Hamilelikte yaşanan şiddet veya stresin bebeğe etkileri
İnsanın sağlığının temeli, hamilelik döneminde, anne karnındayken başlıyor. Annenin duygusal sisteminin bir parçası olarak büyüyen bebek, onun yeme içme alışkanlıklarından, fiziksel hareketlerinden etkilenmiyor, aynı zamanda onun bütün ruhsal çalkantılarından, mutluluğundan-mutsuzluğundan da etkileniyor. Onunla birlikte yiyor, içiyor ve onunla birlikte hissediyor. Annenin, hamilelik boyunca yaşadıkları sadece annenin psikolojisini değil, çocuğun da psikolojisini etkiliyor. Klinik Psikolog Dr. Ayşe Bombacı ile hamilelikte yaşanan kronik stresi ve bunun bebeğe etkilerini konuştuk.
Birçok şeyi zaten biyopsikososyal açıklarız. Toplum tarafından idealize edilmiş bir annelik kurgusu var. Hem hamilelik boyunca hem de doğum sonrasında “Çok mutlu olacağım, en tatlı bebeğe sahip olacağım” gibi bir algı var. Mükemmel anne resmi var ve kadınlar buna ulaşmaya çalışırken giderek yalnızlaşıyorlar. Sosyal medyada da böyle bir çılgınlık var, herkes en mutlu olduğu anları paylaşıyor. Kimse derbeder olduğu anın fotoğrafını koymuyor, ancak hayat bu değil.
İkisi de... Çünkü ikisi de travma. Eğer içinde yaşadığın sosyal sistem artık sana güven vermiyorsa ve tehlikede olduğun yönünde algın keskinleşmişse bu sende sürekli bir strese yol açıyor ve beden daha fazla stres hormonu, kortizon salgılıyor.
Zor bir bebeklik döneminden tutun da ileriki yaşlara kadar depresyon, davranış bozuklukları, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon bozuklukları, içe kapanıklık, saldırganlık gibi davranış ve duygusal gelişim problemlerinin annenin hamilelik döneminde geçirdiği stres yaşantıları ile ilişkili olduğu saptandı.
Hamilelikten başlayıp bebek 5 aylık oluncaya kadar süren bir araştırma yaptık ve stresi bulgulayan pek çok kriteri inceledik. Buna göre ilk aşamada anne ve bebek yüz yüze bakarak oyun oynuyorlar. Araştırmadaki grupları ikiye böldük: Hamilelikte stres yaşamış annelerle herhangi bir sıkıntısı olmayan anneler olarak. Ve fark ettik ki oyundan sonraki aşamada anne ifadesiz bir yüz takındığında bebekle iletişimini beklemedik anda kestiğinde bebekler bunu iki aydan itibaren algılıyorlar, aralarında güvenli bir ilişki kurulmuşsa bebek hemen anneyi yeniden kazanmaya çalışıyor. Bu da bize bebeklerin ilişkide ne kadar yetkin ama aynı zamanda sosyal ilişkiye muhtaç olduklarını söylüyor.
Plasenta bebeği, hamilelik boyunca olabilecek her türlü zararlı maddeden korur. Lakin bu koruma yüzde yüz değildir. Eğer annenin yaşadığı stres çok yüksekse, kronik bir şekilde sürüyorsa; evde şiddete uğruyorsa plasenta koruyamıyor. Almanya’da yapılmış bir çalışma var: Evde şiddete maruz kalmış, üç gruba bakılıyor. Hamilelik öncesi, hamilelik boyunca ve hamilelik sonrasında şiddet görmüş kadınlar. Hamilelik döneminde evde şiddet görmüş kadınların çocukları 14 yaş civarında daha fazla stres tepkisi veriyorlar. Yani stresli anneler stresli bebekler dünyaya getiriyorlar. Kadına yapı lan şiddet aslında taşıdığı bebekte de hayat boyu sürecek etkilere sebep olabiliyor. Hamilelikte şiddet gören annelerin çocuklarında çatışma anlarında kaçma veya saldırgan tepkiler göze batarken, kontrol grubundakiler düşünüp taşınıp sakin kalmayı tercih etmişler.
Düzeltilir. Beyin, kullanıma bağlı olarak gelişen bir organ. Hamilelik depresyonu birçok kadının yaşantıladığı bir durum. Hamileye iyi bakmak denince aklımıza yeme-içme, ultrason filan geliyor. Psikolojik destek de olmalı. Hamilelik depresyonu, doğum sonrası depresyona yol açan en önemli sebep. Türkiye’de 5 kadından 2’sinde doğum sonrası depresyonu görülüyor.
Sadece bedenlerine değil duygusal hallerine de özen göstermek lazım. Psikolojik olarak da beslemek lazım… Edinburgh doğum sonrası depresyon ölçeği testini yaparak kendi kendilerini değerlendirsinler. Bu bir tarama testi. Depresyon için risk altında olup olmadığını anlıyorsun. 13 puanın üzerindeyse riskin çok fazla; destek al!
Almanya Heidelberg Üniversitesi Psikiyatri Kliniği’nde, hamilelikteki stres yaşantıları (prenatal stres), doğum sonrası depresyon, anne-bebek ilişkisi ve tedavisi konularında bilimsel ve klinik çalışmalar yaptım. Aynı üniversiteden aldığım doktora derecem de yine prenatal stres ve etkileri konusuna dayanır.
- Kronik hastalıkların asıl kaynağı...7 yıl önce
- Can sıkıntısı tarihe karışırken7 yıl önce
- 'Yolumuz eğitim yolu sevgi yolu...'7 yıl önce
- Daniel Siegel 'Farkındalığın bilimi'ni öğretmeye geliyor7 yıl önce
- Kitap dünyasında ne var ne yok?7 yıl önce
- Öğretmen robotlara 5 kala...7 yıl önce
- Teknolojik okuryazarlık artık 0-2 yaştan başlıyor7 yıl önce
- 'Fark yaratan ebeveynler' ile daha iyi bir gelecek mümkün mü?7 yıl önce
- 'Kek yapmak da matematiğe dahil'7 yıl önce
- Var olan annenin yokluğu7 yıl önce