Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

AK Parti’nin Musevi kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Tina Alharal’a götürdüğü teklif, bana yok yere peynir konusundaki zenginliğimizi hatırlattı.

Türkiye’de 350 çeşit peynir vardır ama bunun AK Parti’yle ilgisi ne?

Eski Fransa Cumhurbaşkanı General De Gaulle, 65 yıl önce Türkiye ziyaretinde 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından bir yemekte kabul edilir.

İkili arasındaki sohbet sırasında De Gaulle, bir ara İnönü’ye, “Bizim 245 çeşit peynirimiz var. Tüm peynir çeşitleriniz bunlar mı?” deme gafletinde bulunur. İnönü, “Bizim 350 çeşit peynirimiz vardır” deyince çok şaşıran Fransız Cumhurbaşkanı’nın ağzından ister istemez şu cümle dökülüverir.

- “350 çeşit peyniri olan bir ülkeyi yönetmek kolay değildir”

De Gaulle’ün şaşırması boşuna değil. Sütle ilgili 350 çeşit fikri olan bir toplumun kendiyle alakalı da tek bir düşünce üzerinde uzlaşması mümkün mü?

Bırakın Bitlis’le İzmir’i, Bursa’yla Diyarbakır’ı, acaba Alsancak’la Limontepe’de, Mavişehir’le Çamdibi’nde aynı şeyleri söyleyip aynı tepkileri almak olası mı?

Kitle partisi olma iddiasını taşıyan AK Parti’nin de CHP’nin de açılım dahil tüm kritik mevzularda zik zaklar ve manevralarla, mehter takımı gibi iki ileri bir geri gitmesi biraz da bu yüzden sanırım.

Neticede bu kadar çeşitli ve farklı taleplere sahip Türkiye’de siyaset yapmak, tek bir dil tutturmak kolay değil.

Ancak AK Parti’nin özellikle İzmir’deki durumunun bu çizilen tablodan biraz daha karışık olduğu da aşikar. Türkiye’nin geri kalanında neredeyse hiç duymadıkları bir meşruiyet sorunsalını İzmir’de her an enselerinde hissediyorlar.

Bu nedenle Musevi kökenli bir vatandaşımızı partiye davet etmeleri ilk bakışta bu meşruiyet arayışının bir sonucu gibi duruyor.

Ama Alharal’ın, diğer birçok kadın, gayri müslim ve alevi gibi partinin ‘kozmetik unsuru’ olmaktan öteye gitmesi için öncelikle AK Parti’nin kendi kadrolarını ikna etmesi gerekiyor.

Tabii tüm bunlar, 7 yıl önce yine İzmirli bir levanten olan Policarbo Sergio’nun koşar adım girdiği partiden aynı hızla uzaklaştığı düşünülünce daha büyük anlam kazanıyor.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
Diğer Yazılar