöneliyorlar. Yazılı Kürtçe oyun teksti eksikliği, değerlendirme yapabilecek eleştirmen eksikliği yine diğer problemler.

        Eleştirmenlerin tercihi?!

        Eleştirmenler daha çok popüler grupları izleyip, onları yazmayı, değerlendirmeyi tercih ediyorlar. Ya da gidip birebir ilişi kurman gerekiyor eleştirmenlerle ama bu da doğru eleştirinin önünü kapatabiliyor... Zaten Kürt Tiyatrosu’nda nasıl ki yazarlarımız yok denecek kadar azsa, eleştirmenlerimiz hiç yok. Çözüm önerilerine gelince; tek başına bir tiyatronun yapabileceği bir şey yok, bir araya gelip kaygılardan, hassasiyetlerden uzak, ortak çözüm yolları üretmek, ortak mücadele etmek en doğrusu gibi.

        ATÖLYEDE ŞİİR VE FİLM GÜNLERİ GERÇEKLEŞECEK

        Projeleriniz, yeni oyunlar ve yapmak istedikleriniz?

        Bizim için bu yıl, yoğun geçecek; dinletiler, söyleşiler, şiir ve film günleri gerçekleşecek atölyede. Bunun için çalışmalara başladık. Farklı kesimlere ulaşıp, onları dahil etmek programlarımıza hem katılımcı, hem de izleyici olarak, bunlar tabi atölye boyutu ile hedeflediklerimiz arasında. Ayrıca tiyatromuzun kendi sahnesi var, bu sahnenin de dışarıdan gelecek gruplara açık olduğunu belirtmek isteriz. Çalışmalarına başladığımız yeni bir oyun daha var, netleşince sizlerle de paylaşacağız. Ayrıca yurt içi ve yurt dışı turne düşüncemiz var.

        İçimden geldi notu: José Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, A.Rahman Çelik’in çevirdiği, Nurten Demirbaş’ın yönettiği, Güler İnce ve İbrahim Turgay’ın rol aldığı oyunun, müzik düzenlemelerini Merdan Zirav, dans koreografisini Nesrin Ekici, dekor İsmail Demirel, Dilek Eniş, kostüm Derya Uygurlar, ışık ve teknik tasarım Nihat Çapar, Alişan Önlü, Sinan Serdaroğlu, afiş Serpil Odabaşı ve A.Rahman Çelik üstleniyor. Oyunu, Şubat ayı boyunca, her perşembe, saat 20.00’de seyredebilirsiniz. Adres: Şehit Muhtar Mh. İmam Adnan-Nane Sk. No:5/4 Beyoğlu Tel: 212 244 97 89 / 536 633 9854 Şimdilik eyvallah!

        Diğer Yazılar